Tom, Mary ve John'un konuşmasına kulak misafiri olmaktan kendini alamadı.Tom couldn't help overhearing Mary and John's conversation.
Tom, Mary'nin onun hakkında söylediği şeye kulak misafiri oldu.Tom overheard what Mary said about him.
Söylediğine kulak misafiri oldum.I overheard what you said.
Kulaklarım kırmızı mı?Are my ears red?
Kulaklarım kızarmış mı?Are my ears red?
Tom'a göz kulak olur musunuz?Could you please keep an eye on Tom?
Tom çocuklara göz kulak oldu.Tom kept an eye on the children.
Tom'a göz kulak olur musun?Could you keep an eye on Tom?
Tom'a göz kulak olabilir misin?Can you keep an eye on Tom?
Tom Mary'nin John'la konuşmasına kulak misafiri oldu.Tom overheard Mary talking with John.
Seninle burada konuşamam. Birisi bize kulak misafiri olabilir.I can't talk to you here. Someone might overhear us.
Tom, Mary'nin John ve onun onun hakkında konuştuğuna kulak misafiri olduğunu biliyordu.Tom knew that Mary had overheard John and him talking about her.
Tom, Mary'nin John ve onun onun hakkında konuşmasına kulak misafiri olmamasını diledi.Tom wished that Mary hadn't overheard John and him talking about her.
Burada kal ve Tom'a göz kulak ol.Stay here and keep an eye on Tom.
Kalıp, çocuklara göz kulak olabilir misin?Can you stay and watch the children?
Bana neye kulak misafiri olduğunu söyle.Tell me what you overheard.
Tom bana konser için kulaklık takmam gerektiğini söyledi.Tom told me I should wear earplugs to the concert.
İyi bir müzik kulağı var.He has a good ear for music.
O, sağ kulağını deldirdi.She got her right ear pierced.
Tom, Mary'nin kulağına bir şey fısıldadı.Tom whispered something in Mary's ear.
Tom konuşmamıza kulak misafiri oldu.Tom overheard our conversation.
Ve sonra Mary eğildi ve Tom'un kulağına bir şey söyledi.And then Mary leaned over and said something in Tom's ear.
O bir kulağı açık uyudu.She slept with one ear open.
Tom her zaman bir kulağı açık uyur.Tom always sleeps with one ear open.
Hepimizin kulakları var.We've all got ears.
Kulaklarımı deldirebilir miyim?Can I get my ears pierced?
Sadece Tom'a göz kulak olabilir misin?Can you just keep an eye on Tom?
Bunu kulanamazsın.You can't use this.
Kulaklarımı kapattım.I covered my ears.
Kulağıma "Seni seviyorum" diye fısıldayıp ardından beni yanağımdan öptü.He whispered "I love you" into my ear and then kissed me on the cheek.
Buna göz kulak ol.Keep an eye on it.
Onlara göz kulak ol.Keep an eye on them.
Tom sadece orada durdu, kulağını kaşıyordu.Tom just stood there, scratching his ear.
Tom sağ kulağından tamamen sağır.Tom is completely deaf in his right ear.
Tom ellerini kulaklarının üzerinde tuttu.Tom held his hands over his ears.
Tom öne doğru eğildi ve Mary'nin kulağına fısıldadı.Tom leaned forward and whispered into Mary's ear.
Tom sadece kulaklarından birini deldirdi.Sanırım o sol olanıydı.Tom just got one of his ears pierced. I think it was the left one.
Tom kulağını duvara dayadı.Tom pressed his ear against the wall.
Tom Mary'nin John'la tartıştığına kulak misafiri oldu.Tom overheard Mary arguing with John.
Tom kulağı ağır işitiyor gibi davranıyordu.Tom pretended to be hard of hearing.
Tom parmaklarını kulaklarına soktu.Tom stuck his fingers in his ears.
Sanki kulağına su kaçmış gibi başını sallıyor.He's shaking his head as if he had water in his ears.
Sanki kulağına su kaçmış gibi kafasını sallıyor.He's shaking his head as if he had water in his ears.
Birisi Tom'la konuşmana kulak misafiri olmuş olabilir.Somebody might've overheard your conversation with Tom.
SenTom'la konuşurken birisi kulak misafiri olmuş olabilir.Somebody might've overheard you talking to Tom.
Biri sana kulak misafiri olmuş olabilir.Somebody might've overheard you.
Arabamın anahtarlarına göz kulak olabilir misin?Could you keep your eye out for my car keys?
Onlar kulaklarını yıkadı.They washed their ears.
Bu cümle dilbilgisel ve sözdizimsel olarak doğru, ancak kulağa çok İngilizce gelmiyor.This phrase is grammatically and syntactically correct, but it doesn't sound very English.
Eşeğin neden böyle uzun kulakları var?Why does the donkey have such long ears?
Bu müzik kulağımı tırmalıyor.That music is grating on my nerves.
Sen yokken evine göz kulak olmak için elimden geleni yapacağım.I'll try my best to look after your house while you're away.
Kulaklarınızı açık tutun.Keep your ears open.
Dışarıda hava soğuk olduğunda kulaklarını kapatan bir şapka giymelisin.You should wear a hat that covers your ears when it's cold outside.
Tom'a göz kulak olacağına bana söz verdin.You promised me you'd take care of Tom.
Bebeğe göz kulak oldu.He took care of the baby.
Tom televizyona kulak vermiyor.Tom's not paying attention to the TV.
Tom'un ağzı kulaklarına varıyor.Tom is grinning from ear to ear.
Senin kulağına fısıldayayım.Let me whisper in your ear.
Onlar can kulağı ile dinliyor.They are all ears.