Ana içeriğe geç
Sözlük

kula ile cümle

kula kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom'la konuştuklarınıza kulak misafiri oldum.I overheard your conversation with Tom.
Konuşmanıza kulak misafiri oldum.I overheard your conversation.
Kulaklarımı deldirdim.I got my ears pierced.
Tom, Mary'ye hiç de kulak asmadı.Tom paid no attention to Mary at all.
Benim kulaklarım kanıyor!My ears are bleeding!
Bir makbuz alabilir miyim lütfen? Parama göz kulak olmam gerekiyor.Could I have a receipt, please? I need to keep track of my money.
Tom'a göz kulak olmak için sana güveniyorum.I'm counting on you to keep an eye on Tom.
Valizine senin için göz kulak olurum.I'll keep an eye on your suitcase for you.
Tom Mary'ye göz kulak olmamı istedi.Tom asked me to keep an eye on Mary.
Tom'un mantığa kulak vereceğinden eminim.I'm sure Tom will listen to reason.
Senin için Tom'a göz kulak olacağım.I'll keep an eye on Tom for you.
Tom kulaklıklarını çıkardı.Tom took out his earplugs.
Tom kulaklıklarını taktı.Tom put on his headphones.
Tom onun kulaklığını çıkardı.Tom took off his headset.
Tom'a göz kulak olacağım.I'll keep an eye on Tom.
Gözler ve kulaklar arasında dört parmaklık bir mesafe vardır.There is a distance of four fingers between the eyes and the ears.
O sadece kulaklarını deldirdi.She just got her ears pierced.
Sesin kulaklarımı kanatıyor!Your voice makes my ears bleed!
Tom kulaklığını taktı, bu yüzden Mary'nin odaya girişini duymadı.Tom had his headphones on so he didn't hear Mary enter the room.
Ben biletleri alırken valizime göz kulak ol.Keep an eye on my suitcase while I buy the tickets.
Tom; Mary ve John'un sohbetine kulak misafiri oldu.Tom overheard Mary and John's conversation.
Tom kulağını kapıya koyup dinledi.Tom put his ear to the door and listened.
Kulak ağrısı dışında kendimi iyi hissediyorum.I'm feeling OK except for the earache.
Tom kulaklıklarından birini çıkardı.Tom pulled out one of his earplugs.
Tom kulaklarını kapattı.Tom covered his ears.
Hey millet, kulak verin!Hey everybody, listen up!
Neden tavşanların uzun kulakları var?Why do rabbits have long ears?
Söylediğin şaka yapıyormuş gibi gelmedi kulağa.You didn't sound like you were kidding.
Tom kulaklarından birini deldirdi.Tom got one of his ears pierced.
Tom sol kulağını deldirdi.Tom got his left ear pierced.
Tom ağzı kulaklarına vararak gülüyordu.Tom grinned from ear to ear.
Tavşanın kulağı kanıyor.The rabbit's ear is bleeding.
Lütfen ekipmanıma göz kulak ol.Please keep an eye on my equipment.
Tom köpeğini kulağının arkasından kaşımak için eğildi.Tom bent down to scratch the dog behind the ear.
Tom sonunda Mary'nin kulağına bağlı bir telefon olduğunu fark etti.Tom finally noticed that Mary had a phone up to her ear.
Tom kulağını kapıya bastırdı, bitişik odada neler olduğunu duymaya çalıştı.Tom had his ear pressed to the door, trying to hear what was going on in the next room.
Tom telefonunu kulağına bastırdı.Tom had his phone pressed to his ear.
Tom John ve Mary'nin konuşmasına kulak misafiri oldu.Tom overheard John and Mary's conversation.
Tom telefon ahizesini aldı ve onu kulağına koydu.Tom picked up the telephone receiver and put it to his ear.
Tom alısün ahizesini alıp kulağına koydu.Tom picked up the telephone receiver and put it to his ear.
Tom Mary'ye doğru yürüdü ve kulağına fısıldadı.Tom walked over to Mary and whispered in her ear.
Tom'un ağzı kulaklarına varıyordu.Tom was grinning from ear to ear.
Tom Mary'nin kulağına fısıldadı.Tom whispered in Mary's ear.
Tom Mary'nin kulağına bir şeyler fısıldadı ve o, başını salladı.Tom whispered something in Mary's ear and she nodded.
Tom Mary'nin kulağına bir şeyler fısıldadı ve o gülümsedi.Tom whispered something into Mary's ear and she smiled.
Tom Mary'nin kulağına bir şeyler fısıldadı.Tom whispered something into Mary's ear.
O, dudaklarını onun kulağına yaklaştırdı ve mırıldandı: "Seni seviyorum."He brought his lips close to her ear and murmured: "I love you."
Tom eğildi ve Mary'nin kulağına fısıldadı.Tom leaned over and whispered in Mary's ear.
Tom onların konuşmasına kulak misafiri oldu.Tom overheard their conversation.
Tom John ve Mary'nin kendisi hakkında konuştuğuna kulak misafiri oldu.Tom overheard John and Mary talking about him.
Tom etrafa baktı ve sonra Mary'nin kulağına bir şey fısıldadı.Tom looked around and then whispered something into Mary's ear.
Ona göz kulak olacak kimse yok.There's no one to look after her.
Erkek kardeşimin müzik kulağı var.My brother has an ear for music.
Tom'la konuşmanıza kulak misafiri olmaktan kendimi alamadım.I couldn't help but overhear your conversation with Tom.
Çocuk kulağını kaşıdı.The boy scratched his ear.
Bugün Tom'a göz kulak olduğunuz için teşekkürler.Thanks for watching Tom today.
Sol kulağımla yine sorun yaşıyorum.I'm having trouble with my left ear again.
Buraya kulaklık almak için geldik.We came here to buy headphones.
Mary, Tom'un cep telefonuyla başka bir kadınla yakından konuşmasına kulak misafiri oldu.Mary overheard Tom talking intimately to another woman on his mobile phone.
Tom kulaklıklarını tekrar taktı.Tom put his headphones back on.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod