Ayrıca sesler kulağa artık çok daha hoş gelecektir.Напротив, их голоса звучали ещё мощнее.
Kulağın arkasından çıkan iki ayrı mavi çizgi daha bulunur.Склейте между собой два синих отрезка.
Ama Isildur buna kulak asmamıştır.Каган не послушал его.
Kulaklarını etrafa çevirebilirler.Он может поворачиваться вокруг своей оси.
Büyük kulaklı devler yeraltında yaşarlar.Представители рода живут в толще губок.
Oyunlara katılabilmek için, kulaklarında en azından 55 dBlik bir duyma kaybına sahip olmaları gerekmektedir.للتأهل للألعاب ، يجب أن يعاني الرياضيون من ضعف في السمع لا يقل عن 55 ديسيبل في "أذنهم الفضلى".
Kalpleri bir kulakçık ve karıncık olmak üzere iki gözlüdür.وَبِما أنَّ كِلا النَّوعين يمتلكان بساطًا شَفَّافًا؛ لِذا بإمكان حدقاتهما إظهار بريق العين.
Valar’ın onlardan korktuğunu kulaklarına fısıldadı.فكانت صحبتهما واحدة، ورحلتهما إلى المشرق واحدة، وسماعهما واحد.
Bu kulağa çok hoş geliyordu.وكان صوته جميلاً..
Kulaklık ve mikrofon içerir.في مكبرات الصوت وفي الميكروفونات.
Kediler mükemmel bir kulağa sahiptirler.لدى فالو طبقة صوت جهيرة.
Kulakları iridir.ويبقى الأذان.
Diğerleri tahminlere veya kulaktan dolma bilgilere dayanır.وغيرهم من الحكماء والمثقفين وأهل الحل والعقد.
Uzun kulakları vardır.لديهم آذان كبيرة.
Kulak düşüklüğü istenmeyen bir durumdur.اسمع، السماع غير ممكن.
Kulakları; gözleri kadardır."눈을 주다" أي يعطى احدا أنتباهه، او ينظر إلى شخص معين.
Başının iki yanına düşük küçük kulakları vardır.لها أذنان صغيرتان مستديرتان.
1992 yılında Kulak Burun Boğaz uzmanı oldu.أصبح مدرسًا معتمدًا للصم في عام 1992 .
Boyunları ve kulakları kısadır.ويتميز بآذانٍ وسيقان قصيرة.
Kalça çıkığı, mide ve kulaklar.ما عدى شعر الرأس والأذنين.
Ksenon klorür ve ksenon florür de eximer (ya da daha doğru bir ifadeyle exiplex) lazerlerde kulanılır.كلوريد زينون فلوريد الزينون المستخدمة في الليزرexcimer (أو، بدقة أكبر، الليزر exciplex).
Sevdiklerin önerilerine kulak kabartmayı sever.الفم كله / يعانق من يحب .
"Türkiye'de kulaklar Fransızca'ya Fransız değil!".ومخترعة سورية، لا فرنسية!".
Kulak kepçesi kıkırdak bir yapıya sahiptir.في حين أن الفم يبتسم ابتسامة عريضة بشعة.
Kulaklar havasız kaldığı için biriken nem mantar enfeksiyonlarına neden olur.لم يعد يستخدم على البشر لأنه يسبب تسميماً أذنياً.
Çünkü “Er Kulaktu”/“Çir Kulaktı” (Yer Kulağı) onu duyar.وَكَانَ عَالِمًا مُقْرِئًا فَصِيحًا فَقِيهًا فَرَضِيًا شَاعِرًا كَبِيرَ الشَّأْنِ».
Çiftçiibrahim, Manisa ilinin Kula ilçesine bağlı bir mahalledir.79.سلسبيل الجنة في نعت كيسان شراب الجنة، مخطوط.
Kulakları gözleri ile doğru orantılır.عوار وهو العيب الذي يصيب العين.
Ağzım kulaklarıma varmıştı.صوتها يرن في أذني على الدوام ..
Çünkü “Er Kulaktu” / “Çir Kulaktı” (Yer Kulağı) onu duyar.ويجيء على قياس قول قطرب أن يقول في سميع: إنه الذي يسمع السر وسامع: في كل شيء.
Kulaklık girişi 2.5 mm'dir.ومَدخل سماعة الرأس بقطر 3.5 مليمتر.
Mihrabın batısında bulunan, tepesi altıgen külahla örtülü minber de özenli bir ahşap işçiliğinin ürünüdür.المنبر الذي يعلوه مخروط سداسي يقع في الغرب من المحراب، وهو أيضا نتاج صنعة خشبية دقيقة .
Tur boyunca yaklaşık €3,25 milyon fonluk para ödülü kulanılır.على الصعيد العالمي، يتم تداول أكثر من 1.5 مليار بطاقة دفع.
Söz kalpten çıkarsa kalbe kadar gider, dilden çıkarsa kulağı aşamaz.إذا خرجت الكلمة من القلب دخلت في القلب و إذا خرجت من اللسان لم تتجاوز الاذن.
Gilgamesh, babası bir tür hayalet ve Kulaba’nın lordudur: 126 yıl.Gilgamexe, seu pai foi um fantasma, senhor de Kulaba: 126 anos.
Google Cardboard kulaklıkları basitdir, düşük maliyetli bileşenlerden oluşturulmuştur.Os headsets do Google Cardboard são construídos de forma simples, com componentes de baixo custo.
Kulak hastaneye getirilmiş ancak üzerinden çok zaman geçtiği için Rey kulağı yerine dikmeyi denememiştir.A orelha foi entregue no hospital, porém Rey não tentou recolocá-la pois muito tempo já tinha passado.
2015 yılında sol kulağının %70, sağ kulağının %50 duyduğunu açıkladı.Ela afirma que tem "70% de audibilidade na orelha esquerda e 50% na orelha direita" em 2015.
Ağzım kulaklarıma varmıştı.Me agarrou pela orelha.
İkilinin sesleri kulağa harika geliyordu.A dublagem de suas vozes eram bem grossas.
"Kısmen kulakla yazıyorum, duyduğum gibi, hissetmekte ve görmekte olduğum şeyi yazıyorum."Eles adoram a Deus «por tudo quanto tinham ouvido e visto, como lhes fora anunciado.»
Kulağında siyah bir beni vardı.Um outro deixou-me com um olho negro.
Oyunlara katılabilmek için, kulaklarında en azından 55 dBlik bir duyma kaybına sahip olmaları gerekmektedir.Para participar nos Jogos, os atletas devem ter perdido 55 décibeis no seu "ouvido melhor".
Ayrıca orijinal gümüş modeline dahil olmayan yeni yeniden tasarlanmış kulaklıklar da geldi.Com eles vem um novo fone de ouvidos redesenhado que não acompanha o prateado original.
Dış kulakları vardır.Não tem orelhas externas.
Charlie Barton'a göz kulak olması için bir paket bırakır.Charlie deixa um pacote com Barton e pede a ele para guarda-lo.
Ağzın, anüsün ve kulakların içindeki deri kısmen daha incedir.No entanto, a pele à volta da boca e dentro das orelhas é muito fina.
Kulaklarını etrafa çevirebilirler.As orelhas podem se voltarem para trás.
Kulaklar düzenli olarak kontrol edilmeli ve tırnaklar kısa tutulmalıdır.As orelhas são normalmente arredondadas e o focinho é afilado.
Ancak bu durum, (yakıtı tükenmiş) roketin ne amaçla kulanılacağına bağlı olarak sorun teşkil etmeyebilir.Caso não seja possível, o sistema informa quantos foguetes seriam necessários para alcançar o objetivo.
Pixel C, USB-C bağlantı noktası ve 3.5 mm kulaklık girişi içerir.O Pixel C possui uma porta USB-C e uma conexão para fones de ouvido no padrão TRS de 3,5mm.
10.5 cm leFH 18M (leFH=leichte Feldhaubitze) II. Dünya Savaşı'nda kulanılan Alman yapımı bir obüstür.O 10.5 cm leFH 18 (em alemão: leichte FeldHaubitze) foi um obus utilizado na Segunda Guerra Mundial.
2009 yılında Kulak Burun Boğaz alanında Doçent, 2010 yılında Klinik Şefi unvanını aldı.Em 2009, esteve no elenco da microssérie Deu a Louca no Tempo.
Bir kulaç 183 cm uzunluğa denktir.Há uma altura mínima exigida de 122 cm.
Açık kulaklarım var.Possui orelhas eretas.
Kedigiller iki kulağını birbirinden bağımsız şekilde farklı yönlere doğru hareket ettirebilir.Os gatos podem mover uma orelha independentemente da outra.
Gözleri ve kulakları görece küçüktür.Os olhos e as orelhas são de pequenas dimensões.
Absolut kulağa sahip olduğunu gitar öğretmeni keşfetti.Seu técnico de Guitarra a Redesenhou.
Ele geçen kulak tıkacı benzeri Koçumbeli'nde de vardır.Suas vozes também poderiam ser ouvidas por aqueles que treinaram um poder similar no ouvido.
Ekolokasyon yapan hayvanların iki kulağı birbirinden hafifçe uzaktadır.É um animal de orelhas grandes bem separadas entre si.