Ana içeriğe geç
Sözlük

kula ile cümle

kula kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Gilgamesh, babası bir tür hayalet ve Kulaba’nın lordudur: 126 yıl.Gilgameš, il cui padre fu un "fantasma", signore di Kulaba: 126 anni.
Adını büyük kulaklarının katır kulaklarına benzemesinden alır.Prende il nome dalle sue larghe orecchie che somigliano a quelle di un mulo.
Valar’ın onlardan korktuğunu kulaklarına fısıldadı.E i loro timori si rivelarono fondati.
Google Cardboard kulaklıkları basitdir, düşük maliyetli bileşenlerden oluşturulmuştur.I visori Google Cardboard sono costruiti con componenti semplici e a basso costo.
Kulakları; gözleri kadardır.L'occhio è dotato di una palpebra adiposa]].
"Kısmen kulakla yazıyorum, duyduğum gibi, hissetmekte ve görmekte olduğum şeyi yazıyorum."E sto volutamente scrivendo solo le cose positive che sento o vedo.
Ekolokasyon yapan hayvanların iki kulağı birbirinden hafifçe uzaktadır.Gli animali ecolocalizzatori presentano due orecchi posizionati un po' separati.
"Kulak kızartan" hamle.Chi ha orecchi ascolti!»
Kahrolası, kulağa hoş geliyor, onu küçük canavalara yaptık."Cazzo suona così bene, ce l'abbiamo fatta piccoli mostri.».
Eğer açılmazsa kendini patlatır ve ses daha da kötü bir kulak tırmalayıcı sesle konuşur.Se non viene aperta, esploderà e urlerà anche più forte.
Uygulamada bu kadar yüksek sıklığa sahip ses, insan kulağı tarafından duyulamamaktadır.Questi suoni sono talmente gravi che l'orecchio umano non può sentirli direttamente.
Kulakları kesilmişti.Le orecchie sono corte.
Tavşan kulaklı bir şapka giyerek dolaşır.Indossa sempre delle orecchie da coniglio.
Bu çalışmalar 2006 yılından itibaren Fikri Kulakoğlu tarafından yürütülmektedir.A partire dal 2003 questa interpretazione dominante è stata tuttavia messa in discussione.
Bilgelik doğaya kulak vererek hakikati söylemek ve doğru olanı yapmaktır."Chiunque è dalla verità, ascolta la mia voce".
Birçok savaşta kulanılmıştır.Combatté in numerose battaglie.
Kulakları temiz olmalı, kötü kokmamalıdır.Quest'ultimo deve avere un cuore puro e non deve essere malvagio.
Taliban rejiminin tamamıyle göçmesinin eli kulağında görünüyordu.Il fiancheggiamento del Popolo d'Italia al regime fu totale.
Çiftçiibrahim, Manisa ilinin Kula ilçesine bağlı bir mahalledir.Aragorn de Il Signore degli Anelli (orfano di entrambi i genitori).
Wonka kulaklarına inanamaz.Hod non crede ai suoi occhi.
Dumbledore tarafından Harry'ye göz kulak olması için görev verilmiştir.A DoubleDuck viene quindi ordinato di sorvegliarlo.
Kendisine eşlik eden papaz kulağına, " Bu an madam, cesaretinizi kuşanmanız gereken andır" dedi.Così disse il demonio alla ragazza: "Oggi devi fidarti di me, fanciulla.
Bu kulağa çok hoş geliyordu.È un suono piacevole.
Kulakçıklar mevcuttur ya da bulunmaz.Denti presenti o assenti.
Kurbanlarını önce boğazlayarak etkisiz hale getiriyor daha sonra da boğazını kulaklarına kadar kesiyordu.Mary prima di morire era stata costretta ad urlare e poi le era stata tagliata la lingua.
Siyah bir maske üzerine yana eğik bir külah giyer ve tahtadan bir kılıç taşır.È ritratto in abito nero con una spada al fianco.
Erginleri konakçının yalnızca kulaklarına saldırır.Non sopporta quando qualcuno le tocca le orecchie.
Fare kulaklı bir şapka takar.Indossa un cappello con orecchie da gatto.
Diğer yetkililer ise "kulaklı kemirgen gagalı" olarak adlandırır.Alcuni autori lo definiscono di "urina di cavallo".
Küçük kulakları, kare biçimi başının üst bölümünden yanlara doğru sarkar.Orecchie: Piccole e portate sempre ben al di sopra della linea della testa.
Gözleri ve kulakları küçüktür.Gli occhi e le orecchie sono piccole.
Ayrıca daha büyük kulakları ve daha uzun bacakları vardır.Aveva dei peli più lunghi sulle orecchie e corna più lunghe.
Kulaklar düzenli olarak kontrol edilmeli ve tırnaklar kısa tutulmalıdır.Le orecchie vanno pulite settimanalmente e le unghie spuntate spesso.
Jeffrey bulduğu kulağı yerel araştırma dedektifi John Williams' a götürür.Jeffrey raccoglie il macabro reperto e lo porta al detective di polizia John Williams.
Köpeklerin kuyruk ve kulaklarının kesimi günümüzde aralarında Türkiye'nin de olduğu pek çok ülkede yasaktır.Una tassa sui cani è o è stata presente in molti dei Paesi occidentali.
Ama onlar da adaletin ve kan bağımızın feryatlarına kulaklarını tıkadılar.Anch'essi sono stati sordi alla voce della giustizia, alla voce del sangue comune.
Bir bilgisayar uzmanı olarak ekibin masa başında gözü kulağı oluyor.Restando tanto tempo in ufficio diventa esperto di computer.
Kulak zarı daima mevcuttur.La spinarea è sempre presente.
Kulakları baştan dikkat çekecek kadar uzundur.Sono stanchi i miei occhi di guardare in alto.
Kulakepçeleri büyüktür.Le orecchie sono grandi.
Ses insan kulağına geldiğinde duyulur.Quando pensiamo all'orecchio, pensiamo all'udito.
İtalya'nın kulandığı bir obüstür.Vita dell'uomo che fece l'Italia.
Yüzde bulunan çizgiler kulakların gerisine kadar uzanır ve siyah ya da siyahımsı-kahverenklidir.In essa le strisce facciali si estendono fin sopra le orecchie, e sono di colore nero o marrone-nerastro.
Kulak dış, orta ve iç kulak olmak üzere üç bölümden oluşur.L'orecchio è suddiviso in tre parti: esterno, medio e interno.
İri yuvarlak kafasının yukarı kesiminde yarı dik kulakları vardır.Sull'orecchio destro porta due grossi orecchini.
Güneyinden İzmir-Uşak yolu, batısından Kula-Selendi yolu geçmektedir.Un corridoio a sud-ovest porta verso la zona della servitù.
İnsan kulağının algıladığı frekanslar 20 Hz ile 20 kHz (20 000 Hz.) arasındadır.Il campo uditivo dell'uomo si estende da una frequenza di circa 20 Hz fino a 20.000 Hz (ossia 20 kHz).
Ayrıca sesler kulağa artık çok daha hoş gelecektir.Il commento sonoro parimenti diventa più espressivo.
Kulak İltihabıOrecchio interno
Biggs'in 13 yaşında iken işitme sorunları vardı ayrıca kısmen bir kulağı sağırdı.All'età di 13 anni divenne completamente sordo da un orecchio e parzialmente sordo dall'altro.
Kuyruğu, bacakları, kulak uçları ve burnu tüysüzdür.La barba, le orecchie e la punta del naso sono mancanti.
Radyoyu kulaklıktan çalma - 24 saate kadardır.Le radio trasmettono musica 24 ore su 24.
Kulakların bir kısmı da çalışma kamplarına (gulag) gönderildi.Alcune delle sue opere sono state adattate in OAV.
Koklea veya kulak salyangozu, iç kulağın işitsel kısmıdır.L'orecchio esterno è una parte dell'orecchio, l'organo dell'udito.
Kulak arkasında sigarayla dolaşır.Dalla schiena gli sprizzano fiamme soniche.
Uzun, oval kulakları birbirlerine yakındırlar.Le orecchie sono lunghe e ben separate tra loro.
Kulağına küpe olsun!Заруби себе на носу!
Babanın söylediklerine kulak asmaНе обращай внимания на то, что говорит твой отец.
İngiliz, bu son soruyu duyunca kulaklarına inanamadı.Когда англичанин услышал этот последний вопрос, он не мог поверить своим ушам.
O, onlara göz kulak oldu.Он присматривал за ними.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
kula ile cümle - Sayfa 30 - kula kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App