Tavşanların büyük kulakları vardır.Rabbits have big ears.
Duvarların kulakları var, sürgülü kağıt kapıların gözleri var.Walls have ears, sliding paper doors have eyes
Kulaklarının arkasını kaşıdığımda kedim bundan hoşlanıyor.My cat likes it when I scratch her behind the ears.
Köpek kulaklı sayfalar kitapları daha az değerli yaptı.The dog-eared pages made the book less valuable.
Bavuluma bir dakika göz kulak olabilir misiniz?Would you mind watching my suitcase for a minute?
Kulak yolu ses dalgalarını kulak zarına iletir.The ear canal sends sound waves to the eardrum.
Kulak kanalı, kulak zarına ses dalgaları gönderir.The ear canal sends sound waves to the eardrum.
Kulaklarım tıkalı hissediyorum.My ears feel stuffy.
Onun kulağının dışında büyüyen çirkin tüyleri var.He has unsightly hairs growing out of his ears.
O kulaklıklar çalışmıyor.Those earphones don't work.
Lütfen bagajıma göz kulak ol.Please look after my luggage.
Kulağının arkasını kaşıdığımda,kedim mırıldanır.My cat purrs when I scratch behind his ears.
Bana kulak asman için ne yapabilirim?What can I do to make you pay attention to me?
Afrika fillerinin, Asya fillerinden daha büyük kulakları vardır.African elephants have bigger ears than Asian elephants.
Amacım konuşmanıza kulak misafiri olmak değildi.I didn't mean to eavesdrop on your conversation.
Tom, çocuklara göz kulak olur musun?Tom, could you keep an eye on the kids?
Tom sık sık kulak enfeksiyonu olur.Tom often gets ear infections.
Tom sol kulağından sağırdır.Tom is deaf in the left ear.
Tom'un bir kulağı sağır.Tom is deaf in one ear.
Tom bir müzik kulağına sahip değil.Tom doesn't have an ear for music.
Tom'un müzik kulağı yok.Tom doesn't have an ear for music.
Tom'da müzik kulağı yok.Tom doesn't have an ear for music.
Tom kulaklarına inanamadı.Tom couldn't believe his ears.
Tom Mary'den gelen bir tavsiyeye kulak asmaz.Tom doesn't heed any advice from Mary.
Tom Mary'nin kalmak için eve geri döndüğünü duyduğunda kulaklarına güçlükle inandı.Tom could hardly believe his ears when he heard that Mary was coming back home to stay.
Bence Mary kulaklarını deldirmek için çok genç.I think Mary is too young to have her ears pierced.
Onun planları teoride her zaman kulağa hoş geliyor ama uygulamada çalışmaz.His plans always sound great in theory but they don't work in practice.
Tom Mary'nin onun hakkında konuştuklarına kulak misafiri oldu.Tom overheard Mary talking about him.
Tom kulaklarına kadar borçlu.Tom is up to his ears in debt.
Tom'un delinmiş bir kulağı var.Tom has a pierced ear.
Tom, Mary'nin John'a söylediğine istemeden kulak misafiri oldu.Tom couldn't help overhearing what Mary said to John.
Tom, Mary'nin John'a göz kulak olmasını rica etti.Tom asked Mary to keep an eye on John.
Tom Mary'nin John'a göz kulak olmasını rica etti.Tom asked Mary to keep an eye on John.
Tom'un kulağı ağrıyor.Tom has an earache.
Kedinin iki kulağı var.The cat has two ears.
Bir kedinin iki kulağı vardır.A cat has two ears.
Kulaklığım olmadan güçlükle duyabiliyorum.I can barely hear without my earphone.
Sevinç ve utanç ile o, kulaklarına kadar kızardı.With joy and shame, she blushed to her ears.
Kulağa nasıl geliyor?How does that sound?
Yerin kulağı var.Walls have ears.
Kulaklarım ağrıdı.My ears hurt.
Traş olurken kulaklarını yaraladı.He hurt his ear while he was shaving himself.
Tavşanların uzun kulakları ve kısa kuyrukları vardır.Rabbits have long ears and short tails.
Ona göz kulak ol.Keep an eye on him.
Kedilerin sivri kulakları var.Cats have pointed ears.
Genç sokak dövüşünde kulağını kaybetti.The boy lost his ear in a street fight.
Çok kötü bir kulak ağrım var.I have a very bad earache.
Sadece tek ağzım ama iki kulağım var.I only have one mouth, but I have two ears.
Bu kulağa hoş gelmiyor.That doesn't sound good.
Onun kulağına tatlı ama anlamsız şeyler fısıldadı.He whispered sweet nothings into her ear.
Kulağına güzel ama anlamsız sözler fısıldadı.He whispered sweet nothings into her ear.
Ona kulak verme.Don't pay attention to her.
Kulaklığı tak.Put the headphone on.
Duvarların kulakları vardır, kapıların gözleri vardır.The walls have ears, the doors have eyes.
Afrika filinin, Asya filinden daha büyük kulakları vardır.The African elephant has bigger ears than the Asian elephant.
Bu sabah kulağım kanıyordu.My ear was bleeding this morning.
Kulağına ne yaptın?What have you done to your ear?
Yaban tavşanlarının uzun kulakları vardır.Hares have long ears.
Tüm uyarılara kulak verin.Heed all warnings.
"Evet!", o, kulağıma büyüleyici sesiyle fısıldadı."Yes!", he whispered in my ear with his charming voice.