İlk 1944 Eylül ayında kulanıldı.Toplamda savaş sonuna kadar 1400 adet üretildi.Die Entwicklung begann Anfang 1943, bis zum Ende des Krieges wurden 1.300 Stück gefertigt.
KULAKLI (HİNGEL): Önce patates suyun içinde haşlanır.Gerstel: Wenn Trinkwasser zum Himmel stinkt
Çene, kulaklar ve bacaklar kısadır.Schwanz, Ohren und Hinterfüße sind kürzer.
12-16 gün boyunca kulaçkaya yatar ve bu süre boyunca erkek onu yuvada besler.Das Weibchen bebrütet sie 16–20 Tage, während der es vom Männchen gefüttert wird.
Kulak zarı daima mevcuttur.Die perivaginale Drüse ist immer vorhanden.
İri, yuvarlak kulakları tüysüzdür.Die großen, hängenden Ohren sind gefranst.
Kesme taşlardan sekiz köşeli gövdesi ve tuğla ile örülmüş sekizgen piramit (ehrami) külahı vardır.Die etwa acht Arten kommen in Feuchtgebieten der gemäßigten bis subtropischen Zonen vor.
Yumurtadan çıkan yavruların göz ve kulakları kapalıdır.Bei der Geburt sind Augen und Ohren der Jungen geschlossen.
Gözleri ve kulakları küçüktür.Augen und Ohren sind klein.
Yürüyemiyor, kulakları ağır işitiyor ve bir gözü hiç görmüyordu.Ihre Augen sahen nichts, ihre Ohren hörten nichts.
Kulaklık ve mikrofon içerir.Mikrofon und Kopfhörer konnten angeschlossen werden.
Ayrıca kulaklarından da sıkça rahatsızlanır.Zudem meldet sie sich oft krank.
Jeffrey bulduğu kulağı yerel araştırma dedektifi John Williams' a götürür.Er übergibt es bei der örtlichen Polizei an Detective John Williams.
Ama Isildur buna kulak asmamıştır.Aber Turiddu hat kein Ohr für sie.
Bebekli, Manisa ilinin Kula ilçesine bağlı bir mahalledir.Währenddessen macht sich Stadtkind Babsi mit der neuen Umgebung vertraut.
Açık kulaklarım var.Mit gespitzten Ohren.
Kulalar Yıkılmasın, belgesel.Verzweifle nicht – schreibe!
O günlerde geçirdiği ağır bir hastalık sonucu kulakları zor işitmeye başladı.Aufgrund der starken Medikamente, die sie fortlaufend einnehmen musste, wurde ihr Gehör geschädigt.
Temmuz 2008'de Dr. Dre, yüksek performanslı kulaklık markası Beats by Dr. Dre'yi tanıttı.Im Jahre 2008 trat Monster mit der Reihe „Beats by Dr. Dre“ der Kopfhörer-Branche bei.
İlkel roketler, barut gibi katı yakıt kulanıyordu.Diese Raketen verwendeten stangenförmige Pulverpresslinge als Treibsatz.
Çocuklara göz kulak olması için Bob'ı görevlendirir.Bill übernimmt die Aufsicht über die Kinder.
Kulakların bir kısmı da çalışma kamplarına (gulag) gönderildi.Einige der leerstehenden Häuser wurden zu Ferienwohnungen (gîtes) umgebaut.
( Kişi güvenle içinden gelen sese kulak vermelidir. )(Aus lauter Liebe den Mensch aufessen.)
Kulaklıyı herkes aynı kabdan yer.Sie reihen sich alle an demselben Faden auf.
Adını büyük kulaklarının katır kulaklarına benzemesinden alır.Ihren Namen verdanken die Mausohren der Ähnlichkeit ihrer Ohren mit denen von Mäusen.
Çoğunlukla gözlerinin ve kulaklarının arkasında beyaz bir benek bulunur.Über den Augen und hinter den Ohren befinden sich deutliche weiße Flecken.
Kısa dilcikler 0,5 mm uzunlukta ince ve kulakçıklar zarımsı yapıdadır.Sie enthalten 0,5 Millimeter lange, kantige Samen.
Boğazlayan: Çiçeklü, Kulağuzlu.Vorbereitung, Blüte, Ausklang.
Bilet alacağım sırada çantama göz kulak ol.Surveille mon sac pendant que je vais acheter un ticket.
Oğlan dişi koyunlara göz kulak oluyor.Le garçon surveille les brebis.
Adamlar kulaktan dolma üç cümleyle beni kandıracaklarını düşünüyor.Les hommes croyaient qu'ils allaient m'appâter avec trois phrases susurrées à l'oreille.
Senin gerçekten müzik kulağın var.Tu as vraiment l'oreille musicale.
Sol kulağı tamamen duymuyor.Elle est complètement sourde de l'oreille gauche.
Onlara göz kulak olmuyorum.Je ne les surveille pas.
Onların sürüsüne göz kulak olmuyorum.Je ne surveille pas leur troupeau.
Kulaklarında su olduğu için kafasını sallıyor.Il remue la tête comme s'il avait de l'eau dans les oreilles.
Lütfen aileme göz kulak ol.S'il te plaît occupe-toi de ma famille.
15. günde kulakların dış kısımları görünür hale gelir.À quinze jours, l’oreille externe est visible.
Kesme taşlardan sekiz köşeli gövdesi ve tuğla ile örülmüş sekizgen piramit (ehrami) külahı vardır.Les voûtes sont divisées, en huit voûtains, par des ogives et des liernes.
Matt Groening'e göre, Marge'ın saçının arkasındaki orijinal fikir, saçın uzun tavşan kulakları gizlemesiydi.Selon Matt Groening, l'idée de base était que les cheveux de Marge cachaient de grandes oreilles de lapin.
Bu kulağa çok hoş geliyordu.Je trouvais que ça sonnait bien.
Aşırı uzunluktaki esnek kulaklara sahiptir (İsmi burdan gelmektedir.).Celui qui a des oreilles, qu’il entende !
Fakat Velid'in bu uyarılara hiç kulak asmadığı belirtilir.Que d’avertissements, et pourtant encore elle refuse d’entendre !
Sextus, üvey annesi Cornelia Metella'ya göz kulak olmak için Roma'da kaldı.Sextus, lui, reste à Rome avec sa belle-mère Cornelia Metella.
Valar’ın onlardan korktuğunu kulaklarına fısıldadı.Et, dans leur frayeur, ils poussèrent des cris.
Kahrolası, kulağa hoş geliyor, onu küçük canavalara yaptık."Merde, ça sonne si bien, nous l’avons petits monstres »,.
Bu adaptörler çıkarılmış kulaklık jakını değiştirmek için iPhone 7 ile çalışır.Ces adaptateurs fonctionnent avec l'iPhone 7 pour remplacer la disparition de la prise casque.
Küçük kulaklarına rağmen iyi işitir.Ses petites oreilles sont saillantes.
Kulakçıklar vardır veya yoktur.Y a-t-il des pure players ou non ?
Kulak kepçesi bolca kılcal damar içerir.Ils possèdent de grandes oreilles tombantes.
İlk nesil kulaklıklar, orijinal iPod'la birlikte 23 Ekim 2001'de paketlendi.La première génération des écouteurs a été vendue avec l'iPod classic 1re génération sorti le 23 octobre 2001.
Vahye kulak verip ahirete hazırlananları bekleyen mutluluk ile kafirleri bekleyen kötü son hatırlatılır.Et ceux qui sont avec lui sont durs envers les mécréants, miséricordieux entre eux.
Adını büyük kulaklarının katır kulaklarına benzemesinden alır.Il a de grandes oreilles semblables à celles d’une chauve-souris.
Yaprakları, kökü ve meyvesi kulanılır.Les racines, feuilles et le fruit sont utilisés.
Kulakları ince ve sivri olur.Les oreilles sont droites et agiles.
Wallace'ın kel bir kafası, kocaman kepçe kulakları ve de kocaman bir burnu vardır.Lucario a un grand nez et de grandes oreilles.
Ancak hayranları için Homer'ı çizerken kulağı "G" şeklinde çizmeye devam etmektedir.Il ne représente l'oreille en forme de « G » que lorsqu'il dessine Homer pour un fan.
Kulakları da biraz daha belirgindir.Leur oreilles sont aussi un peu plus grandes,.
Kediler mükemmel bir kulağa sahiptirler.Les geckos sont dotés d'une excellente ouïe.
Kulelerin arası yaklaşık ikişer kulaç olup birbirine çok yakın kulelerdi.Deux coups de mine trop rapprochés faisaient long feu l'un et l'autre.