kulağın ile cümle

kulağın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Tom Mary'yi sol kulağının tam altından boynundan öptü.Tom kissed Mary on the neck just below her left ear.
Tom müzik kulağına sahip.Tom has an ear for music.
Savaş eli kulağında görünüyor.War seems imminent.
Onun kulağına "Seni seviyorum" diye fısıldadı."I love you," he whispered into her ear.
Onun kulağına vurdum.I smacked him on the ear.
Tom, Mary'nin yanında durdu ve onun kulağına fısıldadı.Tom stood next to Mary, whispering into her ear.
Leyla eğildi ve Sami'nin kulağına bir şey fısıldadı.Layla leaned over and whispered something in Sami's ear.
Tom eğildi ve Mary'nin kulağına bir şeyler fısıldadı.Tom leaned over and whispered something into Mary's ear.
Tom'un Mary'nin kulağında bir şey fısıldadığını gördüm.I saw Tom whisper something in Mary's ear.
Tom telefonu kulağına koydu.Tom put the phone to his ear.
Kulağının arkasına bir tilki dövmesi yaptırdı.She tattooed a fox behind her ear.
Onun kulağına fısıldarsan seni daha iyi duyabilir.He might hear you better if you whisper into his ear.
Eğilip kulağına bağırdı.He leaned over and shouted into her ear.
Bu insanların kulağına giderse ne olacak?What will happen if people hear about this?
Kulağınız sık sık ağrıyor mu?Do you have frequent earaches?
23 Aralık: Van Gogh, Gauguin ile tartıştıktan sonra sol kulağını kesti.December 23: Van Gogh cuts off part of his ear after arguing with Gauguin.
Tuttuğu suikastçı, Illus'u öldürmeyi başaramadı, ancak girişimde kulağını kesti.The assassin whom she employed failed to kill Illus, but cut off his ear in the attempt.
2015 yılında sol kulağının %70, sağ kulağının %50 duyduğunu açıkladı.She states that she has "70% audibility in left ear and 50% in right ear" as of 2015.
Müzik kulağını geliştirdi, fakat hiçbir zaman müziği yazmayı öğrenemedi.I already knew the melody, but had never played it without reading the music.
Taliban rejiminin tamamıyle göçmesinin eli kulağında görünüyordu.The program continued through the entirety of the Taliban governmental rule.
Kulağının arkasında bir kalem takılıdır.Behind his ear is a quill-pen.
Kulağın arkasından çıkan iki ayrı mavi çizgi daha bulunur.Two azure blue spots are present behind the eyes.
Sensör görevini görüyor, alnınızdan ve kulağınızın üstünden bilgi alıyor.In that headset, you have fabric sensors on your forehead and above the ear.
Ama Derek, senin kulağın bundan çok daha fazlasına sahip.But Derek, your ear is so much more than that.
'Eşinin kulağından sarkan o şeyler ne?' dese O öyle bir aksesuar... -Peki, nedir yani?Oh that's decoration, that's ornament... - Yes, but what is it? you see what I mean?
Siz kuşa bakarsınız, kuş size bakar ve kuş kralın kulağına fısıldar. -So what is the cost of apples and bananas? So you look at the bird:
"Diş ağrısı," dedi Mr. Marvel ve elini kulağına koymak."Toothache," said Mr. Marvel, and put his hand to his ear.
"Eğilin, aptal!" Görünmez Adam Kemp'in kulağına bawled."Lie still, you fool!" bawled the Invisible Man in Kemp's ear.
Bunu kulağınıza küpe yapın!Remember that.
Bunu bir kulağınız bir hoparlörü, diğer kulağınız öbürünü duyacak şekilde koyabilirim.I can put it so that one ear hears one speaker, the other ear hears the other.
Ev sisteminde stereo bir şey dinlerken, iki kulağınız iki hoparlörü de duyuyor.When you listen to stereo on your home system, your both ears hear both speakers.
Bir ara sol hoparlörü açın ve sağ kulağınızla da duyduğunuzu fark edin.Turn on the left speaker sometime and notice you're hearing it also in your right ear.
Veya terörist olduğu düşünülen birinin kulağına İncil ayetleri fısıldayabiliyorlar.Or you can whisper in the ear of a supposed terrorist some Biblical verse.
Alnınızdan kulağınıza kadar uzanmakta.It runs from your temple to your ear
Siz derinliklere giderken sizin gözünüz ve kulağınız oluyor.It becomes your eyes and ears as you venture into the deep.
Bu farklılık beyinin algılaması ve kulağın duyma şekli ile ilgilidir.And that perceived pitch, that's your brain and your ears' way of sensing frequency.
Bir kulağınızıa orjinali ve diğer kulağınıza yeni kaydı çalabiliriz.We can play the original in one ear, and a new recording in the other.
Bir kulağın başka boyutları da var.There are other dimensions for flaps.
Ve şarkıyı tam kulağınıza söylüyor.And he's singing right into your ear.
Kulağınıza fısıldıyor.He's whispering into your ears.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.It's like the guy is sitting next to you, whispering who knows what into your ear.
Gözünüz kulağınız olacağım !I'will be your eyes and ears in town !
Eğer bir teknenin içine girerseniz, iç kulağınız size hareket ettiğinizi söyler.Right? If you go down below on a boat, your inner ears are you telling you you're moving.
Problem, gözlerinizin arkasında, iki kulağınız arasındaki bu 1350 gramlık küçük makina.The problem is this little three-pound machine that's behind your eyes and between your ears.
Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu senin?What are you talking about?
Getir kulağınıGive me your ears.
O benim şikayetlerim kulağına eğildi - Daha fazla balina beni sınırlamaz.He bowed his ear to my complaints-- No more the whale did me confine.
Kulağındaki kulaklıklardan çeşitli dilleri dinliyorAnd she's listening to various languages in the earphones that are in her ears.
Bu duayı okuduğunuzda, kulağınıza inanılmaz bencil ve ben-merkezci gelir.When you read this prayer, it sounds incredibly selfish, self-centered.
Butun gun omuzunuzda kucuk bir avukat varmis ve kulaginiza, " Suradan problem cikabir mi?It's like having a little lawyer on your shoulders all day long, whispering in your ear,
Peter'i sol tarafta görüyoruz, bıçağını çıkartarak askerlerden birisinin kulağını kesiyor.Peter actually taking out his knife and slicing off the ear of one of the soldiers.
Haftada saatler boyu yüksek sesi kulağınıza iletmek işitme duyunuzu öldürür.Hours and hours a week of loud music delivered deep into your ears will kill your hearing.
Kulağını aç da dinle.Listen carefully
Nelson bir kolunu kaybetti, bir gözünü, bir kulağını ve bir ayağını çeşitli savaşlarda.Nelson lost an arm, an eye, an ear and a leg in various battles.
Yeni orkların diğer köylere saldırıya girişmeşi kulağına çalındı.News of orcs assailing other villages came to his ears.
Kutsal Ruh ne diyeceğini kulağına fısıldayacak.And the Holly spirit just will be whispering here what to say.
Herkes kulağındaki küpeyi çıkarıp Haruna getirdi.All the people took off the golden rings which were in their ears, and brought them to Aaron.
Dehşet sesleri kulağından eksilmez, Esenlik içindeyken soyguncunun saldırısına uğrar.A sound of terrors is in his ears. In prosperity the destroyer shall come on him.
Oğlum, uyarılara kulağını tıkarsan, Bilgi kaynağı sözlerden saparsın.If you stop listening to instruction, my son, you will stray from the words of knowledge.
Yoksulun feryadına kulağını tıkayanın Feryadına yanıt verilmeyecektir.Whoever stops his ears at the cry of the poor, he will also cry out, but shall not be heard.

İlgili Sayfalar