kulağın ile cümle
kulağın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Senin gerçekten müzik kulağın var.You really have an ear for music.
Radyoya göre, bir fırtınanın eli kulağında.According to the radio, a storm is imminent in the North.
Delikanlı Tom'un üzerine abandı ve kulağına bağırdı.The lad leaned over and shouted into Tom's ear.
Sonbaharın eli kulağında.Autumn is just around the corner.
Ara sınavlar tam eli kulağında.The mid-term exams are just around the corner.
Onun kulağına bir şey fısıldadı.He whispered something in her ear.
O, kurşun kalemini kulağının arkasına sıkıştırdı.He stuck his pencil behind his ear.
O, oğlunun kulağını çekti.He pulled his son by the ear.
Kulağını duvara dayadı.He pressed his ear against the wall.
O tekrar küpeyi kulağına takmaya çalıştı.She tried again to fix the earring into her ear.
O, gürültünün girmesini engellemek için ellerini onun kulağının üzerine koydu.She put her hands over her ears to shut out the noise.
Onun kulağına bir şeyler fısıldadı.She whispered something into his ear.
Jessie onun kulağına bir şey söylerken Charles'ın tarafında durdu.Jessie stood at Charles's side talking into his ear.
Onun kulağının dışında büyüyen çirkin tüyleri var.He has unsightly hairs growing out of his ears.
Kulağının arkasını kaşıdığımda,kedim mırıldanır.My cat purrs when I scratch behind his ears.
Tom sol kulağından sağırdır.Tom is deaf in the left ear.
Tom bir müzik kulağına sahip değil.Tom doesn't have an ear for music.
Genç sokak dövüşünde kulağını kaybetti.The boy lost his ear in a street fight.
Onun kulağına tatlı ama anlamsız şeyler fısıldadı.He whispered sweet nothings into her ear.
Kulağına güzel ama anlamsız sözler fısıldadı.He whispered sweet nothings into her ear.
Kulağına ne yaptın?What have you done to your ear?
Neden kulağına elliyorsun?Why are you touching your ear?
Eğer sağ kulağını deldirirsen bu eşcinsel olduğun anlamına gelir.If you get your right ear pierced, that means you're gay.
Tom kulağını kapıya koyup dinledi.Tom put his ear to the door and listened.
Tom sol kulağını deldirdi.Tom got his left ear pierced.
Tom köpeğini kulağının arkasından kaşımak için eğildi.Tom bent down to scratch the dog behind the ear.
Tom sonunda Mary'nin kulağına bağlı bir telefon olduğunu fark etti.Tom finally noticed that Mary had a phone up to her ear.
Tom kulağını kapıya bastırdı, bitişik odada neler olduğunu duymaya çalıştı.Tom had his ear pressed to the door, trying to hear what was going on in the next room.
Tom telefonunu kulağına bastırdı.Tom had his phone pressed to his ear.
Tom telefon ahizesini aldı ve onu kulağına koydu.Tom picked up the telephone receiver and put it to his ear.
Tom alısün ahizesini alıp kulağına koydu.Tom picked up the telephone receiver and put it to his ear.
Tom Mary'ye doğru yürüdü ve kulağına fısıldadı.Tom walked over to Mary and whispered in her ear.
Tom Mary'nin kulağına fısıldadı.Tom whispered in Mary's ear.
Tom Mary'nin kulağına bir şeyler fısıldadı ve o, başını salladı.Tom whispered something in Mary's ear and she nodded.
Tom Mary'nin kulağına bir şeyler fısıldadı ve o gülümsedi.Tom whispered something into Mary's ear and she smiled.
Tom Mary'nin kulağına bir şeyler fısıldadı.Tom whispered something into Mary's ear.
O, dudaklarını onun kulağına yaklaştırdı ve mırıldandı: "Seni seviyorum."He brought his lips close to her ear and murmured: "I love you."
Tom eğildi ve Mary'nin kulağına fısıldadı.Tom leaned over and whispered in Mary's ear.
Tom etrafa baktı ve sonra Mary'nin kulağına bir şey fısıldadı.Tom looked around and then whispered something into Mary's ear.
Çocuk kulağını kaşıdı.The boy scratched his ear.
O, sağ kulağını deldirdi.She got her right ear pierced.
Tom, Mary'nin kulağına bir şey fısıldadı.Tom whispered something in Mary's ear.
Ve sonra Mary eğildi ve Tom'un kulağına bir şey söyledi.And then Mary leaned over and said something in Tom's ear.
Tom sadece orada durdu, kulağını kaşıyordu.Tom just stood there, scratching his ear.
Tom sağ kulağından tamamen sağır.Tom is completely deaf in his right ear.
Tom öne doğru eğildi ve Mary'nin kulağına fısıldadı.Tom leaned forward and whispered into Mary's ear.
Tom kulağını duvara dayadı.Tom pressed his ear against the wall.
Sanki kulağına su kaçmış gibi başını sallıyor.He's shaking his head as if he had water in his ears.
Sanki kulağına su kaçmış gibi kafasını sallıyor.He's shaking his head as if he had water in his ears.
Senin kulağına fısıldayayım.Let me whisper in your ear.
O benim hiç başıma gelmedi, şeytan kulağına kurşun.That has never happened to me, touch wood.
Van Gogh sahiden kulağının birini kesmiş mi?Did Van Gogh really cut off one of his ears?
Kulağın dış tarafı kıkırdaktan yapılmıştır.The outer part of the ear is made of cartilage.
Mary, Tom'un kulağına bir şey fısıldadı.Mary whispered something in Tom's ear.
Çocuğunuzun kulağının çekilmesi lazım.That child of yours needs a good talking to.
Cadılar bayramının eli kulağında.Halloween is just around the corner.
Paskalyanın eli kulağında.Easter is just around the corner.
Eşeğin kulağını kesmekle küheylan olmaz.You can't make a silk purse out of a sow's ear.
Tom her zaman kulağının arkasında bir kalem tutar.Tom always keeps a pencil behind his ear.
Tom yanlışlıkla kulağının etli kısmını zımbaladı.Tom accidentally stapled the fleshy part of his ear.