Tom'un arka bahçesinde bir köpek kulübesi var.There's a doghouse in Tom's backyard.
Tom ağaç kulübesinde yaşıyor.Tom lives in a log cabin.
Tom, bütün yaz dağ kulübesinde kalmayı planlıyor.Tom plans on staying in his mountain cabin all summer.
Tom araç kulübesinde saklandı.Tom hid in the tool shed.
Tom eski bir otobüsü depolama kulübesi olarak kullanıyor.Tom is using an old bus as a storage shed.
Evimden yaklaşık üç saat mesafedeki dağlarda bir kulübem var.I have a cabin in the mountains about three hours from my house.
Tom ve Mary köpek kulübesini birlikte inşa ettiler.Tom and Mary built the doghouse together.
Sami telefon kulübesinden çıktı.Sami stepped out of the phone booth.
Sami kulübeyi ateşe verdi.Sami set fire to the shed.
Sami kulübeyi ateşe vermek istedi.Sami wanted to set the shed on fire.
Tom sık sık hafta sonlarını ormanda kulübesinde geçirir.Tom often spends his weekends in his cabin in the woods.
Sami kulübe girdi.Sami got into the club.
Tom'un yaptığı köpek kulübesi bu.This is the doghouse Tom built.
Şemsiyemi telefon kulübesinde unuttum.I left my umbrella in the phone booth.
Şemsiyemi telefon kulübesinde bırakmışım.I left my umbrella in the phone booth.
Şemsiyem telefon kulübesinde kalmış.I left my umbrella in the phone booth.
Köpeğiniz için bir köpek kulübesi inşa etmeniz gerekir.You should build a doghouse for your dog.
Nihayet telefon kulübesini görene kadar koşturdu da koşturdu.He ran and ran, until at last he saw the telephone booth.
Benim gibileri kabul edecek bir kulübe üye olmak istemem.I don't want to join the kind of a club that accepts people like me as members.
Köyün dışında küçük güzel bir kulübede yaşıyor.She lives in a lovely little cottage outside the village.
Stefan'ın Alman çoban köpeği kulübede havlıyordu.Stefan's German Shepherd was barking at the shed.
Her oyuncu kendi Lady kulübünü oluşturabilir ya da mevcut bir kulübe katılabilir.Every player can either create their own Lady club or can join an already existing one.
John Stoen, Jonestown’da Jim Jones’un kulübesinde zehirlenmiş halde bulunmuştur.At Jonestown, John Stoen was found poisoned in Jim Jones' cabin.
Üç hafta sonra Nigel Pearson, Eriksson'un halefi olarak kulübe geri döndü.Three weeks later, Nigel Pearson returned to the club as Eriksson's successor.
İki hafta sonra, 12 Şubat 1809'da Abraham Lincoln bir odalı ağaç kulübede doğdu.Two months later on February 12, 1809, Abraham Lincoln was born there in a one-room log cabin.
Ćosić, bir daha asla kulübe geri dönmedi ve kendisine kanser hastalığı teşhisi konuldu.Ćosić would never return to the club, and was soon diagnosed with cancer.
Daha sonra kulübenin mülkiyeti Rus çarının doktoru A. K. Tobin'e geçti.Later on, the ownership of the cottage passed to A. K. Tobin, a court doctor to the Russian Tsar.
Sponsorluk anlaşmaları sebebiyle kulübe SV Bauwelt Koch Mattersburg da denmektedir.For sponsorship reasons, the club is currently also known as SV Bauwelt Koch Mattersburg.
Stowe 1853'te, Tom Amca'nın Kulübesi için Henson'un yazdıklarından etkilendiğini doğrulamıştı.Stowe acknowledged in 1853 that Henson's writings inspired Uncle Tom's Cabin.
Hiçbir şey yapma felsefesi, Fukuoka’nın kulübesinin bulunduğu tepede hala izleniyor.A do-nothing philosophy has been followed on the hilltop surrounding Fukuoka's hut.
Akşam ışığında görünen kulübe huzurlu bir şekilde görünüyordu.Seen in the evening light, the cottage seems peaceful.
Niklas Landin, 2012/13 sezonundan başlayarak üç yıllık bir anlaşma ile kulübe katıldı.Niklas Landin joined the club on a three-year deal, starting 2012/13 season.
Tarihte ilk olarak kulübe ve sığınma evleri elle veya basit aletlerle inşa edildi.The first huts and shelters were constructed by hand or with simple tools.
1786 yılında Richard Wall, Londra'daki St James's Market'te bir kasap kulübesi açtı.In 1786, Richard Wall opened a butcher's stall in St James's Market, London.
Kulübeden dışarı çıkar.Come out of the pantry.
Oradan, kulübeler ile birlikte çalılıkları da görebiliyorum.From which I can even see the heath with the huts.
Doktor ve yol arkadaşları, günümüzün Norveç'ine, bir kulübenin yanına iner.The Thirteenth Doctor and her companions arrive in present-day Norway, materialising near a cabin.
Valens yaralanır ve ahşap bir kulübeye taşınır.Valens was wounded and carried to a small wooden hut.
Birden tüm kulübeler, resmi daireler, tapınaklar ve şehir duvarları yıkıldı.Huts, official houses, temples and city walls collapsed all of a sudden.
Haziran 2016'da, onu Haziran 2019'a kadar kulübe bağlayan yeni bir üç yıllık sözleşme imzaladı.In June 2016, he signed a new three-year contract which ties him with the club until June 2019.
Kristen silah sesini duyar ve kulübeye doğru koşar.Kristen hears the shot and runs to the shed.
İkinci yılda kulübe alt sınıftan gitarist Azusa Nakano katılır.In their second year, the club welcomes another guitarist, underclassman Azusa Nakano.
Gizemli Kulübenin hediye dükkanında çalışır ve ayrıca kulübedeki onarım işlerinden sorumludur.He is currently a cast member in the variety show Please Take Care of My Refrigerator.
1932'de aynı yerde, 40 kişi alabilen daha büyük bir kulübe inşa edilir.At the same site, a larger hut for 40 people was built in 1932.
Tom Amca'nın Kulübesi dahil 20'den fazla kitap yazmıştır.He wrote more than 20 books related to Tibet history.
Kulübe arkadaşları bir tanrının oğlu olduğunu iddia ediyor.A man claiming to be the Son of God.
Kazakent liginde 16 kulübe katıldı ve Asya alt liginde - 18 yaş oldu.The Kazakhstani sub-league had 16 clubs participating and the Asian sub-league – 18.
Ancak ligde yine kulübede oturmak zorunda kaldı.Wilson was stabbed again in the chest.
Kulübe verdiği hizmetlerden ötürü maçın olduğu gün "Olof Mellberg" günü olarak tayin edildi.The game was designated as "Olof Mellberg" day in appreciation of his service to the club.
Bu kadın küçük ve tatlı bir kulübede yaşarmış.There she lived in a small rented room.
Çok büyük bir kulübe döndüm.It has one main clubhouse.
Bu iki takımda toplamda 10 maç yedek kulübesinde bekledi ancak süre alamadı.She saved two match points in the final game, but that wasn't enough.
Yedek kulübeleri modernize edilerek son derece çağdaş şekle getirilmiştir.The exhibition rooms have been modernized.
Film, Tennessee ormanında terk edilmiş bir kulübede çekildi.It was filmed at the abandoned Tennessee State Prison.
Aphrodite kulübesinin baş danışmanıdır.Head of Aphrodite.
Oldukça profesyonel bir kulübe geldim.I'm being a total professional here.
Tutsaklığında, dört ay boyunca bir çölün ortasındaki ıssız bir kulübede kaldı.Unfortunately for him he has been stationed by himself on a distant bunker in the middle of nowhere.
Artık varlığımız kulübe zarar veriyor."""ŞUŞA" KLUBU YARANIR".
Kulüp üyeleri ve izleyicilerin kullandığı yüzen kulübenin yerine inşa edilmiştir.It replaced a moored barge used by club-member and spectators.
Kışyarı’nın Düşüşü’nden sonar Stggy tarafından öldürüldü. {Farlen}, Kışyarı’nın kulübeler başı."Hande Yener'den "Kış Kış" klibi geldi !!". frmmagazin.