Ana içeriğe geç
Sözlük

kulübe ile cümle

kulübe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bir pazar günü öğleden sonrasında, bir adam elinde güzel bir mücevher kutusuyla kasiyer külübeme doğru yürüdü.Jedno nedeľné popoludnie muž vojde do mojej pokladníckej kabínky s krásnou krabicou na šperky.
Bir pazar günü öğleden sonrasında, bir adam elinde güzel bir mücevher kutusuyla kasiyer külübeme doğru yürüdü.그래서 어느 일요일 오후에, 한 남자가 제 현금 부스에 이 굉장히 아름다운 보석상자를 가지고 걸어옵니다
Bir pazar günü öğleden sonrasında, bir adam elinde güzel bir mücevher kutusuyla kasiyer külübeme doğru yürüdü.Op een zondagnamiddag komt een man mijn kassiershokje binnen met een mooie juwelendoos.
Bir pazar günü öğleden sonrasında, bir adam elinde güzel bir mücevher kutusuyla kasiyer külübeme doğru yürüdü.Pewnego razu do kasy podchodzi mężczyzna z piękną szkatułką w ręku.
Bir pazar günü öğleden sonrasında, bir adam elinde güzel bir mücevher kutusuyla kasiyer külübeme doğru yürüdü.Una domenica pomeriggio, un uomo entra nella cabina della cassa con questo bel portagioie.
Bir pazar günü öğleden sonrasında, bir adam elinde güzel bir mücevher kutusuyla kasiyer külübeme doğru yürüdü.Un dimanche après-midi, un homme entre dans ma cabine de caissier avec cette boîte à bijoux magnifique.
Bir pazar günü öğleden sonrasında, bir adam elinde güzel bir mücevher kutusuyla kasiyer külübeme doğru yürüdü.Vào một buổi chiều Chủ nhật, một người đàn ông bước vào quầy thu ngân của tôi với một hộp nữ trang xinh xắn.
Bir pazar günü öğleden sonrasında, bir adam elinde güzel bir mücevher kutusuyla kasiyer külübeme doğru yürüdü.Έτσι μια Κυριακή απόγευμα, ένας άνδρας πλησιάζει τον πάγκο του ταμείου μου με ένα όμορφο κουτί από κόσμημα.
Bir pazar günü öğleden sonrasında, bir adam elinde güzel bir mücevher kutusuyla kasiyer külübeme doğru yürüdü.И вот в одно воскресенье, заходит ко мне в кассирскую кабинку человек с красивой шкатулкой для драгоценностей.
Bir pazar günü öğleden sonrasında, bir adam elinde güzel bir mücevher kutusuyla kasiyer külübeme doğru yürüdü.И така, един неделен следобед, на касата дойде мъж с красива кутия за бижута.
Bir pazar günü öğleden sonrasında, bir adam elinde güzel bir mücevher kutusuyla kasiyer külübeme doğru yürüdü.І ось, однієї неділі заходить в мою касирську кабінку чоловік з чудовою шкатулкою для ювелірних прикрас.
Bir pazar günü öğleden sonrasında, bir adam elinde güzel bir mücevher kutusuyla kasiyer külübeme doğru yürüdü.באחר-הצהריים של יום ראשון, אדם נכנס אליי לתא עם תיבת תכשיטים יפה.
Bir pazar günü öğleden sonrasında, bir adam elinde güzel bir mücevher kutusuyla kasiyer külübeme doğru yürüdü.ففي يوم من أيام ظهيرة الأحد .. جاء إلىّ رجل فى مكانى بالكاشير ومعه علبة مجوهرات جميلة.
Bir pazar günü öğleden sonrasında, bir adam elinde güzel bir mücevher kutusuyla kasiyer külübeme doğru yürüdü.レジへ歩いてきました 箱を開けると真珠のネックレス-
Bir sanat müzesi ya da kulübe ait olup olmaman...Là người thích hợp với các bảo tàng mỹ thuật hay các quán bar.
Bir sanat müzesi ya da kulübe ait olup olmaman...Láthatom, hogy szívesebben jár-e művészeti galériába, mint egy klubba.
Bir sanat müzesi ya da kulübe ait olup olmaman...On peut voir si elle est du genre à aller dans une galerie d'art ou dans un club.
Bir sanat müzesi ya da kulübe ait olup olmaman...Poti sa-ti dai seama daca e o femeie care prefera galeria de arta sau clubul.
Bir sanat müzesi ya da kulübe ait olup olmaman...Se puede ver si ella es una mujer que iría a una galería de arte o a un club.
Bir sanat müzesi ya da kulübe ait olup olmaman...Si puō capire se č una donna che preferisce una galleria d'arte o un club.
Bir sanat müzesi ya da kulübe ait olup olmaman...Художествена галерия или бар ще посети.
Bir sanat müzesi ya da kulübe ait olup olmaman.....إذ كُنت تحبين متاحف الفنون أم الملهى
Bir telefon kulübesi var.Anh ấy có 1 bốt điện thoại.
Bir telefon kulübesi var.Are și o cabină telefonică.
Bir telefon kulübesi var.Dia punya telepon umum.
Bir telefon kulübesi var.Han har en telefonhytt.
Bir telefon kulübesi var.Hij heeft een kraampje.
Bir telefon kulübesi var.Il a une cabine téléphonique.
Bir telefon kulübesi var.공중전화 부스도 가지고 있고,
Bir telefon kulübesi var.Ma budkę telefoniczną.
Bir telefon kulübesi var.Má tam i telefonní budku.
Bir telefon kulübesi var.Má telefónnu búdku.
Bir telefon kulübesi var.También tiene una cabina telefónica.
Bir telefon kulübesi var.Telefonfülkéje van.
Bir telefon kulübesi var.Tem uma cabina telefónica.
Bir telefon kulübesi var.Und hat eine eigene Telefonzelle.
Bir telefon kulübesi var.Έχει έναν τηλεφωνικό θάλαμο.
Bir telefon kulübesi var.Има сергия за телефони.
Bir telefon kulübesi var.У него есть телефонная будка.
Bir telefon kulübesi var.У нього є телефонна кабіна.
Bir telefon kulübesi var.לו יש תא טלפון.
Bir telefon kulübesi var.ولديه محل إتصالات.
Bir telefon kulübesi var.以来 熊との生活を顧みることはありませんでした
Bizim Dickon, kendisinin kulübe bir kral için yeterli olduğunu söyledi. "A Dickon mondta a ház elég jó volt a király. "
Bizim Dickon, kendisinin kulübe bir kral için yeterli olduğunu söyledi. "Của chúng tôi Dickon, ông cho biết tiểu của chúng tôi là đủ tốt cho một vị vua. "
Bizim Dickon, kendisinin kulübe bir kral için yeterli olduğunu söyledi. "Dickon kami katanya pondok kami cukup baik untuk seorang raja. "
Bizim Dickon, kendisinin kulübe bir kral için yeterli olduğunu söyledi. "우리 Dickon 그는 우리 별장이 왕이 충분했다. "
Bizim Dickon, kendisinin kulübe bir kral için yeterli olduğunu söyledi. "Dickon nostru a spus el casa noastră a fost suficient de bun pentru un rege. "
Bizim Dickon, kendisinin kulübe bir kral için yeterli olduğunu söyledi. "Dickon μας είπε εξοχικό σπίτι μας ήταν αρκετά καλή για ένα βασιλιά. "
Bizim Dickon, kendisinin kulübe bir kral için yeterli olduğunu söyledi. "Dickon שלנו אמר קוטג' שלנו היה מספיק טוב מלך. "
Bizim Dickon, kendisinin kulübe bir kral için yeterli olduğunu söyledi. "Il nostro Dickon ha detto il nostro cottage era abbastanza buono per un re. "
Bizim Dickon, kendisinin kulübe bir kral için yeterli olduğunu söyledi. "Meidän Dickon hän sanoi meidän mökki kelpasi kuninkaalle. "
Bizim Dickon, kendisinin kulübe bir kral için yeterli olduğunu söyledi. "Naša Dickon je dejal naš vikend je bil dovolj dober za kralja. "
Bizim Dickon, kendisinin kulübe bir kral için yeterli olduğunu söyledi. "Naše Dickon povedal chate bol dosť dobrý pre kráľa. "
Bizim Dickon, kendisinin kulübe bir kral için yeterli olduğunu söyledi. "Naše Dickon řekl chatě byl dost dobrý pro krále. "
Bizim Dickon, kendisinin kulübe bir kral için yeterli olduğunu söyledi. "Nasze Dickon powiedział naszej chałupie było wystarczająco dobre dla króla ".
Bizim Dickon, kendisinin kulübe bir kral için yeterli olduğunu söyledi. "Nosso Dickon disse nossa casa era bom o suficiente para um rei. "
Bizim Dickon, kendisinin kulübe bir kral için yeterli olduğunu söyledi. "Notre Dickon il dit notre chalet était assez bon pour un roi. "
Bizim Dickon, kendisinin kulübe bir kral için yeterli olduğunu söyledi. "Nuestra Dickon dijo nuestra cabaña era lo suficientemente bueno para un rey. "
Bizim Dickon, kendisinin kulübe bir kral için yeterli olduğunu söyledi. "Onze Dickon zei hij ons huisje was goed genoeg voor een koning. "
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod