kudur ile cümle

kudur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Deniz gittikçe kuduruyordu. Yunusa, ‹‹Denizin dinmesi için sana ne yapalım?›› diye sordular.바다가 점점 흉용한지라 무리가 그에게 이르되 우리가 너를 어떻게 하여야 바다가 우리를 위하여 잔잔하겠느냐
Deniz gittikçe kuduruyordu. Yunusa, ‹‹Denizin dinmesi için sana ne yapalım?›› diye sordular.Řekli ještě k němu: Což máme učiniti s tebou, aby se moře spokojilo? (Nebo moře vždy více a více bouřilo se.)
Deniz gittikçe kuduruyordu. Yunusa, ‹‹Denizin dinmesi için sana ne yapalım?›› diye sordular.Vậy họ nói rằng: Chúng ta sẽ làm gì về ngươi, hầu cho biển yên lặng cho chúng ta? Vì biển càng động thêm mãi.
Deniz gittikçe kuduruyordu. Yunusa, ‹‹Denizin dinmesi için sana ne yapalım?›› diye sordular."Wat moeten wij met u doen om een eind te maken aan deze storm?" Want de zee werd steeds dreigender.
Deniz gittikçe kuduruyordu. Yunusa, ‹‹Denizin dinmesi için sana ne yapalım?›› diye sordular.Y le preguntaron: --¿Qué haremos contigo para que el mar se nos calme? Porque el mar se embravecía más y más
Deniz gittikçe kuduruyordu. Yunusa, ‹‹Denizin dinmesi için sana ne yapalım?›› diye sordular.И сказали ему: что сделать нам с тобою, чтобы море утихло для нас? Ибо море не переставало волноваться.
Deniz gittikçe kuduruyordu. Yunusa, ‹‹Denizin dinmesi için sana ne yapalım?›› diye sordular.Тогава му рекоха: Що да ти сторим, за да утихне за нас морето? (Защото морето ставаше все по-бурно).
Deniz gittikçe kuduruyordu. Yunusa, ‹‹Denizin dinmesi için sana ne yapalım?›› diye sordular.ויאמרו אליו מה נעשה לך וישתק הים מעלינו כי הים הולך וסער׃
Deniz gittikçe kuduruyordu. Yunusa, ‹‹Denizin dinmesi için sana ne yapalım?›› diye sordular.فقالوا له ماذا نصنع بك ليسكن البحر عنا. لان البحر كان يزداد اضطرابا.
Deniz gittikçe kuduruyordu. Yunusa, ‹‹Denizin dinmesi için sana ne yapalım?›› diye sordular.他 們 問 他 說 、 我 們 當 向 你 怎 樣 行 、 使 海 浪 平 靜 呢 . 這 話 是 因 海 浪 越 發 翻 騰
Deniz gittikçe kuduruyordu. Yunusa, ‹‹Denizin dinmesi için sana ne yapalım?›› diye sordular.他 們問 他 說 、 我們當 向 你 怎樣行 、 使 海浪 平 靜呢 . 這話 是 因 海浪 越 發翻騰
Haman, Mordekayın eğilip yere kapanmadığını görünce öfkeden kudurdu.A keď videl Háman, že Mardocheus nekľaká ani sa mu neklania, vtedy bol Háman naplnený veľkým hnevom.
Haman, Mordekayın eğilip yere kapanmadığını görünce öfkeden kudurdu.Amàn vide che Mardocheo non s'inginocchiava né si prostrava davanti a lui e ne fu pieno d'ira
Haman, Mordekayın eğilip yere kapanmadığını görünce öfkeden kudurdu.A widząc Haman, iż się Mardocheusz nie kłaniał, ani upadał przed nim, napełniony jest Haman popędliwością.
Haman, Mordekayın eğilip yere kapanmadığını görünce öfkeden kudurdu.Cuando Amán vio que Mardoqueo no se arrodillaba ni le rendía homenaje, Amán se llenó de ira
Haman, Mordekayın eğilip yere kapanmadığını görünce öfkeden kudurdu.Da Haman så at Mordekai ikke falt på kne eller kastet sig ned for ham, blev han full av harme.
Haman, Mordekayın eğilip yere kapanmadığını görünce öfkeden kudurdu.Da nu Haman så, at Mordokaj hverken faldt på Knæ eller kastede sig til Jorden for ham, blev han såre opbragt.
Haman, Mordekayın eğilip yere kapanmadığını görünce öfkeden kudurdu.És látván Hámán, hogy Márdokeus térdet nem hajt és nem borul le elõtte, megtelék Hámán haraggal.
Haman, Mordekayın eğilip yere kapanmadığını görünce öfkeden kudurdu.Haman marah sekali ketika mengetahui bahwa Mordekhai tidak mau sujud kepadanya
Haman, Mordekayın eğilip yere kapanmadığını görünce öfkeden kudurdu.Haman was woedend toen hij merkte dat Mordechai niet voor hem boog.
Haman, Mordekayın eğilip yere kapanmadığını görünce öfkeden kudurdu.In ko je videl Haman, da Mardohej ne pripogiba kolen in se mu ne klanja do tal, se je ves razsrdil.
Haman, Mordekayın eğilip yere kapanmadığını görünce öfkeden kudurdu.Khi Ha-man thấy Mạc-đô-chê không cúi xuống và không lạy mình bèn nổi giận dữ.
Haman, Mordekayın eğilip yere kapanmadığını görünce öfkeden kudurdu.Khi_Ha - man thấy Mạc-đô-chê không cúi xuống và không lạy mình bèn nổi giận_dữ .
Haman, Mordekayın eğilip yere kapanmadığını görünce öfkeden kudurdu.하만이 모르드개가 꿇지도 아니하고 절하지도 아니함을 보고 심히 노하더니
Haman, Mordekayın eğilip yere kapanmadığını görünce öfkeden kudurdu.När nu Haman såg att Mordokai icke böjde knä eller föll ned för honom, uppfylldes han med vrede.
Haman, Mordekayın eğilip yere kapanmadığını görünce öfkeden kudurdu.Şi Haman a văzut că Mardoheu nu-şi pleca genunchiul şi nu se închina înaintea lui. S'a umplut de mînie;
Haman, Mordekayın eğilip yere kapanmadığını görünce öfkeden kudurdu.Und da nun Haman sah, daß Mardochai ihm nicht die Kniee beugte noch vor ihm niederfiel, ward er voll Grimms.
Haman, Mordekayın eğilip yere kapanmadığını görünce öfkeden kudurdu.Vendo, pois, Hamã que Mardoqueu não se inclinava nem se prostrava diante dele, encheu-se de furor.
Haman, Mordekayın eğilip yere kapanmadığını görünce öfkeden kudurdu.Vida pak Aman, že se Mardocheus neklaní, ani padá před ním, naplněn jest Aman prchlivostí.
Haman, Mordekayın eğilip yere kapanmadığını görünce öfkeden kudurdu.Και οτε ο Αμαν ειδεν οτι ο Μαροδοχαιος δεν εκλινε και δεν προσεκυνει αυτον, ενεπλησθη θυμου ο Αμαν.
Haman, Mordekayın eğilip yere kapanmadığını görünce öfkeden kudurdu.И когато видя Аман, че Мардохей не се навеждаше, нито му се кланяше, Аман се изпълни с ярост.
Haman, Mordekayın eğilip yere kapanmadığını görünce öfkeden kudurdu.И когда увидел Аман, что Мардохей не кланяется и не падает ниц пред ним, то исполнился гнева Аман.
Haman, Mordekayın eğilip yere kapanmadığını görünce öfkeden kudurdu.וירא המן כי אין מרדכי כרע ומשתחוה לו וימלא המן חמה׃
Haman, Mordekayın eğilip yere kapanmadığını görünce öfkeden kudurdu.ولما رأى هامان ان مردخاي لا يجثو ولا يسجد له امتلأ هامان غضبا.
Haman, Mordekayın eğilip yere kapanmadığını görünce öfkeden kudurdu.哈 曼 見 末 底 改 不 跪 不 拜 、 他 就 怒 氣 填 胸
Haman, Mordekayın eğilip yere kapanmadığını görünce öfkeden kudurdu.哈 曼見 末 底 改 不 跪 不 拜 、 他 就 怒 氣填胸
Havradakiler bu sözleri duyunca öfkeden kudurdular.Ai nấy ở trong nhà hội nghe những điều đó, thì tức giận lắm.
Havradakiler bu sözleri duyunca öfkeden kudurdular.Ai_nấy ở trong nhà hội nghe những điều đó , thì tức_giận lắm .
Havradakiler bu sözleri duyunca öfkeden kudurdular.All'udire queste cose, tutti nella sinagoga furono pieni di sdegno
Havradakiler bu sözleri duyunca öfkeden kudurdular.Al oír estas cosas, todos en la sinagoga se llenaron de ira
Havradakiler bu sözleri duyunca öfkeden kudurdular.A v synagóge boli všetci naplnení hnevom, keď to počuli.
Havradakiler bu sözleri duyunca öfkeden kudurdular.Dat was de mensen teveel. Woedend sprongen zij op en joegen Jezus het dorp uit.
Havradakiler bu sözleri duyunca öfkeden kudurdular.És betelének mindnyájan haraggal a zsinagógában, mikor ezeket hallották.
Havradakiler bu sözleri duyunca öfkeden kudurdular.Ils furent tous remplis de colère dans la synagogue, lorsqu`ils entendirent ces choses.
Havradakiler bu sözleri duyunca öfkeden kudurdular.I naplněni jsou všickni v škole hněvem, slyšíce to.
Havradakiler bu sözleri duyunca öfkeden kudurdular.In vsi v shodnici se napolnijo jeze, ko to slišijo.
Havradakiler bu sözleri duyunca öfkeden kudurdular.회당에 있는 자들이 이것을 듣고 다 분이 가득하여
Havradakiler bu sözleri duyunca öfkeden kudurdular.När de som voro i synagogan hörde detta, uppfylldes de alla av vrede
Havradakiler bu sözleri duyunca öfkeden kudurdular.Og alle i synagogen blev fulle av vrede da de hørte dette,
Havradakiler bu sözleri duyunca öfkeden kudurdular.Og alle, som vare i Synagogen, bleve fulde af Harme, da de hørte dette.
Havradakiler bu sözleri duyunca öfkeden kudurdular.Semua orang di rumah ibadat itu marah sekali waktu mendengar hal itu
Havradakiler bu sözleri duyunca öfkeden kudurdular.Tämän kuullessaan kaikki, jotka olivat synagoogassa, tulivat kiukkua täyteen
Havradakiler bu sözleri duyunca öfkeden kudurdular.Tedy wszyscy w bóżnicy, gdy to słyszeli, napełnieni byli gniewem;
Havradakiler bu sözleri duyunca öfkeden kudurdular.Todos os que estavam na sinagoga, ao ouvirem estas coisas, ficaram cheios de ira.
Havradakiler bu sözleri duyunca öfkeden kudurdular.Toţi cei din sinagogă, cînd au auzit aceste lucruri, s'au umplut de mînie.
Havradakiler bu sözleri duyunca öfkeden kudurdular.Und sie wurden voll Zorns alle, die in der Schule waren, da sie das hörten,
Havradakiler bu sözleri duyunca öfkeden kudurdular.Και επλησθησαν παντες θυμου εν τη συναγωγη, ακουοντες ταυτα,
Havradakiler bu sözleri duyunca öfkeden kudurdular.І сповнились усї лютостю в школї, почувши се,
Havradakiler bu sözleri duyunca öfkeden kudurdular.Като чуха това тия, които бяха в синагогата, всички се изпълниха с гняв,
Havradakiler bu sözleri duyunca öfkeden kudurdular.Услышав это, все в синагоге исполнились ярости

İlgili Sayfalar