Bu akşam seni kucaklamak ve kahveye davet etmek istiyorum, bunu nasıl yapabilirim?I want to hug you and invite you to coffee this evening, how can I do that?
Biz onu kucaklamak ve kendi şekilde yorumlamak edelim.We let them embrace it and interpret it in their own way.
Umarım diğer Afrika ülkeleri de teknolojiyi kucaklamak için bundan ilham alır,I hope it will inspire other African nations to embrace the technology,
Gözlerin arama kucaklamak bana Mist gibi. [Vurulmalıdır.] ?Mist-like infold me from the search of eyes.
Kucaklamak kadar bebekle bağ kurmayı hızlandıran başka bir yöntem yoktur.There is nothing that prompts bonding as much as holding and being close to your infant.
Ötekiliği kucaklamak.Embracing otherness.
"Ötekiliği kucaklamak kendimi kucaklamaktır işte."I thought, well, embracing otherness is embracing myself.
A) yüzlerce sorusu var, B) sizi kucaklamak istiyorlar.A) a hundred questions, B) wants to hug you.
"Sevgili shipmates, kucaklamak Yunus ilk bölümün son ayet -last verse of the first chapter of Jonah--
Hayat çelişkileri kucaklamaktır.It's about embracing the paradox.
Uzun zaman sonra oğlunu görünce, annesi onu kucaklamak için ona doğru yönelir.Seeing her son after so long, she went forth to embrace him.
A) yüzlerce sorusu var, B) sizi kucaklamak istiyorlar.A) cientos de preguntas, B) quieren abrazarte.
A) yüzlerce sorusu var, B) sizi kucaklamak istiyorlar.A) hàng trăm câu hỏi, B) muốn ôm ông một cái.
A) yüzlerce sorusu var, B) sizi kucaklamak istiyorlar.A) hunderte Fragen und B) möchte dich umarmen.
A) yüzlerce sorusu var, B) sizi kucaklamak istiyorlar.A) hundra frågor, B) vill krama dig.
A) yüzlerce sorusu var, B) sizi kucaklamak istiyorlar.A) memiliki ratusan pertanyaan, B) ingin memeluk anda.
A) yüzlerce sorusu var, B) sizi kucaklamak istiyorlar.A) o sută de întrebări, B) dorința de a te îmbrățișa.
A) yüzlerce sorusu var, B) sizi kucaklamak istiyorlar.A) sata kysymystä ja B) haluaa halata sinua.
A) yüzlerce sorusu var, B) sizi kucaklamak istiyorlar.A) sto pytań, B) ochotę cię przytulić.
A) yüzlerce sorusu var, B) sizi kucaklamak istiyorlar.A) stovku otázek, B) chci vás objemout.
A) yüzlerce sorusu var, B) sizi kucaklamak istiyorlar.A) tele van kérdéssel, B) legszívesebben megölelne.
A) yüzlerce sorusu var, B) sizi kucaklamak istiyorlar.A) un centinaio di domande, B) vogliano abbracciarti.
A) yüzlerce sorusu var, B) sizi kucaklamak istiyorlar.A) une centaine de question, B) envie de vous prendre dans les bras.
A) yüzlerce sorusu var, B) sizi kucaklamak istiyorlar.A) сотня вопросов; Б) хочется тебя обнять.
A) yüzlerce sorusu var, B) sizi kucaklamak istiyorlar.백여가지 질문을 갖고 있고 당신을 안아주고 싶어하리라 생각합니다.
A) yüzlerce sorusu var, B) sizi kucaklamak istiyorlar.Α) εκατό ερωτήσεις, Β) θέλουν να σ' αγκαλιάσουν.
A) yüzlerce sorusu var, B) sizi kucaklamak istiyorlar.А) стотици въпроси, Б) искаме да те прегърнем.
A) yüzlerce sorusu var, B) sizi kucaklamak istiyorlar.א) יש להם 100 שאלות, ב) רוצים לחבק אותך.
A) yüzlerce sorusu var, B) sizi kucaklamak istiyorlar.ひとつだけ手短かな質問があります
A) yüzlerce sorusu var, B) sizi kucaklamak istiyorlar.都想問你問題,或者同你擁抱
Benim ve eminim ki buradaki herkesin, A) yüzlerce sorusu var, B) sizi kucaklamak istiyorlar.De certeza que todos temos a) cem perguntas, b) vontade de abraçar-te.
Benim ve eminim ki buradaki herkesin, A) yüzlerce sorusu var, B) sizi kucaklamak istiyorlar.Ik -- en iedereen neem ik aan -- heeft A) honderd vragen, B) wil je omarmen.
Biz onu kucaklamak ve kendi şekilde yorumlamak edelim.A je iba na nich, ako to pochopia a interpretujú.
Biz onu kucaklamak ve kendi şekilde yorumlamak edelim.Chúng tôi để họ nắm lấy nó và diễn giải nó theo cách riêng của họ.
Biz onu kucaklamak ve kendi şekilde yorumlamak edelim.Deixamos que a acolham e interpretem à sua maneira.
Biz onu kucaklamak ve kendi şekilde yorumlamak edelim.Hagyjuk, hogy kedvük szerint formálják, magukévá tegyék.
Biz onu kucaklamak ve kendi şekilde yorumlamak edelim.그들 나름대로 이해하고 해석하게 하는 것이죠.
Biz onu kucaklamak ve kendi şekilde yorumlamak edelim.Lasciamo che lo adottino e lo interpretino a modo loro.
Biz onu kucaklamak ve kendi şekilde yorumlamak edelim.Le-am lăsat să le includă şi interpreteze în felul lor.
Biz onu kucaklamak ve kendi şekilde yorumlamak edelim.Les dejamos adoptarlo e interpretarlo a su manera.
Biz onu kucaklamak ve kendi şekilde yorumlamak edelim.Nous les laissons s'y engager et l'interpréter à leur propre façon.
Biz onu kucaklamak ve kendi şekilde yorumlamak edelim.Pozwoliliśmy, by ją podchwycili i zinterpretowali na swój sposób.
Biz onu kucaklamak ve kendi şekilde yorumlamak edelim.Předáváme jim naši myšlenku a je na nich, jak ji přijmou a interpretují.
Biz onu kucaklamak ve kendi şekilde yorumlamak edelim.Vi lader dem omfavne det og fortolke det på deres egen måde.
Biz onu kucaklamak ve kendi şekilde yorumlamak edelim.Wir erlauben ihnen, sie sich zu eigen zu machen und sie in ihrer eigenen Weise zu interpretieren.
Biz onu kucaklamak ve kendi şekilde yorumlamak edelim.Ze mogen het omarmen en interpreteren op hun manier.
Biz onu kucaklamak ve kendi şekilde yorumlamak edelim.Τους επιτρέψαμε να το αγκαλιάσουν και να το ερμηνεύσουν με τον δικό τους τρόπο.
Biz onu kucaklamak ve kendi şekilde yorumlamak edelim.Ми дозволяємо їм інтерпретувати її по-своєму.
Biz onu kucaklamak ve kendi şekilde yorumlamak edelim.Мы дали им возможность влиться в наше движение и интерпретировать его по-своему.
Biz onu kucaklamak ve kendi şekilde yorumlamak edelim.Оставяме ги да ги възприемат и да ги интерпретират по свой начин.
Biz onu kucaklamak ve kendi şekilde yorumlamak edelim.העברנו לאנשים האלו את המותג שלנו ואת הקמפינג שלנו.
Biz onu kucaklamak ve kendi şekilde yorumlamak edelim.جعلناهم يتبنوها و يترجموها على طريقتهم
Biz onu kucaklamak ve kendi şekilde yorumlamak edelim.私は今 アメリカ前立腺がん財団の本拠地である
Bu konuyu ilk duyduğumda şöyle düşündüm: "Ötekiliği kucaklamak kendimi kucaklamaktır işte."Amikor először hallottam erről a témáról, azt gondoltam, hogy hát, a másság felölelése önmagam megölelése.
Bu konuyu ilk duyduğumda şöyle düşündüm: "Ötekiliği kucaklamak kendimi kucaklamaktır işte."Când am auzit prima dată această temă, m-am gândit: îmbrăţişarea alterităţii înseamnă îmbrăţişarea sinelui.
Bu konuyu ilk duyduğumda şöyle düşündüm: "Ötekiliği kucaklamak kendimi kucaklamaktır işte."Gdy pierwszy raz usłyszałam to pojęcie, pomyślałam, cóż, to ogarnąć siebie.
Bu konuyu ilk duyduğumda şöyle düşündüm: "Ötekiliği kucaklamak kendimi kucaklamaktır işte."Když jsem poprvé slyšela toto téma, myslela jsem si, že přijímání odlišnosti je přijímání sebe samotné.
Bu konuyu ilk duyduğumda şöyle düşündüm: "Ötekiliği kucaklamak kendimi kucaklamaktır işte."Lần đầu tiên nghe thấy điều này, tôi đã nghĩ, đón nhận sự khác biệt tức là đón nhận chính bản thân mình.
Bu konuyu ilk duyduğumda şöyle düşündüm: "Ötekiliği kucaklamak kendimi kucaklamaktır işte."La primera vez que escuché este tema pensé que abrazar la alteridad era abrazarme a mí misma.
Bu konuyu ilk duyduğumda şöyle düşündüm: "Ötekiliği kucaklamak kendimi kucaklamaktır işte."Quando ouvi pela primeira vez este tema, pensei, bem, aceitar a alteridade é aceitar-me.