kucak kucak ile cümle

kucak kucak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Kucak ve sahibi arasındaki ilişki doğrudan ve samimidir.Связь между коленями и их владельцем прямая и очень близкая.
Kucak ve sahibi arasındaki ilişki doğrudan ve samimidir.מערכת היחסים בין הירכיים ובעליהן הינה ישירה ואינטימית.
Kucak ve sahibi arasındaki ilişki doğrudan ve samimidir.فالعلاقة بين " حضن " الشخص وصاحبه هي مباشرة وحميمية جدا
Kucak ve sahibi arasındaki ilişki doğrudan ve samimidir.直接的で親密なもの 私は36階建て、450戸の
Küçük bir çocuğun sizi kucaklarken hissettiğiniz sıcaklık- bu gerçektir.Ciepło małe dziecko ogarnij — to prawda.
Küçük bir çocuğun sizi kucaklarken hissettiğiniz sıcaklık- bu gerçektir.El abrazo caluroso de un niño pequeño —eso es verdadero—.
Küçük bir çocuğun sizi kucaklarken hissettiğiniz sıcaklık- bu gerçektir.Il calore dell'abbraccio di un bambino -- quelloè vero.
Küçük bir çocuğun sizi kucaklarken hissettiğiniz sıcaklık- bu gerçektir.La chaleur qu'un enfant emet- c'est ce qu'il y a de vrai.
Küçük bir çocuğun sizi kucaklarken hissettiğiniz sıcaklık- bu gerçektir.Sự ấm áp của những cái ôm từ con trẻ--là thật.
Küçük bir çocuğun sizi kucaklarken hissettiğiniz sıcaklık- bu gerçektir.لأطفالنا، لعوائلنا، لبعضنا البعض. دفىء حضن طفل صحيح- هذا هو الشيء الحقيقي
Küçük bir çocuğun sizi kucaklarken hissettiğiniz sıcaklık- bu gerçektir.子供たちとの思い出 子供たちがくれる喜び 子供たちの目を通して見える驚き
Küçük bir çocuğun sizi kucaklarken hissettiğiniz sıcaklık- bu gerçektir.我們對孩子們的愛,對家庭的愛,對彼此的愛. 孩子們溫暖的擁抱,那是真實的!
Küçük bir erkek çocuğuyken onu görmeye gittiğimde, beni kucaklardı.Amikor kisgyerekként találkoztam vele, mindig megölelgetett.
Küçük bir erkek çocuğuyken onu görmeye gittiğimde, beni kucaklardı.Când o vedeam pe vremea când eram un băieţel, venea la mine şi mă îmbrăţişa.
Küçük bir erkek çocuğuyken onu görmeye gittiğimde, beni kucaklardı.Cuando yo era pequeño y la miraba, ella se me acercaba y me daba un buen abrazo.
Küçük bir erkek çocuğuyken onu görmeye gittiğimde, beni kucaklardı.Kiedy byłem małym chłopcem, podchodziła do mnie i przytulała.
Küçük bir erkek çocuğuyken onu görmeye gittiğimde, beni kucaklardı.제가 어렸을때 제 할머니는 숨을 쉬지 못할 정도로
Küçük bir erkek çocuğuyken onu görmeye gittiğimde, beni kucaklardı.När jag som liten pojke träffade henne brukade hon komma fram och krama mig.
Küçük bir erkek çocuğuyken onu görmeye gittiğimde, beni kucaklardı.Quand je la voyais quand j'étais petit garçon, elle venait vers moi et elle me serrait dans ses bras.
Küçük bir erkek çocuğuyken onu görmeye gittiğimde, beni kucaklardı.Quando da bambino andavo da lei, lei mi veniva incontro, e mi dava di quegli abbracci!
Küçük bir erkek çocuğuyken onu görmeye gittiğimde, beni kucaklardı.Quando eu a via — era miúdo — ela vinha ter comigo e dava-me grandes abraços.
Küçük bir erkek çocuğuyken onu görmeye gittiğimde, beni kucaklardı.Wanneer ik haar zag als kleine jongen, kwam ze naar me toe en knuffelde me.
Küçük bir erkek çocuğuyken onu görmeye gittiğimde, beni kucaklardı.Wenn ich sie als kleiner Junge traf, kam sie auf mich zu und umarmte mich.
Küçük bir erkek çocuğuyken onu görmeye gittiğimde, beni kucaklardı.Βλέποντας την όταν ήμουν μικρός, θυμάμαι που ερχόταν προς το μέρος μου και με αγκάλιαζε.
Küçük bir erkek çocuğuyken onu görmeye gittiğimde, beni kucaklardı.Когато я виждах като малко момче, тя идваше до мен и ме прегръщаше.
Küçük bir erkek çocuğuyken onu görmeye gittiğimde, beni kucaklardı.Когда я был маленьким мальчиком, она подходила ко мне и обнимала.
Küçük bir erkek çocuğuyken onu görmeye gittiğimde, beni kucaklardı.כשהייתי רואה אותה כילד קטן, היא היתה ניגשת אליי ונותנת לי חיבוקים כאלה.
Küçük bir erkek çocuğuyken onu görmeye gittiğimde, beni kucaklardı.وكنت عندما أقابلها كطفلٍ صغير ، كانت تأتي نحوي وتضمني.
Küçük bir erkek çocuğuyken onu görmeye gittiğimde, beni kucaklardı.そばに来て優しく抱きしめてくれました 息ができないほど強く抱きしめては
Kurgu yazdığımda ben bu belirsizliği ve değişkenliği sevgiyle kucaklıyorum.10ページ先が予測できなかったり 登場人物の意外な行動が好きなのです
Kurgu yazdığımda ben bu belirsizliği ve değişkenliği sevgiyle kucaklıyorum.Als ik fictie schrijf dan koester ik ongrijpbaarheid en veranderlijkheid.
Kurgu yazdığımda ben bu belirsizliği ve değişkenliği sevgiyle kucaklıyorum.Amikor írok, nagy becsben tartom a a nehezen megfogható dolgokat és a változékonyságot.
Kurgu yazdığımda ben bu belirsizliği ve değişkenliği sevgiyle kucaklıyorum.Când scriu ficţiune, preţuiesc ceea ce este vag şi schimbător.
Kurgu yazdığımda ben bu belirsizliği ve değişkenliği sevgiyle kucaklıyorum.Cuando escribo ficción aprecio la elusividad y mutabilidad.
Kurgu yazdığımda ben bu belirsizliği ve değişkenliği sevgiyle kucaklıyorum.Když píšu beletrii, nepostižitelnosti a proměnlivosti si vážím.
Kurgu yazdığımda ben bu belirsizliği ve değişkenliği sevgiyle kucaklıyorum.Khi tôi viết truyện hư cấu Tôi trân trọng sự khó nắm bắt và khả năng thay đổi.
Kurgu yazdığımda ben bu belirsizliği ve değişkenliği sevgiyle kucaklıyorum.Kiedy piszę fikcję, miłuje się w nieuchwytności i zmienności.
Kurgu yazdığımda ben bu belirsizliği ve değişkenliği sevgiyle kucaklıyorum.소설을 쓸 때 전 모호함과 가변성을 소중히 여겨요.
Kurgu yazdığımda ben bu belirsizliği ve değişkenliği sevgiyle kucaklıyorum.När jag skriver skönlitteratur vårdar jag det undanglidande och föränderliga.
Kurgu yazdığımda ben bu belirsizliği ve değişkenliği sevgiyle kucaklıyorum.Quand j'écris de la fiction je chéris la fugacité et la capacité de changement.
Kurgu yazdığımda ben bu belirsizliği ve değişkenliği sevgiyle kucaklıyorum.Quando eu escrevo ficção eu acarinho o ilusório e a mutabilidade.
Kurgu yazdığımda ben bu belirsizliği ve değişkenliği sevgiyle kucaklıyorum.Quando scrivo narrativa l'elusività e la mutevolezza mi stanno a cuore.
Kurgu yazdığımda ben bu belirsizliği ve değişkenliği sevgiyle kucaklıyorum.Saat saya menulis karangan fiksi Saya amat menyukai kesukaran dan perubahan.
Kurgu yazdığımda ben bu belirsizliği ve değişkenliği sevgiyle kucaklıyorum.Wenn ich Fiktion schreibe, schätze ich Flüchtigkeit und Wandelbarkeit.
Kurgu yazdığımda ben bu belirsizliği ve değişkenliği sevgiyle kucaklıyorum.Όταν γράφω λογοτεχνία, λατρεύω το φευγαλέο και το μεταβλητό.
Kurgu yazdığımda ben bu belirsizliği ve değişkenliği sevgiyle kucaklıyorum.Когато пиша художествена проза аз ценя неуловимостта и изменчивостта.
Kurgu yazdığımda ben bu belirsizliği ve değişkenliği sevgiyle kucaklıyorum.Когда я пишу, я лелею неуловимость и изменчивость.
Kurgu yazdığımda ben bu belirsizliği ve değişkenliği sevgiyle kucaklıyorum.Коли я пишу роман, я насолоджуюся невиразністю і мінливістю.
Kurgu yazdığımda ben bu belirsizliği ve değişkenliği sevgiyle kucaklıyorum.כאשר אני כותבת סיפורת אני מטפחת את החמקמקות והיכולת להשתנות.
Kurgu yazdığımda ben bu belirsizliği ve değişkenliği sevgiyle kucaklıyorum.عندما أباشر كتابة رواية أتعلق بالمراوغة والقدرة على التغيير
Lütfen "Kucaklanan kız" hakkında yorum yapın.Nem válaszolna még egy kérdésre?
Lütfen "Kucaklanan kız" hakkında yorum yapın.Pouvez-vous répondre à une question ?
Lütfen "Kucaklanan kız" hakkında yorum yapın.Σας παρακαλώ σχολιάστε σχετικά με το "αγκαλιασμένο κορίτσι"
Lütfen "Kucaklanan kız" hakkında yorum yapın.من فضلك تعليق حول الفتاة المحتضنة
Meryem'in yaşamakta oldukları çok aşikar, kucakladığı beden hiç bir direnç göstermiyor, oysa Hz.Jeho telo vôbec nekladie odpor a je skrútené -
Ne var ki Esav koşarak onu karşıladı, kucaklayıp boynuna sarıldı, öptü. İkisi de ağlamaya başladı.A Ezav mu bežal oproti a objal ho a padnúc mu okolo krku bozkával ho, a plakali obaja.
Ne var ki Esav koşarak onu karşıladı, kucaklayıp boynuna sarıldı, öptü. İkisi de ağlamaya başladı.A Ezav mu priteče naproti, ga objame, se mu oklene vratu in ga poljubi; in oba jočeta.
Ne var ki Esav koşarak onu karşıladı, kucaklayıp boynuna sarıldı, öptü. İkisi de ağlamaya başladı.Então Esaú correu-lhe ao encontro, abraçou-o, lançou-se-lhe ao pescoço, e o beijou; e eles choraram.
Ne var ki Esav koşarak onu karşıladı, kucaklayıp boynuna sarıldı, öptü. İkisi de ağlamaya başladı.Esau a alergat înaintea lui; l -a îmbrăţişat, i s'a aruncat pe grumaz, şi l -a sărutat. Şi au plîns.
Ne var ki Esav koşarak onu karşıladı, kucaklayıp boynuna sarıldı, öptü. İkisi de ağlamaya başladı.Esau aber lief ihm entgegen und herzte ihn und fiel ihm um den Hals und küßte ihn; und sie weinten.

İlgili Sayfalar