Biz bir şey bulur bulmaz onunla irtibat kuracağız.As soon as we find out anything, we will contact him.
Bir mecaz kullanamaz mıyız burada?Can't we use a simile here?
Umarım bazı müzik kulüpleri var.I hope there are some music clubs.
Müzisyen kafasını salladı ve küçük piyanosunu itti.The musician shook his head and pushed his little piano away.
Bir müzisyen seslerdeki küçük farkları anlayabilir.A musician can appreciate small differences in sounds.
Müzik kulakları tatmin eder.Music gratifies the ears.
Müziğin önemi küçümsenmiştir.The importance of music is underrated.
Müziğe gelince benim bunun için hiçbir kulağım yok.When it comes to music I have no ear for it.
Müzikte veya konuşmada, bir duraklama sık sık dramatik bir etki için kullanılmaktadır.In music or speaking, a pause is frequently used for dramatic effect.
Herhangi bir gürültü yapmayın yoksa kuşları korkutup kaçıracaksınız.Don't make any noise or you'll scare the birds away.
Ben şanslı bir muhabbet kuşuyum, değil mi?I am a lucky budgie, aren't I?
Tombul parmaklarım var, bu nedenle küçük bir klavye kullanamam.I have chubby fingers, so I can't use a small keyboard.
O, tavan arasındaki farelerden kurtulmak zorunda olduğunu söylüyor.He says he must get rid of the mice that are in the attic.
Çatıda bir kuş görüyorum.I see a bird on the roof.
Çatıdaki kuş bir karga.The bird on the roof is a crow.
Okinawa'yı ziyaret ettiğimizde kuşu gördük.We saw the bird when we visited Okinawa.
Prens bir kurbağaya dönüştü.The prince was changed into a frog.
Kral, gücünü kötüye kullandı.The king abused his power.
Tuz sezon yiyeceği için kullanılır.Salt is used to season food.
Bazı kurşun kalemler almalıydı.He should have bought some pencils.
Kaç düzine kurşun kalemin var?How many dozen pencils do you have?
Bugün bir düzine kurşun kalem aldım.I bought a dozen pencils today.
Kurşun kalemimi kaybettim.I've lost my pencil.
Kurşun kalemler düzine ile satılırlar.Pencils are sold by the dozen.
Lütfen bir kurşun kalemle yaz.Please write with a pencil.
Bir dolma kalemle yaz, bir kurşun kalemle değil.Write with a pen, not with a pencil.
Lütfen adınızı bir kurşun kalemle yazın.Please write your name with a pencil.
Bir kaleme ihtiyacım var. Sizinkilerden birini kullanabilir miyim?I need a pencil. Can I use one of yours?
Kurşun kalemim masamın kenarına düştü.My pencil fell off the edge of my desk.
Kurşun kolayca bükülür.Lead bends easily.
Hangisi daha ağır, kurşun mu yoksa altın mı?Which is heavier, lead or gold?
Lütfen sözlüğümü kullanmaya çekinme.Please feel free to use my dictionary.
Uzakta küçük bir ışık gördük.We saw a little light in the distance.
Tokyo Kulesi'ni çok uzaktan görebilirim.I could see Tokyo Tower far away.
Uzaktaki kuleyi gördük.We saw the tower in the distance.
Uzakta bir kuş gördük.We saw a bird in the distance.
Uzakta bir kulübe gördük.I saw a cottage in the distance.
Uzakta kaplanların kükrediğini duyduk.We heard tigers roaring in the distance.
Sigaralarınızı kuru tutun.Keep your cigarettes dry.
Yen için tam döviz kurunu bilmek istiyorum.I'd like to know the exact exchange rate for yen.
İstasyonda bir kutu öğle yemeği satın aldım.I bought a box lunch at the station.
Keskin bir dil sürekli kullanımla keskinleşen tek kenarlı bir araçtır.A sharp tongue is the only edged tool that grows keener with constant use.
İngilizler kuyruklarda durmaya alışkın.British people are used to standing in queues.
Duydum ki İngiliz insanlarla arkadaşlık kurmak zaman alıyor.I hear it takes time to make friends with the English people.
İngilizce dünyanın her yerinde kullanılır.English is used in every part of the world.
İngilizce evrensel bir dildir ve tüm dünyada kullanılmaktadır.English is a universal language and is used all over the world.
İngilizce birçok kişi tarafından kullanılmaktadır.English is used by many people.
İngilizcede bu kuşa ne dersiniz?What do you call this bird in English?
Egzersiz vücudunu kuvvetli yapar.Exercise makes your body strong.
Egzersiz yaparsan daha kuvvetli olacaksın.You will be more vigorous if you exercise.
O, arabayı kullanırken sürücüyle konuşmayın.Don't speak to the driver while he is driving.
Sürücüler trafik kurallarına uymalıdırlar.Drivers must observe the traffic rules.
Araba sürerken trafik kurallarına uymamız gerekiyor.You should obey the traffic laws when you drive.
Araba kullanırken diğer arabalara dikkat etmelisin.You have to look out for other cars when you drive.
Araba kullanırken emniyet kemerinizi bağlayın.Fasten your seat belt when you drive.
Sürücü ölümden kurtulacak kadar şanslıydı.The driver was so fortunate as to escape death.
Şans eseri, bir gemi geçti ve onlar kurtarıldı.As good luck would have it, a steamer passed by and they were saved.
Taşıyabildiğin kadar çok kutu getir.Bring as many boxes as you can carry.
Yağmur durur durmaz güzel bir gök kuşağı çıktı.No sooner had it stopped raining than a beautiful rainbow appeared.
Tüyler kuşlara özgüdür.Feathers are peculiar to birds.