O, caddedeki teneke kutuları topladı.He picked up cans in the street.
Ayrıcalığı kötüye kullanmıştır.He must have abused the privilege.
O, eşsiz ses tonunu kullanarak bir konuşma yaptı.He made a speech using his unique tone of voice.
Güney Kutbu civarındaki bölgeyi araştırdı.He explored the region around the South Pole.
Küçük bir sanatçıdan başka bir şey değildir.He is nothing but a minor artist.
Sadece küçük bir bestecidir.He is nothing but a minor composer.
Günlük hayatında fazla enerji kullanmaya karar verdi.He decided not to use much energy in his daily life.
Japon kültürüne aşinadır.He is familiar with Japanese culture.
O, okullarda kullanım için bir Japon folklor antolojisi derledi.He compiled a Japanese folklore anthology for use in schools.
O, Japon kültürünün takdir eder.He appreciates Japanese culture.
Ateşin yanında ıslak elbiselerini kuruttu.He dried his wet clothes by the fire.
O, kutusuna birkaç bozuk para koydu.He put some coins in the box.
Kutuyu nasıl açacağını keşfetti.He discovered how to open the box.
O onun içeriklerinin kutusunu boşalttı.He emptied the box of its contents.
O, kutuyu üst kata taşıdı.He carried the box upstairs.
Hayatı pahasına küçük kızı kurtardı.He rescued the little girl at the cost of his life.
O onların şikayetlerine kulaklarını tıkadı.He turned a deaf ear to their complaints.
O onların ricasına kulak asmadı.He turned a deaf ear to their request.
O, onlara göz kulak oldu.He kept an eye on them.
Onu kurtarmak için hayatını riske attı.He risked his life to save her.
Sadece çölde ölmek için kazadan sağ kurtuldu.He survived the crash, only to die in the desert.
Sanat üzerine kitapları olan hoş bir kütüphanesi var.He has a fine library of books on art.
O, yoksuldu ve küçük bir kabinde yaşardı.He was poor and lived in a small cabin.
Genellikle nakit yerine kredi kartlarını kullanır.He usually uses credit cards instead of cash.
O, babasına karşı küstahtı.He was impertinent to his father.
Odanın çok küçük olmasından yakınıyor.He complains of the room being so small.
Zor kullanarak istediğini elde eder.He gets his way by throwing his weight around.
Refah içinde yaşayan insanları küçümsedi.He despised those who lived on welfare.
Kulağını duvara dayadı.He pressed his ear against the wall.
Annesinin tavsiyesini küçümsedi.He flouted his mother's advice.
Küstahlığı onun çöküşüne yol açtı.His arrogance led to his downfall.
O, Kuzey Kutbu'na bir sefere çıktı.He left on an expedition to the North Pole.
O, kuzeydeki en iyi ailelerin birinden gelmiştir.He sprang from one of the best families in the north.
o, kitap kurdu diyebileceğin bir kişidir.He is what you might call a bookworm.
Kitap okumak için kütüphaneye gider.He goes to the library to read books.
O, uyuşturucu kullandığı için takımdan ilişkisi kesildi.He was dropped from the team for using drugs.
O her sabah altıda kalkmayı kural olarak benimsemiştir.He makes it a rule to get up at six every morning.
O her sabah yürümeyi kural olarak benimsemiştir.He makes it a rule to take a walk every morning.
O, her sabah bir yürüyüşü kural olarak benimsemiştir.He makes it a rule to take a walk every morning.
O, her sabah altıda kalkmayı kural olarak benimsemiştir.He makes it a rule to get up at six every day.
O, her gün bahçede iki saat çalışmayı bir kural haline getiriyor.He makes it a rule to work in the garden for two hours every day.
İzin almadan onun bisikletini kullandı.He used her bike without asking permission.
O dikkatsiz araç kullanmanın keyfini çıkarır.He gets a kick out of reckless driving.
O dikkatsiz araç kullanmaktan hoşlanır.He gets a kick out of reckless driving.
O dikkatsiz araç kullanmaktan çok büyük zevk alır.He gets a kick out of reckless driving.
Kendi hayatını riske atarak köpeği kurtardı.He rescued the dog at the risk of his own life.
Kendi canını tehlikeye atarak çocuğu kurtardı.He saved the child at the risk of his own life.
O hiç kuşkusuz yetenekli bir lider.He is admittedly an able leader.
O, beyzbol Kulübüne katıldı.He joined the baseball club.
O beyzbol kulübünün bir üyesidir.He is a member of the baseball club.
O, arkadaşının hayatını kurtardığı için bir kahraman olarak kabul edildi.He was regarded as a hero for saving his friend's life.
Küvette akan suyu var.He has the water running in the bathtub.
Onun kollarında büyük bir kutu vardı.He had a big box in his arms.
O, sinirinden kuduruyordu.He was raging mad.
Onların kendi çocukları olmadığı için küçük bir kızı evlat edinmeye karar verdiler.Since they had no children of their own, they decided to adopt a little girl.
Onların evi yangında yanıp kül oldu.Their house was burned down in the fire.
Onlar arasında kuşak farkı var.There is a generation gap between them.
Onların küçük protestosu kitlesel bir gösteriyi tetikledi.Their small protest triggered a mass demonstration.
Onlar Tom'un yeni teorisini küçümsüyorlar.They are crying down Tom's new theory.
Onlar benim kuzenlerim.They are my cousins.