O, onların her birine bir kurşun kalem verdi.He gave each of them a pencil.
Kurbanları desteklemek için bir fon kurdular.They set up a fund to support the victims.
Onlar arkaya arkaya üç yıl Japonya Kupasını kazandılar.They won the Japan Cup three years in succession.
Onlar yaklaşık beş yüz yıl önce Peru'da imparatorluklarını kurdular.They built their empire in Peru about five hundred years ago.
Onlar bu ilkel aletleri kullandılar.They used those primitive tools.
Onlar sandalye ya da masa kullanmazlar.They don't use chairs or tables.
İngiltere'de küçük bir köyde yaşıyorlar.They live in a little village in England.
Çocuğu boğulmaktan kurtardılar.They rescued the boy from drowning.
Onlar bir kutu bisküvi aldılar.They bought a box of cookies.
Onlar kurulduğundan beri bu küçük oteli çalıştırdılar.They have run this small hotel since it was established.
Hiç çimento kullanmadan kalenin duvarlarını inşa ettiler.They built the walls of the fortress without using cement at all.
Onlar orada kullanılanlara benzer aletler kullandılar.They used tools similar to those used there.
Onlar kuyumcu dükkanına zorla girdi.They broke into the jewelry shop.
Pilota deniz kuvvetleri helikopterini uçurttular.They made the pilot fly the Navy helicopter.
Güneşte kendilerini kuruladılar.They dried themselves in the sun.
Onlar Noel'i hediyelerle birlikte kutluyorlar.They celebrate Christmas with presents.
Onlar helikopter tarafından kurtarıldılar.They were rescued by helicopter.
Bir keçiyi Tanrıya kurban olarak öldürdüler.They killed a goat as a sacrifice to God.
Bir kurtarma ekibi gelinceye kadar şarkı söylediler.They kept singing until a rescue team came.
Londra'da yeni bir şirket kurdular.They set up a new company in London.
Onlar bir şişe şarap açarak onun başarısını kutladılar.They celebrated his success by opening a bottle of wine.
Onun küçük geliriyle yaşamak zorundalar.They have to live on his small income.
Onlar çok küçük giysi giyiyorlar.They wear very little clothing.
Onlar batı ülkeleriyle iletişim kurdular.They communicated with the Western countries.
Onlar bir okul kurdular.They set up a school.
Onlar onu tehlikeden kurtardılar.They rescued him from danger.
Onlar kurallardan habersiz.They are ignorant of the rules.
Kültür edinmeleri için oğullarını Avrupa'ya gönderdiler.They sent their son to Europe to acquire culture.
Engebeli kuzey yüzüne tırmandılar.They climbed the rugged north face.
Eski sistemden kurtuldular.They did away with the old system.
Posta yoluyla birbirleriyle iletişim kurarlar.They communicate with each other by mail.
Onlar dün kütüphanede miydiler?Were they in the library yesterday?
Bana küçük bir oda tahsis ettiler.They have assigned me a small room.
Onlar benim önerime kuvvetle karşı çıkıyorlar.They are strongly opposing my proposal.
Zaferimiz için bizi kutladılar.They congratulated us on our victory.
Onlar kapitalizmi sona erdirdiler ve sosyalist bir toplum kurdular.They ended capitalism and built a socialist society.
Onlar odalarını iyi kullanıyorlar.They make good use of their rooms.
Onlar bir kutlama ziyafeti düzenledi.They held a congratulatory banquet.
Onlar ticarette kurnaz.They are shrewd in trade.
Onlar küçük çocuklar değiller.They are not little children.
Onlar yeni bir şirket kuracaklar.They will set up a new company.
Yeni bir siyasi parti kurdular.They formed a new political party.
Onlar yeni bir siyasi parti kurmaya çalışıyorlar.They are trying to organize a new political party.
Kütüphaneyi bir sürü kitapla donattılar.They furnished the library with many books.
Onların kütüphaneye giriş izinleri var.They have access to the library.
Son sesleriyle birbirlerine küfrediyorlardı.They were swearing at each other at the top of their voices.
Onlar nehrin yukarısına doğru kürek çektiler.They rowed up the river.
Onlar uzun gri bir sokağın sonunda çok küçük bir evde yaşıyordu.They lived in a very small house at the end of a long, gray street.
Onlar derhal bizi kurtarmaya geldiler.They came to our rescue at once.
Geçen bir gemi tarafından kurtarıldılar.They were rescued by a passing ship.
Onu bir kulübün başkanı yaptılar.They made him the chairman of a club.
Onlar onu Kuzey Amerika'ya gönderdiler.They sent him to North America.
Kurbanlara yardım etmek için bir şeyler yapmamızı istediler.They called on us to do something to help the victims.
Babalarını kurtarmak için acele ettiler.They hurried to their father's rescue.
Onlar kürekle kaldırımdan karı temizliyorlardı.They were clearing the snow from the sidewalk with a shovel.
Kuzey kutbuna bir sefere gittiler.They went on an expedition to the North Pole.
Onlar her gün telefonla birbirleriyle iletişim kurar.They communicate with each other by telephone every day.
Sahip oldukları parayı kullanmak zorunda kaldılar.They had had to use what money they had.
Bazı öğrencileri ona hayrandı, diğerleri ise onu küçümsüyordu.Some of his students admired him, and others despised him.
Onun çok yakında geleceğine dair küçük bir umut yok.There is little hope of her getting well soon.