Bazı kuşlar gökyüzünde yüksek uçuyorlar.Some birds are flying high in the sky.
Kuşlar havada uçuyorlar.Birds are flying in the air.
Bir kuş gökyüzünde yükseklerde uçuyordu.A bird was flying high up in the sky.
Kuşlar gökyüzünde yüksek uçarlar.The birds are flying high in the sky.
Yavrularını besleyen ve barındıran kuşların aksine balıklar yumurtalarını terk eder.Unlike birds, which feed and shelter their young, fish abandon their eggs.
Ağaçta bir kuş ötüyor.A bird is singing in the tree.
Kuşlar ağaçların arasında ötüşüyorlardı.Birds were singing among the trees.
Kuşlar ağaçlarda ötüyor.The birds are singing in the trees.
Kuş kanatlarını çırptı.The bird flapped its wings.
Kuşlar şarkı söyler.Birds sing.
Kuş olduğumu hayal ettim.I dreamt I was a bird.
Bir kuşun kanatları vardır.A bird has wings.
Kuşu besle!Feed the bird!
Kuşa yem ver!Feed the bird!
Keşke bir kuş gibi uçabilsem.I wish I could fly like a bird.
Gökyüzünde bir kuş gibi uçma arzusu uçağın icadına ilham oldu.The desire to fly in the sky like a bird inspired the invention of the airplane.
Kuşlar her zaman yuvalarına dönerler.Birds always return to their nests.
Bir kuş ötmesiyle ve bir insan konuşma tarzıyla tanınır.A bird is known by its song and a man by his way of talking.
Kuşlar keskin gözlere sahiptirler.Birds have sharp eyes.
Kuşlar gökyüzünde uçarlar.Birds fly in the sky.
Kuşlar grup halinde uçuyorlardı.The birds were flying in a group.
Kuşlar böceklerin doğal düşmanıdır.Birds are natural enemies of insects.
Kuşlar bütün yönlere uçup gitti.The birds flew away in all directions.
Kuşlar dört bir yana uçuştu.The birds flew away in all directions.
Kuş kafasını suya daldırdı.The bird dipped its head into the water.
Kuşlar yuva yapar.Birds build nests.
Kuş solucanları arıyordu.The bird was looking for worms.
Kuşlar kışın güneye doğru uçarlar.Birds fly south in winter.
Kuşlar güneye uçtu.The birds flew to the south.
Kuşlar uçar.Birds fly.
Kuşlar uçarlar.Birds fly.
Kuşlar genellikle sabah erken uyanır.Birds usually wake up early in the morning.
Kuşlar içgüdüyle uçmayı öğrenirler.Birds learn to fly by instinct.
Kuşlar binlerce kilometre uzağa uçup, her yıl aynı yere dönebilirler.Birds can fly thousands of miles away and return to the same place every year.
Kuşlar, yuvalarını ağaçlara yaparlar.Birds make their nests in trees.
Bir kuş kanatlarını oynatmadan havada süzülebilir.A bird can glide through the air without moving its wings.
Kuşlar yumurtlar.Birds lay eggs.
Kuşun uçmasına izin ver.Let the bird fly away.
Caddeyyi geçerken küçük kız kardeşimle el ele tutuştuk.I took my little sister by the hand when we crossed the street.
Küçük kız kardeşim caddeyi geçerken elimi tuttu.My little sister took my hand when we crossed the street.
Kural olarak, sigara içmeye izin vermiyoruz.As a rule, we don't allow smoking.
Küçük erkek kardeşim biraz para istedi.My little brother asked for some money.
Bob sporlarda iyi olmadığı için erkek kardeşini küçümsüyor.Bob looks down on his brother for not being good at sports.
Küçük erkek kardeşim dün gece korkunç bir rüya gördüğünü söylüyor.My little brother says that he had a dreadful dream last night.
Benim küçük erkek kardeşim on iki yaşında.My kid brother is twelve.
Küçük erkek kardeşim hep oyuncak ayısı ile yatıyor.My little brother always sleeps with his teddy bear.
Küçük erkek kardeşim İngilizce okuyabilir.My little brother can read English.
Benim küçük erkek kardeşim ilkokula gidiyor.My little brother goes to an elementary school.
Erkek kardeşim küçük ama güçlüdür.My brother is small but strong.
Erkek kardeşim beyzbol kulübüne katıldı.My brother has joined the baseball club.
Bütün yolcular boğulmaktan kurtarıldılar.All the passengers were saved from drowning.
Demir, birçok kullanımı olan bir metaldir.Iron is a metal with many uses.
Hava çok iyi, kuruması için çamaşırlarımı dışarıya asmayı düşünüyorum.The weather's so good I think I'll hang the laundry out to dry.
Köy insanları geleneksel olarak yabancılardan kuşkulanırlar.Country people are traditionally suspicious of strangers.
Telefonun nasıl kullanılacağını bana anlatabilir misin?Could you tell me how to use the telephone?
Telefonu kullanabilip kullanamayacağını sordu, bu yüzden ona izin verdim.She asked if she could use the phone, so I let her.
Ben telefonu kullanabilir miyim?May I use the phone?
Yiyeceğimi kustum.I threw up my food.
Kusacak gibi hissediyorum.I feel like throwing up.
Kadın ayrıldı ve tekrar kuyrukta beklediği adliyeye gitti.The woman left and went to the courthouse, where she waited in line again.