kuşku ile cümle
kuşku kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Mortgage taksitlerinizi hesaplamak için hükumetin resmi istatistiklerine kuşkuyla yaklaşabilmek gibi şeylerPochopit vlastní hypotéku, kriticky přistupovat k vládním statistikám a podobné věci.
Mortgage taksitlerinizi hesaplamak için hükumetin resmi istatistiklerine kuşkuyla yaklaşabilmek gibi şeylerPrepočítať si hypotéky, spochybňovať vládne štatistiky, takéto veci.
Mortgage taksitlerinizi hesaplamak için hükumetin resmi istatistiklerine kuşkuyla yaklaşabilmek gibi şeylerSă-ți calculezi rata la ipotecă, dacă te îndoiești de statisticile guvernului, lucruri de genul ăsta.
Mortgage taksitlerinizi hesaplamak için hükumetin resmi istatistiklerine kuşkuyla yaklaşabilmek gibi şeylerSeine Kredite verstehen, Regierungsstatistiken kritisch betrachten, diese Art von Dingen.
Mortgage taksitlerinizi hesaplamak için hükumetin resmi istatistiklerine kuşkuyla yaklaşabilmek gibi şeylerUntuk memahami hipotik anda, atau mempertanyakan statistik pemerintah, dan hal-hal seperti itu.
Mortgage taksitlerinizi hesaplamak için hükumetin resmi istatistiklerine kuşkuyla yaklaşabilmek gibi şeylerWijsraken uit je hypotheek, kritisch staan tegenover overheidsstatistieken, dat soort dingen.
Mortgage taksitlerinizi hesaplamak için hükumetin resmi istatistiklerine kuşkuyla yaklaşabilmek gibi şeylerΝα υπολογίσεις την υποθήκη σου, να κρίνεις τα στατιστικά νούμερα της κυβέρνησης, τέτοια πράγματα.
Mortgage taksitlerinizi hesaplamak için hükumetin resmi istatistiklerine kuşkuyla yaklaşabilmek gibi şeylerלחשב משכנתאות, להטיל ספק בסטטיסטיקות ממשלתיות, דברים כאלה.
Mortgage taksitlerinizi hesaplamak için hükumetin resmi istatistiklerine kuşkuyla yaklaşabilmek gibi şeylerلكي نستوعب قروضنا .. وان نشكك بالارقام التي تصدرها حكوماتنا .. واشياء كتلك
Mortgage taksitlerinizi hesaplamak için hükumetin resmi istatistiklerine kuşkuyla yaklaşabilmek gibi şeyler政府の統計に懐疑的になったりするからです 3つめは私が論理的な心の訓練と呼んでいるもので
Mozambik'in Azılı Suçlusu Nini Satar'ın yakalanması, Halktan Kuşkucu Tepki AldıCaptura de infame criminal mozambiqueño Nini Satar genera escéptica reacción pública
Mozambik'in Azılı Suçlusu Nini Satar'ın yakalanması, Halktan Kuşkucu Tepki AldıCaptura de um dos maiores criminosos de Moçambique gera debate controverso
Mozambik'in Azılı Suçlusu Nini Satar'ın yakalanması, Halktan Kuşkucu Tepki AldıMozambico: il pubblico reagisce con scettismo alla cattura del famigerato criminale Nini Satar
"Neden bu kadar çok tempo tutuyor?" Eğer başımla şunu yapsaydım, kuşkusuz böyle düşünürdünüz.Se eu tivesse feito gestos com a minha cabeça, certamente que o teriam pensado.
Neyse, sonunda ikna olmuş, zaten Sita'dan kuşkulanmamıştı.Anh ta đã bị thuyết phục, không giống như anh ta nghi ngờ nàng ấy
Neyse, sonunda ikna olmuş, zaten Sita'dan kuşkulanmamıştı.Ele ficou convencido! Não foi por ele ainda estar indeciso
Neyse, sonunda ikna olmuş, zaten Sita'dan kuşkulanmamıştı.Era convins, nu că s-ar fi îndoit de ea probabil a spus:
Neyse, sonunda ikna olmuş, zaten Sita'dan kuşkulanmamıştı.Er war überzeugt, es war nicht so, daß er an ihr gezweifelt hat
Neyse, sonunda ikna olmuş, zaten Sita'dan kuşkulanmamıştı.Está convencido, no parece dudar de ella.
Neyse, sonunda ikna olmuş, zaten Sita'dan kuşkulanmamıştı.Hän oli vakuuttunut. Ei hän enää epäillyt Sitaa.
Neyse, sonunda ikna olmuş, zaten Sita'dan kuşkulanmamıştı.Han var övertygad.
Neyse, sonunda ikna olmuş, zaten Sita'dan kuşkulanmamıştı.Igenis hitt neki. Nem kételkedett.
Neyse, sonunda ikna olmuş, zaten Sita'dan kuşkulanmamıştı.Nie wątpił w jej czystość
Neyse, sonunda ikna olmuş, zaten Sita'dan kuşkulanmamıştı.On byl přesvědčen. To nebylo jako že o ní pochyboval.
Neyse, sonunda ikna olmuş, zaten Sita'dan kuşkulanmamıştı.Sebenarnya dia percaya, bukannya dia meragukan Sita.
Neyse, sonunda ikna olmuş, zaten Sita'dan kuşkulanmamıştı.Si', perche' il lavandaio... Era convinto, non e' che dubitasse
Neyse, sonunda ikna olmuş, zaten Sita'dan kuşkulanmamıştı. Yani, en sonunda şey dedi "Tamam, sen safsın."彼女を抱きしめ 天から花が降って来たと
Neyse, sonunda ikna olmuş, zaten Sita'dan kuşkulanmamıştı.Той е бил убеден, не е било като да се съмнява в нея.
Öğrencilerin soruları yanıtladığı ulusal kültürel bağlam ise, hiç kuşkusuz, çeşitlilik göstermektedir.Annyi azonban bizonyos, hogy a kérdőívet kitöltő diákok igen eltérő nemzeti kulturális környezetben élnek.
Öğrencilerin soruları yanıtladığı ulusal kültürel bağlam ise, hiç kuşkusuz, çeşitlilik göstermektedir.Contextul cultural naţional în care elevii au răspuns la întrebări a variat însă fără îndoială.
Öğrencilerin soruları yanıtladığı ulusal kültürel bağlam ise, hiç kuşkusuz, çeşitlilik göstermektedir.Den nationella kulturella kontext i vilken eleverna har besvarat frågorna har dock helt klart varierat.
Öğrencilerin soruları yanıtladığı ulusal kültürel bağlam ise, hiç kuşkusuz, çeşitlilik göstermektedir.Lze předpokládat, že v jednotlivých zemích se lišil kulturní kontext, ve kterém studenti odpovídali na otázky.
Öğrencilerin soruları yanıtladığı ulusal kültürel bağlam ise, hiç kuşkusuz, çeşitlilik göstermektedir.Nacionalni kulturni okvir, v katerem so dijaki odgovarjali na vprašanja, je bil zagotovo najbolj raznolik.
Öğrencilerin soruları yanıtladığı ulusal kültürel bağlam ise, hiç kuşkusuz, çeşitlilik göstermektedir.Národný kultúrny kontext, v ktorom žiaci odpovedali na otázky, sa však určite líšil.
Ortaya çıktı ki hemen herkes aynı soruları ve kuşkuları paylaşıyordu.Aconteceu que toda a gente tinha exatamente as mesmas questões e dúvidas.
Ortaya çıktı ki hemen herkes aynı soruları ve kuşkuları paylaşıyordu.A reieșit că toată lumea avea exact aceleaşi întrebări şi îndoieli.
Ortaya çıktı ki hemen herkes aynı soruları ve kuşkuları paylaşıyordu.Bleek dat iedereen precies dezelfde vragen en twijfels had.
Ortaya çıktı ki hemen herkes aynı soruları ve kuşkuları paylaşıyordu.Det råkade visa sig att allihopa hade exakt samma frågor och tvivel.
Ortaya çıktı ki hemen herkes aynı soruları ve kuşkuları paylaşıyordu.Es stellte sich heraus, dass alle genau die gleichen Fragen und Zweifel hatten.
Ortaya çıktı ki hemen herkes aynı soruları ve kuşkuları paylaşıyordu.Il s'est avéré que tout le monde avait exactement les mêmes questions et doutes.
Ortaya çıktı ki hemen herkes aynı soruları ve kuşkuları paylaşıyordu.바로, 다른 모든 이들도 똑같은 질문과 의심을 하고 있다는 점이었습니다.
Ortaya çıktı ki hemen herkes aynı soruları ve kuşkuları paylaşıyordu.Resultó que todo el mundo tenía exactamente las mismas preguntas y dudas.
Ortaya çıktı ki hemen herkes aynı soruları ve kuşkuları paylaşıyordu.Si è scoperto che tutti avevano le stesse domande e gli stessi dubbi.
Ortaya çıktı ki hemen herkes aynı soruları ve kuşkuları paylaşıyordu.Sự thật là mọi người chính xác cũng có những câu hỏi và mối nghi ngờ tương tự.
Ortaya çıktı ki hemen herkes aynı soruları ve kuşkuları paylaşıyordu.Ternyata semua orang memiliki pertanyaan dan keraguan yang sama.
Ortaya çıktı ki hemen herkes aynı soruları ve kuşkuları paylaşıyordu.Ukázalo se, že každý měl úplně ty samé otázky a pochybnosti.
Ortaya çıktı ki hemen herkes aynı soruları ve kuşkuları paylaşıyordu.Αποδείχτηκε ότι όλοι είχαν ακριβώς τις ίδιες ερωτήσεις και αμφιβολίες.
Ortaya çıktı ki hemen herkes aynı soruları ve kuşkuları paylaşıyordu.Виявилося, що в усіх були аналогічні сумніви, питання і занепокоєння.
Ortaya çıktı ki hemen herkes aynı soruları ve kuşkuları paylaşıyordu.Оказалось, что у всех были аналогичные сомнения, вопросы и беспокойство.
Ortaya çıktı ki hemen herkes aynı soruları ve kuşkuları paylaşıyordu.Оказа се, че всички имат едни и същи въпроси и съмнения.
Ortaya çıktı ki hemen herkes aynı soruları ve kuşkuları paylaşıyordu.התברר שלכולם היו בדיוק את אותן השאלות והספקות.
Ortaya çıktı ki hemen herkes aynı soruları ve kuşkuları paylaşıyordu.تبين أن الجميع كان لديه تلك المخاوف والشكوك بالضبط.
Ortaya çıktı ki hemen herkes aynı soruları ve kuşkuları paylaşıyordu.抱いていたのです こうして彼は仲間を得ました 共に考えることが出来たのです
RAB dedi ki, ‹‹Onlar kuşkusuz benim halkım, Beni aldatmayacak çocuklardır.›› Böylece onların Kurtarıcısı oldu.A povedal: Veď sú mojím ľudom, synovia sú, neoklamú, a bol im spasiteľom.
RAB dedi ki, ‹‹Onlar kuşkusuz benim halkım, Beni aldatmayacak çocuklardır.›› Böylece onların Kurtarıcısı oldu.Bo rzekł: Wżdyć są ludem moim, są synami, nie przeniewierzą mi się; przetoż był ich zbawicielem.
RAB dedi ki, ‹‹Onlar kuşkusuz benim halkım, Beni aldatmayacak çocuklardır.›› Böylece onların Kurtarıcısı oldu.Denn er sprach: Sie sind ja mein Volk, Kinder, die nicht falsch sind. Darum war er ihr Heiland.
RAB dedi ki, ‹‹Onlar kuşkusuz benim halkım, Beni aldatmayacak çocuklardır.›› Böylece onların Kurtarıcısı oldu.Disse: «Certo, essi sono il mio popolo, figli che non deluderanno» e fu per loro un salvator
RAB dedi ki, ‹‹Onlar kuşkusuz benim halkım, Beni aldatmayacak çocuklardır.›› Böylece onların Kurtarıcısı oldu.És õ mondá: Bizony az én népem õk, fiak, a kik nem hazudnak; és lõn nékik megtartójok.
RAB dedi ki, ‹‹Onlar kuşkusuz benim halkım, Beni aldatmayacak çocuklardır.›› Böylece onların Kurtarıcısı oldu.Han sagde: "De er jo mit Folk, de er Børn, som ej sviger." Og en Frelser blev han for dem
RAB dedi ki, ‹‹Onlar kuşkusuz benim halkım, Beni aldatmayacak çocuklardır.›› Böylece onların Kurtarıcısı oldu.Han sa: Ja, de er mitt folk, de er barn som ikke vil svike. Og han blev en frelser for dem.