kuşku ile cümle

kuşku kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Kuşkusuz dünyada çeşit çeşit diller vardır, hiçbiri de anlamsız değildir.Tak wiele, jako słyszymy, jest różnych głosów na świecie, a nic nie jest bez głosu.
Kuşkusuz dünyada çeşit çeşit diller vardır, hiçbiri de anlamsız değildir.Toliko raznovrstnih glasov, postavim, je na svetu in nobeden ni brez pomena.
Kuşkusuz dünyada çeşit çeşit diller vardır, hiçbiri de anlamsız değildir.Trong thế gian có lắm thứ tiếng, mỗi thứ đều có nghĩa.
Kuşkusuz dünyada çeşit çeşit diller vardır, hiçbiri de anlamsız değildir.Trong thế_gian có lắm thứ tiếng , mỗi thứ đều có_nghĩa .
Kuşkusuz dünyada çeşit çeşit diller vardır, hiçbiri de anlamsız değildir.Τοσα ειδη φωνων ειναι τυχον εν τω κοσμω, και ουδεν εξ αυτων ειναι ασημαντον.
Kuşkusuz dünyada çeşit çeşit diller vardır, hiçbiri de anlamsız değildir.Защото ти наистина благодариш добре, но другият не се назидава.
Kuşkusuz dünyada çeşit çeşit diller vardır, hiçbiri de anlamsız değildir.Сколько, например, различных слов в мире, и ни одного из них нет без значения.
Kuşkusuz dünyada çeşit çeşit diller vardır, hiçbiri de anlamsız değildir.Стільки, як от буває, родів слів на сьвітї, і ні одно з них без голосу.
Kuşkusuz dünyada çeşit çeşit diller vardır, hiçbiri de anlamsız değildir.הן כמה מיני לשנות יש בעולם ואין אחת מהן בלי קול׃
Kuşkusuz dünyada çeşit çeşit diller vardır, hiçbiri de anlamsız değildir.ربما تكون انواع لغات هذا عددها في العالم وليس شيء منها بلا معنى.
Kuşkusuz dünyada çeşit çeşit diller vardır, hiçbiri de anlamsız değildir.世 上 的 聲 音 、 或 者 甚 多 、 卻 沒 有 一 樣 是 無 意 思 的
Kuşkusuz dünyada çeşit çeşit diller vardır, hiçbiri de anlamsız değildir.世上 的 聲音 、 或者 甚多 、 卻沒 有 一 樣 是 無意思 的
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.Aber wird einer nicht die Hand ausstrecken unter Trümmern und nicht schreien vor seinem Verderben?
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.Contudo não estende a mão quem está a cair? ou não clama por socorro na sua calamidade?
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.Dar cel ce se prăbuşeşte nu-şi întinde mînile? Cel în nenorocire nu cere ajutor?
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.De a roskadóban levõ ne nyujtsa-é ki kezét? Avagy ha veszendõben van, ne kiáltson-é segítségért?
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.Dog, mon den druknende ej rækker Hånden ud og råber om Hjælp, når han går under?
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.Heb ik soms de noodlijdenden niet geholpen, wanneer zij om hulp schreeuwden?
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.Jistě žeť nevztáhne Bůh do hrobu ruky, by pak, když je stírá, i volali.
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.그러나 사람이 넘어질 때에 어찌 손을 펴지 아니하며 재앙을 당할 때에 어찌 도움을 부르짖지 아니하겠는가
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.Len že či nevystrie človek ruky i v rumoch; aj keď hynie, preto len kričí o pomoc.
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.Mais celui qui va périr n`étend-il pas les mains? Celui qui est dans le malheur n`implore-t-il pas du secours?
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.Ma qui nessuno tende la mano alla preghiera, né per la sua sventura invoca aiuto
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.Mengapa Kau menyerang orang yang celaka, yang tak dapat berbuat apa pun kecuali mohon iba
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.Men skulle man vid sitt fall ej få sträcka ut handen, ej ropa efter hjälp, när ofärd har kommit?
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.Mutta eikö saisi hukkuessaan kättänsä ojentaa tahi onnettomuudessa apua huutaa?
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.Sin embargo, ¿no extenderá su mano el que está en la ruina? ¿No clamará a él en su infortunio
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.Toda ne iztegne li kdo roke svoje, ko pada? in če kdo gine, ne vpijejo li za pomoč?
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.Wszakże na grób nie ściągnie ręki swej, a gdy ich niszczyć będzie, wołać nie będą.
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.Αλλα δεν θελει εκτεινει χειρα εις τον ταφον, εαν κραζωσι προς αυτον οταν αφανιζη.
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.Верно, Он не прострет руки Своей на дом костей: будут ли они кричатьпри своем разрушении?
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.Обаче в падането си човек няма ли да простре ръка, Или да нададе вик в бедствието си?
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.אך לא בעי ישלח יד אם בפידו להן שוע׃
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.ولكن في الخراب ألا يمد يدا. في البليّة ألا يستغيث عليها
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.然 而 人 仆 倒 、 豈 不 伸 手 . 遇 災 難 、 豈 不 求 救 呢
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.然而 人仆倒 、 豈 不 伸手 . 遇災難 、 豈 不 求救 呢
Kuşkusuz İsanın sesini duydunuz, Ondaki gerçeğe uygun olarak Onun yolunda eğitildiniz.Ač jestliže jste ho slyšeli a o něm byli vyučeni, jakž ta jest pravda v Ježíšovi,
Kuşkusuz İsanın sesini duydunuz, Ondaki gerçeğe uygun olarak Onun yolunda eğitildiniz.ako ste ga slišali in ste bili poučeni v njem, kakor je resnica v Jezusu:
Kuşkusuz İsanın sesini duydunuz, Ondaki gerçeğe uygun olarak Onun yolunda eğitildiniz.akže ste ho počuli a ste v ňom vyučení, jako je pravda v Ježišovi:
Kuşkusuz İsanın sesini duydunuz, Ondaki gerçeğe uygun olarak Onun yolunda eğitildiniz.dacă, cel puţin, L-aţi ascultat, şi dacă, potrivit adevărului care este în Isus, aţi fost învăţaţi,
Kuşkusuz İsanın sesini duydunuz, Ondaki gerçeğe uygun olarak Onun yolunda eğitildiniz.Ha ugyan Õt megértettétek és Õ benne megtaníttattatok, úgy a mint az igazság a Jézusban:
Kuşkusuz İsanın sesini duydunuz, Ondaki gerçeğe uygun olarak Onun yolunda eğitildiniz.Jeźliście go tylko słuchali i o nim wyuczeni byli, jako jest (ta) prawda w Jezusie,
Kuşkusuz İsanın sesini duydunuz, Ondaki gerçeğe uygun olarak Onun yolunda eğitildiniz.jos muutoin olette hänestä kuulleet ja hänessä opetusta saaneet, niinkuin totuus on Jeesuksessa:
Kuşkusuz İsanın sesini duydunuz, Ondaki gerçeğe uygun olarak Onun yolunda eğitildiniz.진리가 예수 안에 있는 것 같이 너희가 과연 그에게서 듣고 또한 그 안에서 가르침을 받았을 진대
Kuşkusuz İsanın sesini duydunuz, Ondaki gerçeğe uygun olarak Onun yolunda eğitildiniz.om I da have hørt om ham og ere blevne oplærte i ham, således som Sandhed er i Jesus,
Kuşkusuz İsanın sesini duydunuz, Ondaki gerçeğe uygun olarak Onun yolunda eğitildiniz.om I eljest så haven hört om honom och så blivit lärda i honom, som sanning är i Jesus:
Kuşkusuz İsanın sesini duydunuz, Ondaki gerçeğe uygun olarak Onun yolunda eğitildiniz.om I ellers har hørt om ham og er blitt oplært i ham, således som sannhet er i Jesus,
Kuşkusuz İsanın sesini duydunuz, Ondaki gerçeğe uygun olarak Onun yolunda eğitildiniz.se é que o ouvistes, e nele fostes instruídos, conforme é a verdade em Jesus,
Kuşkusuz İsanın sesini duydunuz, Ondaki gerçeğe uygun olarak Onun yolunda eğitildiniz.se proprio gli avete dato ascolto e in lui siete stati istruiti, secondo la verità che è in Gesù
Kuşkusuz İsanın sesini duydunuz, Ondaki gerçeğe uygun olarak Onun yolunda eğitildiniz.si en verdad le habéis oído y habéis sido enseñados en él, así como la verdad está en Jesús
Kuşkusuz İsanın sesini duydunuz, Ondaki gerçeğe uygun olarak Onun yolunda eğitildiniz.so ihr anders von ihm gehört habt und in ihm belehrt, wie in Jesu ein rechtschaffenes Wesen ist.
Kuşkusuz İsanın sesini duydunuz, Ondaki gerçeğe uygun olarak Onun yolunda eğitildiniz.vì anh em đã nghe đạo Ngài, và được dạy dỗ trong Ngài (y theo lẽ thật trong Ðức Chúa Jêsus)
Kuşkusuz İsanın sesini duydunuz, Ondaki gerçeğe uygun olarak Onun yolunda eğitildiniz.vì anh_em đã nghe đạo Ngài , và được dạy_dỗ trong Ngài ( y theo lẽ thật trong Ðức_Chúa_Jêsus )
Kuşkusuz İsanın sesini duydunuz, Ondaki gerçeğe uygun olarak Onun yolunda eğitildiniz.επειδη αυτον ηκουσατε και εις αυτον εδιδαχθητε, καθως ειναι η αληθεια εν τω Ιησου
Kuşkusuz İsanın sesini duydunuz, Ondaki gerçeğe uygun olarak Onun yolunda eğitildiniz.коли ж бо чули Його і в Йому навчились, що истина в Ісусї,
Kuşkusuz İsanın sesini duydunuz, Ondaki gerçeğe uygun olarak Onun yolunda eğitildiniz.потому что вы слышали о Нем и в Нем научились, – таккак истина во Иисусе, –
Kuşkusuz İsanın sesini duydunuz, Ondaki gerçeğe uygun olarak Onun yolunda eğitildiniz.אם אמנם אתו שמעתם ובו למדתם כפי האמת בישוע׃
Kuşkusuz İsanın sesini duydunuz, Ondaki gerçeğe uygun olarak Onun yolunda eğitildiniz.ان كنتم قد سمعتموه وعلمتم فيه كما هو حق في يسوع
Kuşkusuz İsanın sesini duydunuz, Ondaki gerçeğe uygun olarak Onun yolunda eğitildiniz.如 果 你 們 聽 過 他 的 道 、 領 了 他 的 教 、 學 了 他 的 真 理
Kuşkusuz İsanın sesini duydunuz, Ondaki gerçeğe uygun olarak Onun yolunda eğitildiniz.如果 你 們聽過 他 的 道 、 領 了 他 的 教 、 學 了 他 的 真理
İlgili Sayfalar