kuşku ile cümle
kuşku kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Hiç kuşkusuz, matematik bunu yapmanın çok güçlü bir yoludur.Dan tentunya, matematika melakukannya dengan sangat baik.
Hiç kuşkusuz, matematik bunu yapmanın çok güçlü bir yoludur.Darin ist die Mathematik sehr gut.
Hiç kuşkusuz, matematik bunu yapmanın çok güçlü bir yoludur.E claro, a matemática é muito poderosa a fazer isso.
Hiç kuşkusuz, matematik bunu yapmanın çok güçlü bir yoludur.Et bien sûr, les maths sont très fortes pour ça.
Hiç kuşkusuz, matematik bunu yapmanın çok güçlü bir yoludur.물론, 수학은 그렇게 하는데 매우 강력합니다.
Hiç kuşkusuz, matematik bunu yapmanın çok güçlü bir yoludur.Matematyka jest tu bardzo pomocna.
Hiç kuşkusuz, matematik bunu yapmanın çok güçlü bir yoludur.Ovviamente la matematica è molto potente nel farlo.
Hiç kuşkusuz, matematik bunu yapmanın çok güçlü bir yoludur.Samozřejmě, matematika je v tomhle velmi mocná.. A pak, nakonec, "přeložit" výsledek zpět do skutečného světa.
Hiç kuşkusuz, matematik bunu yapmanın çok güçlü bir yoludur.Și bineînțeles, matematica e foarte puternică la asta.
Hiç kuşkusuz, matematik bunu yapmanın çok güçlü bir yoludur.Và đương nhiên, toán học thì rất mạnh để làm chuyện đó.
Hiç kuşkusuz, matematik bunu yapmanın çok güçlü bir yoludur.Y, por supuesto, la matemática es muy potente para eso.
Hiç kuşkusuz, matematik bunu yapmanın çok güçlü bir yoludur.Και φυσικά, τα μαθηματικά έχουν μεγάλη δύναμη να το κάνουν αυτό.
Hiç kuşkusuz, matematik bunu yapmanın çok güçlü bir yoludur.И, конечно же, математика здесь очень сильна.
Hiç kuşkusuz, matematik bunu yapmanın çok güçlü bir yoludur.И накрая, да се върнем обратно към реалния проблем.
Hiç kuşkusuz, matematik bunu yapmanın çok güçlü bir yoludur.וברור שמתמטיקה מצטיינת בלעשות זאת.
Hiç kuşkusuz, matematik bunu yapmanın çok güçlü bir yoludur.وبالطبع .. فان الرياضيون هم اساس هذه الحلول
Hiç kuşkusuz, matematik bunu yapmanın çok güçlü bir yoludur.最後に実世界に戻し
Hiç kuşku yok! Bunlar...Nie ma wątpliwości.
Hiç kuşku yok! Bunlar...Niin se on!
Hiç kuşku yok!Der er ingen tvivl!
Hiç kuşku yok!Ingen tvekan!
Hiç kuşku yok!Não haja dúvida!
Hiç kuşku yok!¡No hay duda!
Hiç kuşku yok!Non c'è dubbio!
Hiç kuşku yok!Καμία αμφιβολία!
Hiç kuşku yok!Нет сомнений!
İkinci kuşkunuz doğru çünkü bu arabalar aslında ivmeleniyor -A na vašem druhotném tušení něco je, protože tato auta ve skutečnosti zrychlují.
İkinci kuşkunuz doğru çünkü bu arabalar aslında ivmeleniyorIl n'y a pas de changement de vitesse au cours du temps.
İkinci kuşkunuz doğru çünkü bu arabalar aslında ivmeleniyor두번째 의문은 당연합니다.
İkinci kuşkunuz doğru çünkü bu arabalar aslında ivmeleniyor -И ваше второе подозрение было бы правдой потому что машины будут ускоряться.
İkinci kuşkunuz doğru çünkü bu arabalar aslında ivmeleniyor -І ваша друга, ваша друга спроба буде првильно тому що ці машини насправді прискорюються
İkinci kuşkunuz doğru çünkü bu arabalar aslında ivmeleniyorוהחשד השני שלכם, השני, יהיה נכון
İkinci kuşkunuz doğru çünkü bu arabalar aslında ivmeleniyorوشكك في محله انه صحيح
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.Ale o zaslíbení Božím nepochyboval z nedověry, nýbrž posilnil se věrou, dav chválu Bohu,
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.a nepochyboval o zasľúbení Božom v nevere, ale bol posilnený vo viere dajúc slávu Bohu
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.Az Istennek ígéretében sem kételkedett hitetlenséggel, hanem erõs volt a hitben, dicsõséget adván az Istennek,
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.glede na obljubo Božjo pa ni dvomil v nejeveri, temuč ojačil se je v veri, in davši čast Bogu,
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.Han tvivlade icke på Guds löfte i otro, utan blev fastmer starkare i sin tro; ty han ärade Gud
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.Hij klemde zich vast aan de belofte van God. Zijn vertrouwen bleef sterk en hij gaf God alle eer.
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.믿음이 없어 하나님의 약속을 의심치 않고 믿음에 견고하여져서 하나님께 영광을 돌리며
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.men om Guds Forjættelse tvivlede han ikke i Vantro, derimod blev han styrket i Troen, idet han gav Gud Ære
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.mutta Jumalan lupausta hän ei epäuskossa epäillyt, vaan vahvistui uskossa, antaen kunnian Jumalalle,
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.O obietnicy tedy Bożej nie wątpił z niedowiarstwa; ale się umocnił wiarą i dał chwałę Bogu,
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.på Guds løfte tvilte han ikke i vantro, men blev sterk i sin tro, idet han gav Gud æren
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.Per la promessa di Dio non esitò con incredulità, ma si rafforzò nella fede e diede gloria a Dio
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.В обітуваннї ж Божім не сумнив ся невіруваннєм, а покріпшав вірою, давши славу Богові,
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.не поколебался в обетовании Божием неверием, но пребыл тверд в вере, воздав славу Богу
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.Това пък, че му се вмени за правда, не се написа само за него,
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.ולא חלק לבו בהבטחת האלהים כחסר האמונה כי אם התחזק באמונתו ויתן כבוד לאלהים׃
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.ولا بعدم ايمان ارتاب في وعد الله بل تقوّى بالايمان معطيا مجدا للّه.
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.並 且 仰 望 神 的 應 許 、 總 沒 有 因 不 信 、 心 裡 起 疑 惑 . 反 倒 因 信 、 心 裡 得 堅 固 、 將 榮 耀 歸 給 神
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.並且 仰望 神 的 應許 、 總沒 有 因 不 信 、 心裡起 疑惑 . 反倒 因 信 、 心裡 得 堅固 、 將榮耀歸 給神
İsa hemen elini uzatıp onu tuttu. Ona, ‹‹Ey kıt imanlı, neden kuşku duydun?›› dedi.A ihned Ježíš vztáh ruku, ujal jej a řekl jemu: Malé víry, pročežs pochyboval?
İsa hemen elini uzatıp onu tuttu. Ona, ‹‹Ey kıt imanlı, neden kuşku duydun?›› dedi.A Ježiš hneď vystrel ruku, zachytil ho a povedal mu: Človeče malej viery, prečo si pochyboval?
İsa hemen elini uzatıp onu tuttu. Ona, ‹‹Ey kıt imanlı, neden kuşku duydun?›› dedi.A Jezus zaraz wyciągnąwszy rękę, uchwycił go i rzekł mu: O małowierny! przeczżeś wątpił?
İsa hemen elini uzatıp onu tuttu. Ona, ‹‹Ey kıt imanlı, neden kuşku duydun?›› dedi.Aussitôt Jésus étendit la main, le saisit, et lui dit: Homme de peu de foi, pourquoi as-tu douté?
İsa hemen elini uzatıp onu tuttu. Ona, ‹‹Ey kıt imanlı, neden kuşku duydun?›› dedi.De inmediato Jesús extendió la mano, le sostuvo y le dijo: --¡Oh hombre de poca fe! ¿Por qué dudaste
İsa hemen elini uzatıp onu tuttu. Ona, ‹‹Ey kıt imanlı, neden kuşku duydun?›› dedi.E subito Gesù stese la mano, lo afferrò e gli disse: «Uomo di poca fede, perché hai dubitato?»
İsa hemen elini uzatıp onu tuttu. Ona, ‹‹Ey kıt imanlı, neden kuşku duydun?›› dedi.Imediatamente estendeu Jesus a mão, segurou-o, e disse-lhe: Homem de pouca fé, por que duvidaste?
İsa hemen elini uzatıp onu tuttu. Ona, ‹‹Ey kıt imanlı, neden kuşku duydun?›› dedi.Îndată, Isus a întins mîna, l -a apucat, şi i -a zis: ,,Puţin credinciosule, pentruce te-ai îndoit?``