kuçu ile cümle

kuçu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
En küçük çocuğu beş yaşında.Her youngest child is five years old.
Onun elleri küçük ama piyanoyu çalamayacak kadar çok küçük değil.Her hands are small, but not so small that she can't play the piano.
Zavallı küçük kuşla ilgilendi.She took care of the poor little bird.
O, küçük bir köyde doğdu.She was born in a small village.
O, çocuğu küçük gördü.She scorned the boy.
Küçük altın bir kaşıkla çayını karıştırdı.She stirred her tea with a little gold spoon.
Gülümsedi ve küçük hediyemi kabul etti.She smiled and accepted my little present.
O Mary'den onun küçük çocuğunu bulmasını rica etti.She asked Mary to find her little boy.
O, küçük bir emekli aylığıyla yaşıyor.She lives on a small pension.
O küçük bir maaş için ofiste sıkı çalışıyor.She works hard in the office for a small salary.
O, yalancıları küçümser.She scorns liars.
O, bana küçük bir oyuncak aldı.She got me a tiny toy.
O bana küçük maaşımdan şikayetçi oldu.She complained to me of my small salary.
O benden beş yıl daha küçük.She is five years junior to me.
Mizah duygum olmadığı için, o beni küçümsüyor.She looks down on me for not having a sense of humor.
Beni küçümsedi.She has scorn for me.
Kendi yeteneğini küçümseme eğiliminde.She tends to underestimate her own ability.
O küçük bir korku çığlığı attı ve banyoya kaçtı.She gave a small cry of alarm and fled to the bathroom.
Onun küçük siyah bir köpeği var.She has a small black dog.
Onun sadece küçük bir miktar parası vardı.She had only a small sum of money.
O, küçük bir gelirle yaşamaya alışkındı.She was used to living on a small income.
Kalenin yanındaki küçük bir otelde kalıyor.She is staying at a little hotel by the castle.
Küçük ayakları var.She has small feet.
Onun küçük erkek kardeşleri için büyük bir sevgisi var.She has a great affection for her little brothers.
Küçük tepeler uçaktan düz görünüyorlar.Small hills look flat from an airplane.
Bir insanı fakir olduğu için küçümseme.Don't despise a man because he is poor.
Babam Fukuoka'da küçük bir işletmeye sahip.My father owns a small business in Fukuoka.
Çalışmalarınızda size yardım karşılığında, ben sizden küçük bir iyilik rica ediyorum.In return for helping you with your studies, I'd like to ask a small favor of you.
Kanun, yaşı küçük olanların sigara içmesini yasaklıyor.The law prohibits minors from smoking.
Bir ağabeyim ve iki küçük kız kardeşim var.I have one big brother and two little sisters.
Benim köpeğim seninkinden daha küçüktür.My dog is smaller than yours is.
Küçük bir gelirle idare etmeliyim.I must manage on a small income.
Cadı zavallı küçük kızı lanetledi.The witch cursed the poor little girl.
Küçük kız kardeşim şimdi kitapları iyi okuyabiliyor.My little sister can read books well now.
Küçük kız kardeşim bazen bir erkek çocuğu olmayı diledi.My little sister sometimes wished she was a boy.
Yasayla küçüklerin sigara içmesi yasaklanmıştır.Minors are prohibited from smoking by law.
Binlerce küçük işletme durgunluk sırasında iflas etti.Thousands of small businesses went under during the recession.
Küçük çocuklar iyi müziğin etkisi altında bırakılmalıdır.Young children should be exposed to good music.
Genç bir çocuğun küçük bir kelime haznesi vardır.A young child has a small vocabulary.
Küçük kız ona dilini uzattı.The little girl stuck out her tongue at him.
Küçük çocuk köpeğini kucakladı.The little boy embraced his dog.
Küçük bir çocuğu odasına kilitlemek bir zulüm hareketidir.It is an act of cruelty to lock a small child in his room.
Ülke dünya yüzeyinin küçük bir bölümünü kaplar.Land occupies the minor portion of the earth's surface.
"Küçük kızın odasına gidiyorum", "tuvalete giden" için örtmeceli bir ifadedir."Going to the little girl's room" is an euphemistic expression for "going to the toilet."
Küçük bir kuş bana söyledi.A little bird told me.
Geçen gün Noel hediyesi olarak ona küçük bir şey verdim.I also gave him a little something as a Christmas present the other day.
Bu tornavida herhangi bir şekilde kullanılması için çok küçük.This screwdriver is too small to be any use.
Lütfen bu küçük hediyeyi kabul edin.Please accept this little gift.
Seninkiyle karşılaştırınca benim arabam küçük.Compared to yours, my car is small.
Küçük kız kardeşim gençken evlendi.My younger sister got married in her teens.
Seni yiyip bitireceğim küçük kız.I will devour you little girl.
Küçük çatal salata için ve büyük olan ana yemek içindir.The small fork is for your salad, and the large one is for the main course.
O, küçük erkek kardeşine resmini bitirmesi için yardım etti.She helped her younger brother finish his picture.
Erkek çocukları küçük kız kardeşlerine tepeden bakma eğilimindedir.Boys tend to look down on their younger sisters.
Onun küçük kız kardeşini çok severim.I like her younger sister very much.
Tam o sırada parktaki işçiler bazı küçük oyun kartları getirdiler.Just then, the workers in the park brought over some small playing cards.
Başaracağına dair küçük bir şans var.There is a small chance that he will succeed.
Bu ayakkabılar çok küçük.These shoes are too small.
Küçük Ming gelecek yıl nereye gideceğini hâlâ bilmiyor.Little Ming still doesn't know where he's going to go next year.
Tom birçok insanın sonradan görme insanları küçümsediğini Bay Ogawa'dan öğrendi.Tom learnt from Mr Ogawa that many people have scorn for the nouveau riche.
İlgili Sayfalar