kuçu ile cümle

kuçu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Küçük kız beni başıyla kibarca selamladı.The little girl made a polite bow to me.
Küçük bir gelirle geçinebiliyorum.I manage to live on a small income.
Onun küçük erkek kardeşime bakacağını umuyorum.I expect him to take care of my younger brother.
Bana babamın servetinden küçük bir pay verildi.I was given a minor share of my father's wealth.
Çeviride bazı küçük hatalar yapmış olabilirim.I may have made some minor mistakes in translation.
Bizim şehir Tokyo ile karşılaştırıldığında oldukça küçük.Our city is rather small in comparison with Tokyo.
Şehrin kenarında küçük bir otel kurduk.We put up at a small hotel on the edge of the town.
Çevrede duran insanlar eğlendi ve cesur küçük köpeğe güldüler.The people standing around were amused and laughed at the brave little dog.
Bu hafta sonu küçük bir gezi yapmak istiyorum.I'd like to take a small trip this weekend.
Bir küçük kız parmaklarını kapıda sıkıştırdı.A little girl caught her fingers in the door.
Eşimin elleri tezgahtarınkinden biraz daha küçük.My wife's hands are slightly smaller than the shop assistant's.
Küçük bir bavul arıyorum.I'm looking for a small suitcase.
Küçük gri bir hayvanın bize doğru baktığını farkettim.I noticed that a small gray animal was looking toward us.
Küçük çocuklar onları sürekli izlemiyorsanız dolaşmaya eğilimlidirler.Small children tend to wander off if you don't watch them all the time.
Küçük bir araba büyük olandan daha ekonomiktir.A small car is more economical than a large one.
Küçük kızlar genellikle oyuncak bebeklere bayılır.Little girls in general are fond of dolls.
Küçük hayvanlara karşı kibar ol.Be kind to little animals.
Küçük harfleri okuyamıyorum.I can't read small letters.
Bu çok küçük.It's too small.
Küçük şeyleri kendine dert etme.Don't trouble about small things.
Küçük şeyleri kafana takma.Don't trouble about small things.
Küçük bir daire çizin.Draw a small circle.
Küçük bir daire çiz.Draw a small circle.
küçük köpeğin sahibi onu boynundan tuttu ve onu azarladı.The owner of the small dog gripped its neck and scolded it.
Küçük çocuklar çok yıkıcı olabilir.Small children can be very destructive.
Küçük bir çocuk bile adını bilir.Even a little child knows its name.
Küçük çocuklar genellikle ejderhalar ve diğer canavarlar hakkında kitapları sever.Small children often like books about dragons and other monsters.
Küçük çocuklar yüzmekten yorgun görünüyorlardı.The little children looked tired from swimming.
Küçük çocuklar karanlıkta yalnız bırakılmaktan korkuyorlar.Small children are afraid of being left alone in the dark.
Küçük çocuklar her şeye dokunmak ister.Little children like to touch everything.
Küçük çocuklar çok meraklıdır.Small children are very curious.
Yalnız kalan küçük çocukla dışarı çıkmamalısın.You oughtn't to go out with the little boy remaining alone.
Küçük çocukların hayatları korku dolu.The lives of little children are full of fears.
Küçük kızlar bebeklerle oynamaktan hoşlanırlar.Little girls like playing with dolls.
Burada küçük bir gölet vardır.There is a small pond here.
Küçük bir köy büyük bir şehre dönüştü.A small village grew into a large city.
Küçük çocuk ormanda kayboldu.The little boy was lost in the forest.
Seyahat ederken küçük bir araç kiti çok kullanışlı olabilir.A small toolkit can be very handy when you are traveling.
Onun küçük bir emeklilik maaşıyla yaşaması zordu.It was hard for him to live on his small pension.
Küçük işletmeler genellikle büyük bir şirket tarafından sömürülürler.Small business are often absorbed by a major company.
Küçük araba artışı sona eriyor.The small car boom is ending.
Küçük arabalar, düşük yakıt tüketimi nedeniyle çok ekonomiktir.Small cars are very economical because of their low fuel consumption.
Küçük bir araba kiralamak istiyorum.I'd like to rent a compact car.
Benim küçük parmağım şişti.My little finger is swollen.
Küçük şey küçük akılları memnun eder.Little thing please little minds.
Küçük şeyler küçük zihinleri eğlendirir.Small things amuse small minds.
Üzgünüm, daha küçük bozuk param yok.I'm sorry, I don't have smaller change.
Her yöne kaçışan bazı küçük hayvanlar gördük.I saw some small animals running away in all directions.
Küçük bir planlama ile, sanırım şirketimizi zirveye götürebiliriz.With a little planning, I think we can take our company to the top.
Küçük bir yansıma sizin hatalı olduğunuzu gösterecektir.A little reflection will show you that you are wrong.
Küçük bir gelirle yaşamak zordur.Living on a small income is hard.
Küçük kız, Noel oyununda bir meleği oynadı.The little girl played an angel in the Christmas play.
Küçük kız ağlamaya devam etti.The little girl just kept crying.
Küçük kız babasının kollarında eve geri götürüldü.The little girl was carried back home in her father's arms.
Birkaç küçük hata hariç, yazınız iyidir.A few minor mistakes apart, your writing is good.
Küçük çocuk başını öne eğdi ve bir şey söylemedi.The little boy hung his head and said nothing.
Oğlan bir avuç yer fıstığı topladı ve onları küçük bir kutuya koydu.The boy gathered a handful of peanuts and put them in a small box.
Küçük oğlan kendini polis memurundan kurtarmak için uğraştı.The little boy struggled to free himself from the policeman.
Çocuk, oyuncağı küçük kız kardeşinden aldı.The boy has taken the toy away from his little sister.
Manzara Batı Virginia'nın uzak bir kesimindeki küçük bir dağ köyüydü.The scene was a tiny mountain village in a remote section of West Virginia.
İlgili Sayfalar