kuçu ile cümle
kuçu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Mary en büyük oğlumun en küçük kızı.Mary is my older son's youngest daughter.
Öğle yemeğini küçük bir restoranda yedik.We ate lunch at a small restaurant.
Tom, Boston'daki küçük bir şirketin başkanıdır.Tom is the president of a small company in Boston.
Tom'un bir sırt çantası ve bir küçük valizi var.Tom has a backpack and one small suitcase.
Tom buradan yaklaşık üç yüz kilometre uzakta küçük bir kasabada yaşıyor.Tom lives in a small town about three hundred kilometers from here.
Tom eskiden kayınbiraderimdi. O, küçük kız kardeşimin eski kocasıdır.Tom used to be my brother-in-law. He's my younger sister's ex-husband.
Tom eskiden kayınçomdu. O, küçük kız kardeşimin eski kocasıdır.Tom used to be my brother-in-law. He's my younger sister's ex-husband.
Tom eskiden eniştemdi. O, küçük kız kardeşimin eski kocasıdır.Tom used to be my brother-in-law. He's my younger sister's ex-husband.
Tom eskiden bacanağımdı. O, küçük kız kardeşimin eski kocasıdır.Tom used to be my brother-in-law. He's my younger sister's ex-husband.
Tom sınıfımızın en küçüğüdür.Tom is the youngest one in our class.
Tom sınıfımızdaki yaşça en küçük öğrencidir.Tom is the youngest student in our class.
Küçük bir erkek kardeşim var.I have a younger brother.
Yaşça daha küçük bir erkek kardeşim var.I have a younger brother.
Benim küçük bir kız kardeşim var.I have a younger sister.
Tom'un küçük bir işletmesi var.Tom owns a small business.
Tom'un küçük bir işi var.Tom owns a small business.
Tom bir küçük işletme sahibi.Tom is a small business owner.
Sami kendinin kirli küçük sırrını gözler önüne serdi.Sami revealed his dirty little secret.
Tom küçük bir mezarlıkta toprağa verildi.Tom was interred in a small cemetery.
Sami, Rocky Dağları'nda yer alan küçük bir toplulukta yaşıyordu.Sami lived in a small community nestled in the Rocky Mountains.
Sami küçük kızına Leyla adını verdi.Sami named his little girl Layla.
Daha küçük bir şirket için çalışmak istiyorum.I'd like to work for a smaller company.
Tom'un evinin mutfağı küçük.Tom's house has a tiny kitchen.
Tom'un mutfağı küçük.Tom's house has a tiny kitchen.
Sami, popüler deniz ürünleri restoranı ile küçük bir servet kazandı.Sami built a small fortune with his popular seafood restaurant.
Sami evini sattı ve onun küçük evinde Leyla'ya katıldı.Sami sold his house and joined Layla in her smaller house.
Mary'nin üç tane küçük çocuğu var.Mary has three infants.
Evimizin arkasında küçük bir sebze bahçesi var.We have a small vegetable garden behind our house.
O lüks araba küçük.That luxury car is small.
Küçükken biz bu nehirde çok yüzerdik.We used to swim in this river a lot when we were kids.
Sami, Leyla'yı küçümsemeye başladı.Sami started belittling Layla.
Sami küçük bir Kanada kasabasında yaşıyor.Sami lives in a small Canadian town.
Kızım hala küçük.My daughter is still small.
Sami bu küçük pentekostal kilisesini 16 yıldır yönetiyor.Sami has been leading this small Pentecostal church for 16 years.
Sami artık kirli küçük sırrını gizleyemezdi.Sami could no longer hide his dirty little secret.
Sami bu küçük mezarlığa gömüldü.Sami was buried in this small cemetery.
Sami bu küçük odada sorguya çekildi.Sami was interrogated in this small room.
Sami bu küçük odada sorgulandı.Sami was interrogated in this small room.
Sami küçük bir kasabanın sessizliğini seviyordu.Sami loved the quiet of a small town.
Tom, Mary'den daha küçüktür ama Mary'den daha hızlı koşar.Tom is smaller than Mary, but he runs faster than she does.
Tom küçük bir kaşıkla dondurma yemekten hoşlanıyor.Tom likes to eat ice cream with a small spoon.
Mary küçük kardeşini gıdıkladı.Mary tickled her little brother.
Tom'un Boston'tan uzakta olmayan küçük bir çiftliği var.Tom has a small farm not far from Boston.
Bu fazla mı küçük?Is this too small?
Tom küçük bir evde kendi başına yaşıyor.Tom lives in a small house by himself.
Sami çok küçük bir kasabada yaşıyor.Sami lives in a very small town.
Tom'un küçük ayakları var.Tom has small feet.
Tom küçümseyici bir gülüşle cevap verdi.Tom answered with a contemptuous laugh.
Biraz daha küçük bir tane var mı?Do you have a little smaller one?
Bazen küçük bir kuş olmak isterim.Sometimes, I'd like to be a small bird.
Sami sohbet etmekten ve insanlarla küçük konuşmalar yapmaktan hoşlanırdı.Sami liked to chat and make small talk with people.
Sami kesinlikle küçük düşürüldü.Sami was absolutely mortified.
Sami artık küçük değil.Sami is not a minor anymore.
Sami hala küçük.Sami is still a minor.
Mary hep küçük siyah bavuluyla yolculuk eder.Mary always travels with her small black suitcase.
Büyük balık, küçük balığı yer.The big fish eats the small one.
Büyük balık, küçük olanı yedi.The big fish ate the small one.
Tom için aldığın ayakkabılar onun için çok küçük.The shoes you bought for Tom are too small for him.
Sami, Saint Augustine adlı küçük bir Florida kasabasında büyüdü.Sami grew up in a small Florida town called Saint Augustine.
Sami taşındı ve Kahire'de küçük bir ev kiraladı.Sami moved out and rented a small house in Cairo.
İlgili Sayfalar