kuçu ile cümle

kuçu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom'un dairesi küçük.Tom's apartment is small.
Tom, üç oğlanın en küçüğüdür.Tom is the youngest of the three boys.
Bana küçük bir öpücük ver.Give me a little kiss.
Erkek kardeşim benden üç yaş küçük.My brother is three years younger than I am.
Tom'un bir küçük olduğunu bilmiyordum.I didn't know Tom was a minor.
Tom hâlâ kendi ayakkabılarını bağlamak için çok küçük.Tom is still too young to tie his own shoes.
Tom, Park Caddesi'ndeki küçük bir evde yaşıyor.Tom lives in a small house on Park Street.
Sami'nin küçük bir şirketi vardı.Sami had a small company.
Sami bu küçük mahallede yaşıyor.Sami lives in this little neighborhood.
Tom'un bahçesi gerçekten küçük.Tom's garden is really small.
Tom hâlâ küçük bir çocuk.Tom is still a little boy.
Ayakkabılarım seninkilerden daha küçük.My shoes are smaller than yours.
Tom, evinin önünde küçük bir şeftali ağacı dikti.Tom planted a small peach tree in front of his house.
Küçük mü?Is it small?
Tom bunu yapmak için çok küçük, değil mi?Tom is too small to do that, isn't he?
Tom'dan üç yaş küçüksün, değil mi?You're three years younger than Tom, aren't you?
Sen benden daha küçüksün, değil mi?You're younger than me, aren't you?
Tom küçük bir çocuk, değil mi?Tom is a minor, isn't he?
Bu kep benim için çok küçük.This cap is too small for me.
Sen benden çok daha küçüksün, değil mi?You're way younger than I am, aren't you?
Benden üç yaş daha küçüksün, değil mi?You're three years younger than me, aren't you?
Sen benden yaklaşık üç yaş küçüksün, değil mi?You're about three years younger than I am, aren't you?
Tom, Mary'e küçük bir zarf verdi.Tom handed Mary a small envelope.
Odanızın çok küçük olduğunu mu düşünüyorsunuz?Do you think your room is too small?
Büyük bir şehirde mi yoksa küçük bir kasabada mı yaşamayı tercih edersiniz?Would you rather live in a big city or a small town?
Sen küçük işlerin adamı değilsin Tom.You're no small-timer, Tom.
Tom hâlâ küçük, değil mi?Tom is still a minor, isn't he?
Bu eldivenler senin için çok küçük, değil mi?These gloves are too small for you, aren't they?
Neden büyük köpekler bazen küçük köpekleri öldürmek ister?Why do large dogs sometimes want to kill small dogs?
Hiç küçük bir kasabada yaşadın mı?Have you ever lived in a small town?
Tom Mary'nin en küçük oğlu, değil mi?Tom is Mary's youngest son, isn't he?
Genelde küçük erkek kardeşimle yüzerim.I usually swim with my younger brother.
İzak her ramazan Batı Şeria'daki küçük bir köye Sami'yi ziyaret etmeye gidiyor.Every Ramadan, Yitzhak goes to visit his friend Sami in a small West Bank village.
Tom'u uzun zamandır küçümsedim.I've despised Tom for a long time.
Küçük bir yürüyüşe çıkıyoruz.We are going for a little walk.
Küçük bir yürüyüş için dışarı çıkıyoruz.We're going out for a little walk.
Tom, Mary'yi herkesin önünde küçük düşürdü.Tom humiliated Mary in front of everyone.
Küçük kedi çöplükte oturuyor.The little cat is sitting on the trash.
Tom'un dairesi çok küçük.Tom's apartment is really small.
Adı Nina olan küçük bir kedim var.I have a little cat called Nina.
Göbeğin küçülüyor.Your belly is getting smaller.
Tom'un arka bahçesinde küçük bir şeftali ağacı var.Tom has a small peach tree in his backyard.
Düşmanın küçüğü olmaz.There is no little enemy.
Bu küçük sırrın aramızda kalması gerekiyordu.That was supposed to be our little secret.
Avustralya en küçük kıtadır.Australia is the smallest continent.
"Tuvalete gitmem lazım." Büyük mü, küçük mü?""I have to go to the bathroom." "Is it number one or number two?"
Porsiyonlarınızın boyutunu küçültün.Reduce the size of your portions.
O ayakkabılar senin için çok küçük.Those shoes are too small for you.
Tom, Mary'den bir yaş küçüktü.Tom was a year younger than Mary.
Tom, Mary'den bir yaş küçüktür.Tom is a year younger than Mary.
Sami'nin kız arkadaşının küçük memeleri var.Sami's girlfriend has small boobs.
Küçük gözlerim var.I have small eyes.
Müzisyen kafasını salladı ve küçük piyanosunu bir kenara itti.The musician shook his head and pushed his little piano away.
Ben küçükken bilgisayarımız yoktu.We didn't have a computer when I was growing up.
Mennad'ın kaskı benim için fazla küçük.Mennad's helmet is too small for me.
Omzunda küçük bir örümcek var.There is a little spider on your shoulder.
Bu kemer bana küçük geliyor.This belt is too tight on me.
Babam Fukuoka'da küçük bir dükkan işletiyor.My father runs a small shop in Fukuoka.
Tom küçük erkek kardeşi ile ilgilendi.Tom took care of his little brother.
Plüton çok küçük.Pluto is so small.
İlgili Sayfalar