kuçu ile cümle
kuçu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bu sadece varolan bir fikrin uzantısıdır. Bunun hakkında küçük bir roman var.That's just an extension of an existing idea. There's little novel about it.
Japonya'da büyük göğüsler Rus standartlarına göre küçük kabul edilmektedir.Big breasts in Japan are considered small by Russian standards.
Ben küçük bir aylağım.I'm a little bummed.
Tüm yaptığın şey aptalca küçük şeyler hakkında endişelenmek!All you do is worry about silly, little things!
Bu buzdolabı sadece 24 inç genişliğinde. Küçük daireler için mükemmel.This fridge is only 24 inches wide. It's perfect for small apartments.
Tom'un en küçük kızı onun favorisi.Tom's youngest daughter is his favorite.
Onlar küçük bir kağıt uçak yaptı.They made a little paper plane.
Tom'un küçük bir erkek çocuğu var.Tom has a little boy.
Küçük tencerenin uzun kolları var.Small pots have long handles.
Ben küçükken birkaç ay koruyucu bir aileyle yaşadım.I lived with a foster family for a couple of months when I was younger.
O, çok küçük olan oda 418'in boş olduğunu hatırladı.He remembered that room 418, which was very small, was vacant.
Ne zaman o şişman kedi küçük sarı kuşu yedi?When did that fat cat eat the little yellow bird?
O kutu bunun hepsini koymak için çok küçük.That box is too small to put all of this in.
Sen bana beni sevdiğini söylediğinde ben küçük dilimi yuttum.I am lost for words when you tell me that you love me.
Tom küçük bir üniversite şehrinde yaşıyor.Tom lives in a small college town.
Küçük çiçek beyaz.The little flower is white.
Bu şehre "Küçük Tokyo" deriz.We call this city "Little Tokyo."
Ben küçük bir kızken oyuncak bebeklerle çok oynardım.I used to play with dolls a lot when I was a little girl.
Sen küçük bir evde yaşıyorsun.You live in a little house.
Onlar küçük bir evde yaşıyor.They live in a little house.
Bu akşamki küçük toplantımızı ona bildirdin mi?Did you let him know about our little get-together this evening?
Ben küçükken okumayı severdim.I loved to read when I was little.
Bu kamera en küçüktür.That camera is the smallest.
Tom sert küçük bir adam.Tom is a tough little guy.
Tom'un bir küçük erkek kardeşi var.Tom has a younger brother.
Bu küçük bir servete mal olmuş olmalı.This must have cost a small fortune.
Küçük miktarlarda kurşun bile tehlikelidir.Even small amounts of lead are dangerous.
Tom ve Mary küçük bir organik çiftliğe sahip.Tom and Mary own a small organic farm.
O küçük bir çocuk değil mi?Isn't that a little juvenile?
Bu küçük bir kafa karıştırıcıydı.It was a little disorienting.
O küçük çocuk komşunun çatısına taş atmayı seviyor.That little boy likes to throw rocks on the neighbor's roof.
Tom John'un küçük erkek kardeşi.Tom is John's younger brother.
Yaşadığım köy çok küçük.The village I live in is very small.
Benim küçük kız kardeşim her gün piyano çalar.My younger sister plays piano every day.
Tom'un küçük bir arabası var.Tom has a small car.
Tom'un üç küçük kardeşi var.Tom has three younger siblings.
Tom Mary'nin en küçük oğlu.Tom is Mary's youngest son.
Küçük çocuk zekidir.The little boy is clever.
Küçük çocuk kurnaz.The little boy is crafty.
Bizim küçük kız zaten yürüyebiliyor!Our little girl can already walk!
Ben onun küçük bir penisi olduğunu düşünüyorum.I think he has a small dick.
Bu sadece küçük bir yanlış anlaşılmadır.It's only a minor misunderstanding.
Küçük kargaların büyük gagaları vardır.Small crows have the largest beaks.
Dünya Güneş'ten daha küçük.The Earth is smaller than the Sun.
Doğruyu söylemek gerekirse onu küçümsüyorum.To tell the truth, I despise him.
Onların bölgesi nüfus için küçüktü.Their territory was small for the population.
Tom küçük bir adam.Tom is a little guy.
Tom'un küçük çocukları var.Tom has young children.
İsim takarak insanları küçümsemeye çalışmak hiç verimli değildir.Name-calling is never productive.
Onun giysileri onun için çok küçük hale geldi.His clothes have become too small for him.
Tom'un giysileri onun için çok küçük oldu.Tom's clothes have become too small for him.
Mary küçük bir kuzuya sahipti.Mary had a little lamb.
Mary'nin küçük bir kuzusu vardı.Mary had a little lamb.
Ebabil Apodidae ailesinin küçük bir göçmen kuşudur.The swift is a small migratory bird of the family Apodidae.
Piyano çalarken büyük ellere sahip olmak küçük ellere sahip olmaktan daha iyidir.It's better to have larger hands than smaller hands when playing the piano.
Küçük adımlar atalım.Let's take small steps.
Küçük başlayalım ve daha iyi mevkilere ulaşalım.Let's start small and work our way up.
Ben küçük bir gemi görüyorum.I see a small ship.
Ben küçük bir çocuk gibi hissediyorum.I feel like a little kid.
Benim çok küçük bir burnum var.I have a very small nose.
İlgili Sayfalar