kuçu ile cümle

kuçu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Arkeologlar yüzün üzerinde mezar keşfetti, onlardan birkaçı küçük çocuklara aitti.The archaeologists discovered over a hundred graves, a few of which belonged to infants.
Bu problemin sadece küçük bir parçası.That's only a small part of the problem.
Bir zamanlar küçük bir adada yaşlı bir kral yaşardı.Once upon a time there lived an old king on a small island.
Bir zamanlar yaşlı bir adam ve karısı küçük bir köyde birlikte yaşarmış.Once upon a time an old man and his wife lived together in a little village.
"Küçük Timothy, "Yaşasın! Biz bir maceraya gidiyoruz!" diye bağırdı."Yippee! We're going on an adventure!" shouted little Timothy.
Akıllı insanlar çok küçük bir azınlık ise insan için umut nedir?What is the hope for humankind if the smart people are a very small minority?
Gösteri küçük çaplı bir rezalet çıkardı.The exhibition caused a minor scandal.
Tom, Alabama'daki küçük bir kasabada doğdu.Tom was born in a tiny town in Alabama.
Tom boy olarak küçüktü.Tom was small in stature.
Senin penisin küçük.Your penis is small.
Aslında, Yahudiler bugün çok küçük bir nüfusa sahiptir.In fact, the Jews today have a very small population.
İnsanlar da, küçük akvaryumlardaki japon balıkları gibi midirler?Are humans like goldfish in a fishbowl?
Küçükken bir günlük tuttum.When I was small I kept a diary.
Tom'un bir küçük erkek kardeşi var, değil mi?Tom has a younger brother, doesn't he?
Küçük bir uyarı güzel olurdu.A little warning would've been nice.
Senin küçümseyen uyarılarından bıktım.I'm tired of your snide remarks.
Bütçe son derece küçüktür.The budget is extremely small.
Ekonomik küçülmeye başlama zamanı.It's time to begin downsizing.
Zavallı küçük çocuk!Poor little boy!
Küçük çocuk bir resim çizmek için renkli kalem kullanmaktadır.The young child uses crayons to draw a picture.
Bu kadar küçük bir şey hakkında endişe etmemelisin.You shouldn't worry about something so small.
Tom'un en küçük kızı onun gözbebeğidir.Tom's youngest daughter is the apple of his eye.
Benim evimde bahçe küçük.In my house, the garden is small.
Alsace en küçük idari bölge.Alsace is the smallest administrative region.
O, Mary'den üç yaş daha küçük.She is three years younger than Mary.
Odanın çok küçük olmasından şikayetçiydi.He complained that the room was too small.
Odanın küçüklüğünden yakındı.He complained that the room was too small.
Tom Park Caddesinde küçük bir ev satın aldı.Tom bought a small house on Park Street.
Neye bakıyorsun, küçük olanına mı?What are you looking at, little one?
Küçük bir teraryum içinde bir tarantulam var ve onu hamamböceği ile besliyorum.I have a tarantula in a small terrarium, and I feed it cockroaches.
O, bataklıkta küçük bir kulübede tek başına yaşıyor.He lives alone in a little cottage in the swamp.
Onun küçük erkek kardeşi ünlü bir futbol oyuncusu.His little brother is a famous soccer player.
Eve geldiğimde küçük kız kardeşim gitar çalıyordu.When I came home, my little sister was playing the guitar.
Bu kız odaya girince, her çocuk onun küçük şapkasına gülüyordu.As this girl entered the room, every child was laughing at her little hat.
Dün gelen erkek çocuğu benim küçük erkek kardeşimdi.The boy who came yesterday was my younger brother.
O, küçük kız kardeşi kadar dakik değil.She is not as punctual as her little sister.
Tom Meryem'den sadece birkaç yaş küçük.Tom is only a couple of years younger than Mary.
Tom benden daha küçük.Tom is smaller than me.
Tom Park Caddesinde küçük bir apartman dairesinde yaşıyor.Tom is living in a small apartment on Park Street.
Dolayısıyla küçük şeylerle bile Tom'a sevinç getirebilir.So one can bring joy to Tom even with small things.
Bahçede küçük bir havuz var.There's a little pond in the garden.
Marko'nun bir köpeği var. Onun köpeği çok küçük.Marko has a dog. His dog is very small.
Küçüklüğümden beri, ailemle birlikte denize gitmeyi severim.Since I was little I have loved going to the sea with my family.
Küçüklüğümden beri ailemle birlikte denize gitmeyi sevdim.Since I was little I have loved going to the sea with my family.
Ayaklarınızla karşılaştırıldığında, benim ayaklarım daha küçük.Compared to your feet, my feet are smaller.
Benim ayaklarım senin ayaklarından daha küçüktür.My feet are smaller than your feet.
Bazen küçük hatalar bile ciddi kazalara yol açabilir.Sometimes even minor errors can lead to serious accidents.
Bazen küçük hatalar, büyük kazalara neden olabilir.Sometimes even small mistakes can lead to big accidents.
Her bölüm küçük bir hikaye içermeli.Every chapter should contain a small story.
Kanguruların iki küçük ön pençesi ve iki büyük, güçlü arka pençeleri vardır.Kangaroos have two small forepaws and two large, strong hind paws.
Mutfak biraz çok küçük.The kitchen is a little bit too small.
Bir zamanlar hepimiz küçüktük.We were all little once.
Ne tatlı bir küçük kızsın!What a sweet little girl you are!
Bu küçük bir erkek çocuğu mu yoksa küçük bir kız çocuğumu?Is it a little boy or a little girl?
Mona Lisa düşündüğümden daha küçük.The Mona Lisa is smaller than I thought.
Sahanın ortasındaki o küçük höyük nedir?What is that little mound in the middle of the field?
Benim küçük kızım benim omuzlarımda oturmayı seviyor.My little daughter likes to sit on my shoulders.
O küçük siyah bir köpeği var.She has a little black dog.
Tom küçücük yatak odasından nefret ediyor.Tom hates his tiny bedroom.
Tom'un küçük bir yardımı vardı.Tom had a little help.
İlgili Sayfalar