kuçu ile cümle
kuçu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Oda çok küçük.The room is too small.
Küçük kız dolaba saklandı.The little girl hid in the closet.
Gözlemlerimi yazacağım küçük bir not defteri getirdim.I brought a small notebook where I am going to write my observations.
Dünya küçülüyor gibi görünüyor.The world seems to get smaller.
Bana küçük kedini göster.Show me your little cat.
Küçük bebek dün doğdu.The little baby was born yesterday.
Bu küçük köyde huzur buldum.I found peace in this little village.
Yatak odam çok küçük.My bedroom is too small.
Mutfakta küçük bir masamız var.We have a small table in the kitchen.
Ben onları bir tekneyle küçük bir geziye götürdüm.I took them for a little trip in a boat.
Savigny-sur-Orge'de yaşıyorum, Paris varoşlarında küçük bir kasaba.I live in Savigny-sur-Orge, a small town in the Paris suburbs.
Küçük kız kardeşim şarkı söylemede çok iyidir.My younger sister is very good at singing.
Küçük erkek kardeşim kedisine Hanako adını verdi.My younger brother named his cat Hanako.
Seninle Tom hakkında küçük bir sohbet etmek istiyorum.I want to have a little chat with you about Tom.
Seninle küçük bir sohbet etmek istiyorum.I'd like to have a little chat with you.
Şu anda çok küçük bir evde oturuyorum.I now live in a very small house.
Artık çok küçük bir evde yaşıyorum.I now live in a very small house.
Tom küçük bir balıkçı köyünde yaşıyor.Tom lives in a small fishing village.
Tom, Mary'nin donutundan küçücük bir ısırık aldı.Tom took a tiny bite out of Mary's donut.
Hikaye 1920'li yıllarda Almanya'nın kuzeyindeki küçük bir kasabada başlar.The story begins in a small town in the north of Germany in the 1920s.
Evin dışına çıkmalarına izin verilirse kediler genellikle küçük hayvanları öldürürler.Cats often kill small animals if allowed outside of the house.
Uzun boylu kız küçük çocuğu aldı.The tall girl picked up the small child.
Küçük kız kendini yıkadı.The little girl washed herself.
Bizim küçük bir durumumuz var.We've got a little situation.
Bizim küçük bir sorunumuz var.We've got a little problem.
Biz küçük bir sorunla karşılaştık.We've run into a little bit of a problem.
Yapacak küçük bir duyurumuz var.We've got a little announcement to make.
O çok küçük bir kasaba.It's a very small town.
O küçük bir düğündü.It was a small wedding.
Tom'un odası oldukça küçük.Tom's room is quite small.
Sen çok küçük olduğun için şanslısın.You're lucky you're so small.
O, hatırladığımdan daha küçük.It's smaller than I remember.
O küçük tornavidayı bana uzat.Hand me that small screwdriver.
Tom Mary'ye küçük bir paket uzattı.Tom handed Mary a small package.
Tom çok küçük bir kasabadan gelir.Tom comes from a very small town.
Bu ayakkabılar benim için çok küçük.These shoes are too small for me.
Tüm küçük baskıyı okudun mu?Did you read all the small print?
Bu eldivenler benim için çok küçük.These gloves are too small for me.
Tom küçük bir balıkçı köyünde büyüdü.Tom grew up in a small fishing village.
Tom'un yatak odasının sadece küçük bir penceresi var.Tom's bedroom only has one small window.
Tom Park caddesinde küçük bir dairede yaşar.Tom lives in a small apartment on Park Street.
Tom cebinden küçük bir el feneri çıkardı.Tom pulled a small flashlight out of his pocket.
Tom on üç yaşına kadar küçük bir kasabada yaşadı.Tom lived in a small town until he was thirteen.
Tom'un yüzünde tam sol gözünün altında küçük bir yara var.There's a small scar on Tom's face just under his left eye.
Çeşmenin önünde duran küçük bir erkek grubu vardı.There was a small group of men standing in front of the fountain.
Benim yatak odam Tom'unkinden daha küçük.My bedroom is smaller than Tom's.
Büyük bir şehirde yaşamaktansa küçük bir kasabada yaşamayı tercih ederim.I'd rather live in a small town than in a big city.
Porsuk bir sürü tavşan ve kayın tavuğu, ela keklik, küçük kemirgenler yakalar.Wolverine catches a lot of hares and black grouses, hazel grouses, small rodents.
Odası küçük ama temizdi ve yemek de iyiydi.His room was small but clean, and the food was good.
Burada küçük bir yardım alabilir miyim?Can I get a little help here?
Tom'la ilk kez kasabanın dışında küçük bir barda tanıştım.I first met Tom in a little bar outside of town.
Küçük kız o kadar çok ağladı ki, yüzü gözyaşları ile örtüldü.The little girl cried so much that her face was awash with tears.
İyi geceler! Küçük kızlar için yatağa gitme zamanı.Good night! It's time for little girls to go to bed.
Ben en küçük çocuğum.I'm the youngest child.
Tom küçük yaşlı bayanın caddeyi geçmesi için yardım etti.Tom helped the little old lady to cross the road.
Şüpheye düştüğünde, sadece bir sonraki küçük adımı at.When in doubt, just take the next small step.
Küçük bir kız gibi görünüyorsun.You look like a little girl.
Bizim dairemiz çok küçük. Bir aileye bakmak için yeterli yer yok.Our apartment is too small. There's not enough room to raise a family.
Dünya küçük gezegen değil, gezegendir.The earth is a planet, and not a planetoid.
Küçümsemekten vazgeç.Stop looking down.
İlgili Sayfalar