kuçu ile cümle
kuçu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
O, Tom'u küçümsüyor.He despises Tom.
Ken, Tom'u küçümsüyor.Ken despises Tom.
O Tom'u küçümsüyor.She despises Tom.
Mary Tom'u küçümsüyor.Mary despises Tom.
Tom'u küçük görüyoruz.We despise Tom.
Onlar Tom'u küçümsüyor.They despise Tom.
Bu küçücük köyde elli tane aile yaşar.Fifty families live in this tiny village.
Bu küçücük köyde elli aile yaşıyor.Fifty families live in this tiny village.
Sen çok küçüksün.You're so tiny.
"schwül" ve "schwull" arasında sadece küçük bir fark var.There's only a small difference between "schwül" (humid) and "schwul" (gay).
Her insanın içinde küçük bir çocuk yaşar.In every man there lives a little boy.
Almanya'da 18 yaşından küçükseniz reşit olmayan bir kimsesinizdir.In Germany you're a minor if you're younger than 18 years old.
Çok küçük bir çadırda uyuduk.We slept in a very small tent.
İsyan küçük bir sorun ile bastırıldı.The revolt was put down with little trouble.
O, o kadar küçük değil.It's not so little.
Tom cebinden küçük bir defter çıkardı.Tom pulled a small notebook from his pocket.
Küçük birini kullan.Use the small one.
İsrail çok küçük bir ülkedir.Israel is a very small country.
Sevgili küçük düşmanımla buluşmak için Kuzey Kore'ye gidiyorum.I'm going to North Korea to meet my dear little enemy.
Küçük hatalar hemen düzeltilmezse ciddi sorunlara yol açabilirler.If small mistakes are not corrected at once, they may lead to serious problems.
Küçük kargalar benim büyük kuvars sfenksimi seviyorlar.Jackdaws love my big sphinx of quartz.
Aile onun küçük maaşıyla yaşamak zorunda kalır.The family is forced to live on his little salary.
Küçük balık, akvaryumda yüzüyor.Little fish are swimming in the aquarium.
Etkili antibiyotikler olmadan, herhangi bir ameliyat, küçük olanı bile, ölümcül olabilir.Without effective antibiotics, any surgery, even a minor one, could become fatal.
Yapacak küçük bir duyurum var.I have a little announcement to make.
Mary çantasından küçük bir ayna çıkardı ve saçını ve makyajını kontrol etti.Mary took a little mirror out of her purse and checked her hair and make-up.
Mary'nin bebeği bir aydan daha küçük.Mary's baby is less than a month old.
Bunun küçük bir tören olması konusunda anlaştık.We agreed it would be a small ceremony.
Tam küçük bir köpek yavrusu gibisin.You're just like a little puppy.
Tom odasının çok küçük olduğundan yakındı.Tom complained that his room was too small.
Tom küçük tünelden sürünerek geçti.Tom crawled through the small tunnel.
Tom küçük ve sakin bir kasabada büyüdü.Tom grew up in a small town.
Tom sol elinde küçük bir el feneri tuttu.Tom held a small flashlight in his left hand.
Tom Mary'ye sarıldı ve yanağına küçük bir öpücük kondurdu.Tom hugged Mary and gave her a little kiss on the cheek.
Tom masa çekmecesini açtı ve küçük bir şişe çıkardı.Tom opened a desk drawer and pulled out a flask.
Tom küçük bir kutu açtı ve içindekileri masaya boşalttı.Tom opened the small box and emptied the contents on the table.
Tom'un küçük bir reklam şirketi var.Tom owns a small advertising company.
Tom cebinden küçük bir el feneri çıkardı ve onu açtı.Tom pulled a small flashlight out of his pocket and turned it on.
Tom küçük bir ateşe su dolu bir demlik koydu.Tom put a kettle full of water on the small fire.
Tom vidaları küçük bir plastik torbaya koydu.Tom put the screws in a small plastic bag.
Tom ceketine uzandı ve küçük bir defter çıkardı.Tom reached into his jacket and pulled out a small notebook.
Tom gömleğinin cebinden küçük bir zarf aldı ve onu Mary'ye verdi.Tom took a small envelope from his shirt pocket and gave it to Mary.
Tom Mary'nin gözlemesinden küçük bir lokma aldı.Tom took a tiny bite of Mary's donut.
Saatimin sadece küçük bir onarıma ihtiyacı var.My watch needs only minor repairs.
Küçük zihinlerin küçük endişeleri vardır, büyük zihinlerin endişeler için vakti yoktur.Little minds have little worries, big minds have no time for worries.
Tom o zaman sadece küçük bir çocuktu.Tom was just a little boy at that time.
Sen hiç Tom'un restoranına gittin mi? O hoş küçük bir yer.Have you ever been to Tom's restaurant? It's a nice little spot.
Küçük düşürücü bir deneyimdi.It was a humbling experience.
Tom hala küçük bir çocuktur.Tom is still a small boy.
Oda oldukça küçük.The room is rather small.
Küçük bir daire için her yeri araştırdım.I've searched everywhere for a small apartment.
Boston'da Tom'un çalıştığı o küçük dükkânın adı neydi?What was the name of that little shop in Boston where Tom worked?
Park Caddesindeki küçük, yüz yıllık bir kiliseyi ziyaret ettik.We visited a small, hundred year-old church on Park Street.
Tom Boston'dan çok uzak olmayan küçük bir kasabada yaşıyor.Tom lives in a small town not too far from Boston.
Tom Boston yakınlarında küçük bir kasabada yaşıyor.Tom lives in a small town near Boston.
Tom Boston'da küçük bir ev satın aldı.Tom bought a small house in Boston.
Boston'da küçük bir şirket için çalışırdım.I used to work for a small company in Boston.
Bir gölet, küçük bir göldür.A pond is a little lake.
Tom Mary'ye küçük bir manila zarf uzattı.Tom handed Mary a small manila envelope.
Küçük çocuk büyükannesi tarafından şımartılıyor.The little boy is being spoiled by his grandmother.
İlgili Sayfalar