kuçu ile cümle
kuçu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Çok küçük oldukları için gömlekleri iade ettik.We returned the shirts because they were too small.
Onlar gömlekleri çok küçük oldukları için iade etti.They returned the shirts because they were too small.
Küçük çocuklar çikolata çiftliğinde köle olarak çalışır.Small children work as slaves on the chocolate plantation.
Benim küçük Pinokyom, benim sevgili küçük Pinokyom! Ayaklarını nasıl yaktın?My little Pinocchio, my dear little Pinocchio! How did you burn your feet?
Küçük ev artık orada değildi.The little house was no longer there.
"Söyle bana, küçük çocuk, orada ne yapıyorsun?" "Göremiyor musun? Ben ağlıyorum.""Tell me, little boy, what are you doing there?" "Can't you see? I'm crying."
Kızgın sular tarafından çalkalanan küçük tekne, dalgalar içinde görünüp kayboluyordu.The little boat, tossed about by the angry waters, appeared and disappeared in the waves.
Mary'nin küçük sincabı artık nasıl fındık getireceğini öğrendi.Mary's little squirrel has now learned how to fetch nuts.
Bu küçük kızı evlat edindi.He adopted this little girl.
Lüksemburg küçük bir ülkedir.Luxembourg is a small country.
Küçük şişman adam gülmedi.The little fat man did not laugh.
Küçük bir kazanma şansımız var mı?Do we have a small chance of winning?
O, küçük erkek kardeşinden daha uzun.He is taller than his little brother.
Benim küçük erkek kardeşim ve ben aynı boydayız.My little brother and I are the same height.
Küçük erkek kardeşinin boyu ne kadar?How tall is your little brother?
Kim senin kız kardeşinle birlikte geldi? Kız kardeşimle, onun küçük kızı Helena'dırWho came together with your sister? -With my sister is her little daughter Helena.
Küçük bir araba büyük olandan daha ucuzdur.A small car is cheaper than a big one.
Küçük kız kardeşimin haftada iki kez piyano dersleri var.My youngest sister has piano lessons twice weekly.
Sen Tom'dan daha küçüksün.You're smaller than Tom.
Hayat sürprizli küçük bir kutudur.Life is a little box of surprises.
O küçük opak şişe ne içerir bilmiyorsun.You don't know what that small opaque bottle contains.
Senin için küçük bir işim var.I've got a little job for you.
Küçük tohum büyük bir ağaç oldu.The small seed became a large tree.
Bu park küçük çocukların cennetidir.This park is a little kid's paradise.
Benim evim daha küçük.My house is smaller.
Karım benden üç yaş daha küçük.My wife is three years younger than I am.
Küçük kız kardeşim ünlüdür.My younger sister is famous.
Küçük bir ayna satın almak istiyorum.I'd like to buy a small mirror.
Bana küçük bir iyilik yapar mısın?Could you do me a small favor?
Küçük kız kardeşim dün Kobe'ye gitti.My younger sister went to Kobe yesterday.
O, o zaman küçük bir kızdı.She was a little girl then.
Evren gerçekten büyük ve biz gerçekten küçüğüz.The universe is really big and we're really small.
Ben küçükken saatlerce tek başına odamda okurdum.When I was little, I read for hours alone in my room.
Muzip küçük çocuk, babasını çok sevdi.The mischievous little boy loved his dad very much.
Atlar köpeklerden büyüktür ama kediler köpeklerden küçüktür.Horses are bigger than dogs, but cats are smaller than dogs.
Mandalina portakaldan daha küçüktür.Tangerines are smaller than oranges.
Küçük kız bir trompete üflüyor.The little girl is blowing into a trumpet.
Küçük bir ada üzerindeki bir göletin ortasında şirin bir ördek evidir.In the middle of a pond on a tiny island is a charming little duck house.
Küçük ellerim var.I have small hands.
Dünya çok küçük.The Earth is too small.
Söylendiğine göre küçükken ben şeftaliden başka bir şey yememişim.When I was little, I supposedly ate nothing but peaches.
Senin küçük kitabını görüyorum.I see your little book.
Ben senin küçük kitabını görebilirim.I can see your little book.
İçinde yaşadığımız daire o kadar küçüktür ki, bizim yer eksikliğimiz var.The apartment we live in is so small that we lack space.
Küçük erkek kardeşim romanlar okuyarak bütün gece ayakta kalırdı.My younger brother used to often stay up all night reading novels.
Küçük kitabı al ve onu yiyip bitir.Take the little book, and eat it up.
Tom'un pijamalarına basılmış sevimli küçük kırmızı bir sincap resmi var.Tom's pajamas have a picture of a cute little red squirrel printed on them.
Küçük bir çocuk sokakta yalnız bırakıldığı için kaza oldu.The accident happened because a small child had been left alone in the street.
Tom memlekette küçük bir araziye sahiptir.Tom owns a small piece of land in the country.
Tom şehrin diğer tarafında küçük bir evde yaşıyor.Tom lives in a small house on the other side of town.
Tom buradan uzakta olmayan küçük bir kasabada büyüdü.Tom grew up in a small town not far from here.
Küçük bir kıvılcım sık sık büyük bir alevi ateşler.A small spark often ignites a big flame.
Odam biraz küçük ama rahat.My room is a little small, but comfortable.
Hayal ettiğimden daha küçüktü.It was smaller than I had imagined.
Düşündüğümden daha küçüktü.It was smaller than I thought.
Benim küçük erkek kardeşim o gece bir kâbus gördüğünü söyledi.My younger brother said that he'd had a nightmare that night.
Küçük Tom kendini banyoya kilitledi ve kapıyı açamadı.Little Tom locked himself in the bathroom and couldn't open the door.
Küçük kız kardeşim "merhaba" demedi.My younger sister didn't say "hello."
Küçük kız kardeşimi özlüyorum.I miss my little sister.
Tom'u küçümsüyorsun, değil mi?You despise Tom, don't you?
İlgili Sayfalar