kuçu ile cümle

kuçu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Yaşadığım kasaba oldukça küçük.The town in which I live is rather small.
O küçük bir kazaydı.It was a small incident.
Küçük aile çiftlikleri yok oluyorlardı.Small family farms were disappearing.
Benjamin Franklin daha sonra küçük komik bir hikaye anlattı.Benjamin Franklin then told a funny little story.
Bongolar, congalardan daha küçüktür.Bongos are smaller than congas.
Küçük neden büyük etki.Small cause, great effect.
Ondan daha küçük herhangi bir şeyin yok mu?Don't you have anything smaller than that?
Babam odadan ayrıldığında küçük kız kardeşim bana el hareketi çekti.When my dad left the room, my little sister gave me the finger!
Ne kadar küçük olursa olsun, kendime ait bir odam olmasını tercih ediyorum.I'd rather have a room of my own, no matter how small it is.
Çinlilerin büyük bir kırmızı bayrağı ve küçük bir kırmızı kitabı vardır.Chinese people have a big red flag and a little red book.
En parlak olanı şu küçük yıldızdır.That small star is the brightest.
Şu masanın altında küçük kahverengi bir köpek var.There is a small brown dog under that table.
Küçük sırlar büyük yalanlar yapar.Small secrets make big lies.
O, küçük erkek kardeşinin ev ödevine yardım etti.She helped her younger brother with his homework.
Bugünün küçük restoranı, yarın büyük bir otel olabilir.The small restaurant of today may be a big hotel tomorrow.
Dünyamız evrenin sadece küçük bir parçasıdır.Our world is only a tiny part of the universe.
Küçükken, bulutları pamuk şekere benzetirdim.When I was a kid, I used to think that fairy floss and clouds were alike.
Senden küçük bir iyilik istemek zorundayım.I need to ask you for a little favor.
Bu sadece küçük bir başarısızlık.It's only a minor setback.
Küçük kız Brezilya'da yaşadı.The little girl lived in Brazil.
O, küçük arkadaş çevresini genişletti.He widened his small circle of friends.
Küçük kız Brezilya'da yaşıyor.This little girl lives in Brazil.
Köpeği ile yürüyen küçük bir çocuk var.There is a little boy walking with his dog.
Küçük kız kardeşim çocuk gibi ağlıyor.My little sister is crying like a child.
O onu küçümsüyor.She despises him.
O, küçük bir apartmanda onunla birlikte yaşar.She lives with him in a small apartment.
O, küçük bir hediye ile onu şaşırttı.She surprised him with a small gift.
Evrenin küçük bir ateş topu olarak başladığına inanıyor musun?Do you believe that the universe began as a small ball of fire?
Sanırım daha küçük bir eve taşınmayı düşünmemin zamanıdır.I think it's time for me to move into a smaller home.
Sanırım küçük bir parti yapmamın zamanıdır.I think it's time for me to throw a little party.
Amerika'da en sevdiğin küçük kasaba hangisi?What's your favorite small town in America?
Periler Noel Baba'nın küçük yardımcılarıdır.Elves are Santa's little helpers.
Kim onun o kadar zayıf ve küçük olabileceğini düşünürdü?Who would have thought that she could be so thin and small?
Küçük haydut, market çalışanını dövdü.The small thug beat up the convenience store employee.
Biz küçükken babam bize dokunaklı hikayeler okurdu.When we were small, father used to read us moving stories.
Evin küçük yılanlarla istila edilmiş olduğunu öğrendim. Onlar her yerde.We found out that the house is infested with garter snakes. They're everywhere.
Cebinde küçük bir el fenerine sahip olman yararlı olabilir.Having a small flashlight in your pocket may come in handy.
Onun tadının nasıl olacağı hakkında meraklıydı, bu yüzden küçük bir ısırık aldı.He was curious about how it would taste, so he took a small bite.
Küçük erkek kardeşinle her zaman tanışmak istedim.I've always wanted to meet your younger brother.
Ben her zaman dağlarda küçük bir otel işletmeyi düşündüm.I've always wanted to run a small hotel in the mountains.
Yemek yemek için en sevdiğimiz yer köşedeki şu küçük restoran.Our favorite place to eat is that small restaurant on the corner.
Dün ekipmanla küçük bir sorunumuz vardı.We had a little trouble with the equipment yesterday.
O benden iki yaş küçük.He's two years younger than I.
Bu bisiklet küçük kardeşime ait.This bike belongs to my little brother.
Bu bisiklet küçük erkek kardeşime ait.This bike belongs to my little brother.
O, küçük bir mola almamızı önerdi.He proposed that we take a small break.
Küçük siyah bir elbise olmadan bir kadının dolabı tam değildir.A woman's wardrobe isn't complete without a little black dress.
Bu sürücü çok küçük ve faydalı değil.This driver is too small and isn't very useful.
Büyük ülkeler küçük ülkelere karışmamalıdır.Large countries shouldn't interfere with smaller countries.
O bana "Çocuklar küçük hayvanlar gibidir" dedi.He said to me, "Children are like small animals."
Tom'un küçük kızı evlidir.Tom's younger daughter is married.
Tom'un operasyonu küçük bir servete mal olacak.Tom's operation was going to cost a small fortune.
Tom bizden uzakta olmayan kirasız küçük bir evde yaşıyordu.Tom was living rent-free in a small house not too far from us.
Tom birkaç yıl Boston yakınında küçük bir bar işletti.Tom managed a small bar near Boston for quite a few years.
Tom kendinden küçük öğrencileri ezmeyi sever.Tom loves to bully younger students.
Tom on yıldan biraz daha uzun süredir o küçük evde yaşadı.Tom lived in that small house for a little over ten years.
Tom ailesinde en küçük çocuktur.Tom is the youngest child in his family.
Tom yeni arabasıyla ilgili küçük bir sorun yaşıyor.Tom is having a bit of trouble with his new car.
Tom küçük bir çocuk ve onun köpeğinin bir resmini çiziyor.Tom is drawing a picture of a small boy and his dog.
Tom'un Boston'un hemen dışında küçük bir çiftliği var.Tom has a small farm just outside of Boston.
İlgili Sayfalar