kuçu ile cümle

kuçu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Tom küçük bir havluyla ellerini kuruladı.Tom dried his hands with a small towel.
Tom her gün küçük ofisinde tıkılı kalmaktan hoşlanmaz.Tom doesn't like being cooped up in his small office every day.
Tom'un ertesi gün ne yapacağı hakkında en küçük bir fikri yoktu.Tom didn't have the faintest idea what he was going to do the next day.
Tom sigara içen insanları küçümsüyor.Tom despises people who smoke.
Tom, yalan söyleyen insanları küçümsüyor.Tom despises people who lie.
Tom odanın çok küçük olması konusunda şikâyette bulundu.Tom complained about the room being too small.
Tom kuzeyde küçük bir köyden geliyor.Tom comes from a small village up north.
Tom küçük bir otele kaydını yaptırdı ve birkaç gün kaldı.Tom checked into a small hotel and stayed for a couple of days.
Tom küçük kız kardeşini beraberinde getirdi.Tom brought along his younger sister.
Tom gezisinde almak için küçük bir kamera satın aldı.Tom bought a small camera to take on his trip.
Tom o küçük köydeki insanların yamyam olduklarına inanıyor.Tom believed that the people in that small village were cannibals.
Bu masa Tom için çok küçük.This desk is too small for Tom.
Tom'un daha küçük bir araba almayı düşünüp düşünmediğini merak ediyorum.I wonder if Tom has ever considered buying a smaller car.
Tom'un şimdiye kadar böyle küçük bir araba sürmeyi düşüneceğinden şüpheliyim.I doubt that Tom would ever consider driving such a small car.
Mary böylesine küçük bir araba aldığı için Tom şaşırmıştı.Tom was surprised that Mary bought such a small car.
Tom evimin yakın küçük bir dairede Mary ile birlikte yaşamaktadır.Tom lives with Mary in a small apartment near my house.
Tom Mary'nin küçük kız kardeşini Mary'yi sevdiğinden daha çok seviyor.Tom likes Mary's younger sister more than he likes Mary.
Tom Mary'den üç yaş daha küçüktür.Tom is three years younger than Mary is.
Tom Mary'nin küçük kız kardeşi ile nişanlıdır.Tom is engaged to Mary's younger sister.
Tom Mary'yi küçük kızkenden beri tanımaktadır.Tom has known Mary since she was a little girl.
Mary'nin ne yapmaya çalıştığı hakkında Tom'un en küçük bir fikri bile yok.Tom doesn't have the faintest idea what Mary is trying to do.
Tom Mary'yi küçümsüyor.Tom despises Mary.
Mary Tom'un küçük kız kardeşidir.Mary is Tom's younger sister.
Tom'un küçük bir kutu içerisinde Mary'ye bir şey verdiğini gördüm.I saw Tom give Mary something in a small box.
Onun küçük bir çocukken buraya gelmiş olması mümkündür.It's possible that he came here when he was a boy.
Büyük faturaları mı yoksa küçük faturaları mı istiyorsun?Would you like big bills or small bills?
Tom ve Mary buradan çok uzakta olmayan küçük bir kilisede evlendiler.Tom and Mary were married in a small church not too far from here.
Tom'un tutuklanacağına dair küçük bir olasılık var.There's a small possibility that Tom will be arrested.
Benim köyümde, bir dere üzerinde küçük, dar bir yaya köprüsü vardır.In my village, there is a small, narrow footbridge over a brook.
Sanırım daha küçük bir daireye taşınmamın vakti geldi.I think it's time I moved to a smaller apartment.
Ellerimi silmek için o küçük nemli havlulardan birini alabilir miyim?Could I get one of those small damp towels for wiping my hands?
C'deki değişken isimler büyük küçük harfe duyarlıdır.Variable names in C are case sensitive.
Tom küçük bir parça pasta aldı.Tom got a small piece of pie.
Ben ondan dört yaş daha küçüğüm.I am four years younger than him.
Benim profesör kamu için yazılan bilim kitaplarını küçümsüyor.My professor sneers at science books for the general public.
Kendini küçümseme.Don't misunderestimate yourself.
Tango küçük bir köyde küçük bir çocukla yaşıyordu.Tango lived with a small boy in a small village.
Küçük çocuk yavaş yavaş birkaç yeni arkadaş edindi.The small boy slowly made some new friends.
Küçük çocuk Tango'nun tek dostuydu.The small boy was Tango's only friend.
Küçük çocuk hariç hiç kimse Tango ile oyun oynamak istemedi.No one wanted to play with Tango except the little boy.
Onlar küçük farkları fark etmedi.They did not notice the small differences.
Küçük bir kartopu, bir çığı başlatabilir.A small snowball is capable of starting an avalanche.
İnsan vücudu sadece küçük hücrelerden oluşur.The human body is only made up of tiny cells.
Ben ondan dört yaş küçüğüm.I am 4 years younger than him.
Kısa siyah saçlı küçük bir kız gördün mü?Have you seen a little girl with short black hair?
Tom otelin arkasındaki küçük restoranda yemek yemek istedi.Tom wanted to eat at the small restaurant behind the hotel.
Tom köşedeki küçük yerin yemek yemek için iyi bir yer olabileceğini düşündü.Tom thought the little place on the corner might be a good place to eat.
Tom Mary'nin satın almak istediği evin biraz fazla küçük olduğunu düşündü.Tom thought the house Mary wanted to buy was a little too small.
Tom Mary'nin böyle küçük bir araba satın almak istemeyeceğini düşündü.Tom thought Mary wouldn't want to buy such a small car.
Tom bütün geceyi gölün yanında küçük bir kabinde geçirdi.Tom spent the night in the small cabin near the lake.
Tom kimsenin kapılarını kilitlemediği küçük bir kasabada yaşıyor.Tom lives in a small town where nobody locks their doors.
Tom küçük yelkenlilere kaptanlık yapmaktan hoşlanır.Tom likes to skipper small sailboats.
Tom'un göl yakınında küçük bir kabini var.Tom has a small cabin on the lakefront.
Tom küçük bir kasabada yetişmesine rağmen Boston'da yaşamaya çalıştı.Tom got used to living in Boston even though he'd grown up in a small town.
Tom küçük baskıyı okumayı zor buluyor.Tom finds it difficult to read small print.
Tom küçük bir sersemlik hissetti.Tom felt a little dizzy.
Tom şu anda küçük bir dairede yalnız yaşıyor.Tom currently lives alone in a small apartment.
Tom sahip olduğu her şeyi küçük bir valiz içerisinde taşıdı.Tom carried everything he owned in a small suitcase.
Sıçanlar küçüktür.Rats are small.
Küçük köpek yolu geçti.The small dog crossed the road.
İlgili Sayfalar