Kronik Kitap.I kronologisk ordning.
Zamanında hazırlanmış olan Ecthesis Chronica ve Historia Patriarchia adlı kroniklere göre Sırp asıllıdır.Huruvida det är hans eller Marcellus I:s namn som nämns i kronografins helgonkalender är ovisst.
Kronik veya akut olarak ortaya çıkabilir.Tillståndet kan vara antingen akut eller kroniskt.
Hayatı ile ilgili çok az bilinen vardır; kronik bir hastalık sebebiyle 1928’de ölmüştür.Про його життя дуже мало відомо; він страждав від хронічної хвороби і помер у 1928 році.
HCV, hastaların 50–80%’inde kronik enfeksiyonu tetikler.HCV спричиняє хронічний перебіг у 50—80 % інфікованих.
Kronik migren, nüfusun yaklaşık olarak %1,4’ünden %2,2’sine kadar görülür.Хронічна мігрень уражає приблизно у 1,4-2,2 % населення.
Adı 7. asır Çin kroniklerinde geçer.7 ст. - вони містяться в китайських хроніках.
Genel olarak benimsenmiş kronik arızaları bulunmamaktadır.Точніше не скажеш з усіма цими різними хронологіями.
Bu ilaçlar bir atak anında kronik olarak kullanılıyorlarsa ilaçların kesilmesi tavsiye edilir.Якщо ці препарати вживають постійно на момент нападу, рекомендується припинити їхнє вживання.
İsmi Anglosakson Kroniklerde Swegen olarak geçer.Правління практично не відображене в англосаксонських хроніках.
Yapılan test, akut ve kronik enfeksiyonları birbirinden ayıramaz.Аналізи не розрізняють гостру та хронічну інфекції.
İlk altı ay içinde yapılan tedavi, Hepatit C’nin kronik hale gelmesinden sonra yapılana göre daha etkilidir.Léčba je účinnější během prvních šesti měsíců, předtím, než se hepatitida C stane chronickou.
Bu yaygın bir problemdir ve kronik günlük baş ağrısına yol açabilir.Jde o běžný problém, který může vyústit v každodenní chronické bolesti hlavy.
Hindistan'da işsizlik, kronik (örtülü) işsizlik ile tanımlanır.Nezaměstnanost v Indii je charakteristická chronickou (skrytou) nezaměstnaností.
Yapılan test, akut ve kronik enfeksiyonları birbirinden ayıramaz.Testování nedokáže rozlišit mezi akutními a chronickými infekcemi.
Bunların toksisitesi akut faz ile sınırlı değildir, ancak kronik etkiler uzun zamanda gözlemlenir.Jejich toxicita není omezena jen na akutní fázi, dlouho jsou známy i chronické účinky.
Kronik migren, nüfusun yaklaşık olarak %1,4’ünden %2,2’sine kadar görülür.Chronická migréna se objevuje u přibližně 1,4 až 2,2 % populace.
HCV, hastaların 50–80%’inde kronik enfeksiyonu tetikler.HCV způsobuje chronickou infekci u 50–80 % nakažených osob.
130 ila 170 milyon insan yani dünya nüfusunun yaklaşık 3%’ü kronik Hepatit C ile yaşamaktadır.S chronickou hepatitidou C žije na světě 130 až 170 miliónů lidí, což jsou ~3 % světové populace.
12 yaşından beri kronik uykusuzluk sorunu var.Zemřel ve věku 30 let na chronické onemocnění ledvin.
Hayatı ile ilgili çok az bilinen vardır; kronik bir hastalık sebebiyle 1928’de ölmüştür.O jeho dalším životě je známo málo; snad zemřel roku 258 (?) mučednickou smrtí.
130 ila 170 milyon insan yani dünya nüfusunun yaklaşık 3%’ü kronik Hepatit C ile yaşamaktadır.Între 130 și 170 de milioane de persoane, adică ~3% din populația lumii suferă de hepatită C cronică.
Bu yaygın bir problemdir ve kronik günlük baş ağrısına yol açabilir.Aceasta este o problemă comună și poate duce la dureri de cap cronice zilnice.
Yapılan test, akut ve kronik enfeksiyonları birbirinden ayıramaz.Examenele nu fac deosebire între infecțiile acute și cele cronice.
Bu ilaçlar bir atak anında kronik olarak kullanılıyorlarsa ilaçların kesilmesi tavsiye edilir.Dacă aceste medicamente erau folosite cronic la momentul crizei, se recomandă întreruperea tratamentului.
Kronik hastalık ise kanda T. cruzi antikorunun bulunmasıyla teşhis edilir.Boala cronică poate fi diagnosticată prin identificarea anticorpilor T. cruzi în sânge.
HCV, hastaların 50–80%’inde kronik enfeksiyonu tetikler.Virusul HCV provoacă apariția infecției cronice la 50–80% dintre persoanele infectate.
Yaygın kireçlenme, kemik aşınmasına bağlı olarak kronik artrite yol açabilir.Tofusurile de mari dimensiuni pot duce la artrită cronică din cauza erodării oaselor.
Kronik Kitap.Cronica literară.
Hastalık yavaş gelişir ve kronik karakterlidir.Evoluția bolii este cronică, lentă.
Kronik tübülointersitisyel nefritin tedavisi yoktur.Lipsesc manifestările extrarenale ale nefropatiilor tubulointerstițiale cronice.
Kronik migren, nüfusun yaklaşık olarak %1,4’ünden %2,2’sine kadar görülür.Migrenele cronice apar la aproximativ 1,4-2,2% din populație. , ed. Jes Olesen, ...
Film boyunca kronik ağrı çekerken görülen Gaga'nın fibromiyalji rahatsızlığı olduğu ortaya çıktı.Pe parcursul filmului, solista a fost prezentată suferind de dureri cronice datorate bolii fibromialgie.
Zamanında hazırlanmış olan Ecthesis Chronica ve Historia Patriarchia adlı kroniklere göre Sırp asıllıdır.Lucrările contemporane Ecthesis Chronica și Historia Patriarchia afirmă că el era originar din Serbia.
Virüse maruz kalan insanların yüzde sekseninde kronik enfeksiyon görülür.Optzeci la sută dintre cei expuși virusului dezvoltă infecție cronică.
İsmi Anglosakson Kroniklerde Swegen olarak geçer.În cronicile anglo-saxone, numele lui apare ca Swegen.
130 ila 170 milyon insan yani dünya nüfusunun yaklaşık 3%’ü kronik Hepatit C ile yaşamaktadır.130 - 170 millió személy, azaz a világ népességének megközelítően 3%-a krónikus hepatitis C fertőzéssel él.
Yapılan test, akut ve kronik enfeksiyonları birbirinden ayıramaz.A teszt nem tesz különbséget az akut és a krónikus fertőzés között.
Kronik hastalık ise kanda T. cruzi antikorunun bulunmasıyla teşhis edilir.A krónikus szakaszban a fertőzést a vérben lévő T. cruzi antitestek kimutatásával diagnosztizálják.
HCV, hastaların 50–80%’inde kronik enfeksiyonu tetikler.A HCV krónikus fertőzést okoz a fertőzött személyek 50 és 80 közötti százalékában.
Tekdüze yaşamı kronik uykusuzluk sorunuyla çekilmez bir hale gelmiştir.Összességében a betegség a krónikus fáradtság képét mutatja.
Kronik Kitap.Kronologisessa järjestyksessä.
Daha da kronikleşmiş patalojik vakalara Majör depresif bozukluk adı verilir.Kainen puvun on sanottu hidastavan degeneraatiota.
12 yaşından beri kronik uykusuzluk sorunu var.Frans II kuitenkin kuoli jo 16-vuotiaana vaikeaan korvainfektioon.
Hikâye ilk 13. yüzyıl kroniklerinde ortaya çıktı ve daha sonra tüm Avrupa'da yayıldı.Η ιστορία εμφανίστηκε για πρώτη φορά στα χρονικά του 13ου αιώνα και στη συνέχεια εξαπλώθηκε σε όλη την Ευρώπη.
OA, artritin en yaygın türüdür ve bugün ABD'deki kronik engelliliğin başlıca sebebidir.Η ΟΑ είναι η πιο κοινή μορφή αρθρίτιδας, και η κύρια αιτία χρόνιας αναπηρίας στις Ηνωμένες Πολιτείες.
Hayatı ile ilgili çok az bilinen vardır; kronik bir hastalık sebebiyle 1928’de ölmüştür.Πολύ λίγα πράγματα είναι γνωστά για τη ζωή του, όπως το ότι έπασχε από χρόνια ασθένεια και πέθανε το 1928.
Yapılan test, akut ve kronik enfeksiyonları birbirinden ayıramaz.Η εξέταση δεν μπορεί να κάνει διαχωρισμό μεταξύ οξέων και χρόνιων λοιμώξεων.
Kronik hastalık ise kanda T. cruzi antikorunun bulunmasıyla teşhis edilir.Η διάγνωση στη χρονική ασθένεια γίνεται με την εύρεση αντισωμάτων για το T. cruzi στο αίμα.
Bu ilaçlar bir atak anında kronik olarak kullanılıyorlarsa ilaçların kesilmesi tavsiye edilir.Εάν αυτά τα φάρμακα χρησιμοποιούνται διαχρονικά κατά το χρόνο επίθεσης, συνιστάται η διακοπή τους.
Kronik migren, nüfusun yaklaşık olarak %1,4’ünden %2,2’sine kadar görülür.Η χρόνια ημικρανία εμφανίζεται σε περίπου 1,4 με 2,2% του πληθυσμού.
Kronik hastalık ise kanda T. cruzi antikorunun bulunmasıyla teşhis edilir.Kronisk sygdom diagnosticeres ved at finde immunstoffer for T. cruzi i blodet.
Hareketsizlik arttıkça kronik hastalıklara yakalanma riski artar.Uden behandling risikerer den syge kroniske funktionsnedsættelser.
Kronik Kitap.Chronicle books.
19. yüzyılda, bu hastalığın özellikle kronik ve ilerleyici doğası dikkatleri çekti.På 1800-tallet begynte man etter hvert å forstå denne sykdommens kroniske og progressive natur.
Kronik uveitisten dolayı sıkıntı yaşıyordu.Keiseren var ved kronisk svak helse.
Kronik veya akut olarak ortaya çıkabilir.Den kan oppstå akutt, eller kan bli kronisk.
Nötrofili akut ya da kronik olarak ortaya çıkabilmektedir.Vrangforestillingen kan opptre akutt, forbigående eller kronisk.
Üç önemli Arap kronik-tarihçi bu konuya biraz detaylı değinmişlerdir.Ikke færre enn syv krøniker forteller om det hele.
Bu zaman zarfında ekonomik sabitlilik artarken kronik enflasyon da büyük ölçüde düşürüldü.Inflasjonen økte, samtidig som landet hadde en kronisk varemangel.