Hastalık yavaş gelişir ve kronik karakterlidir.Sykdommen er arvelig og kronisk.
Günümüzde Andreapol'un bir parçası olan Dubna Volost, kroniklerinde 1489 yılında belirtilmiştir.Landsbyen Dubna like ved Andreapol ble først nevnt i krøniker i 1489.
Hikâye ilk 13. yüzyıl kroniklerinde ortaya çıktı ve daha sonra tüm Avrupa'da yayıldı.Det begynte i Italia ved slutten av 1300-tallet og spredte seg over Europa.
Subakut terimi ise “akut ve kronik arasında” anlamına gelmektedir.Subakut berarti: Antara akut dan kronik.
130 ila 170 milyon insan yani dünya nüfusunun yaklaşık 3%’ü kronik Hepatit C ile yaşamaktadır.Antara 130 dan 170 juta jiwa, atau ~3% dari populasi dunia, hidup dengan hepatitis C kronis.
Bu yaygın bir problemdir ve kronik günlük baş ağrısına yol açabilir.Keadaan ini merupakan masalah umum yang dapat menyebabkan sakit kepala kronis harian.
HCV, hastaların 50–80%’inde kronik enfeksiyonu tetikler.HCV menyebabkan infeksi kronis pada 50–80% orang yang terinfeksi.
Bu ilaçlar bir atak anında kronik olarak kullanılıyorlarsa ilaçların kesilmesi tavsiye edilir.Jika obat-obatan ini digunakan secara kronis ketika ada serangan, disarankan untuk menghentikan penggunaannya.
Kronik zehirlenmenin tıbbi bir işareti, uzun kemiklerde acı verici yumuşak şişliklerinin varlığıdır.Sebuah tanda medis keracunan kronis adalah adanya pembengkakan lembut menyakitkan pada tulang panjang.
Yapılan test, akut ve kronik enfeksiyonları birbirinden ayıramaz.Pemeriksaan ini tidak dapat membedakan antara infeksi akut dan infeksi kronis.
Kronik migren, nüfusun yaklaşık olarak %1,4’ünden %2,2’sine kadar görülür.Migrain kronis terjadi pada sekitar 1,4 sampai 2,2% populasi.
Kronik bronşit sahibi insanların çoğu aynı zamanda KOAH hastasıdır.Kebanyakan penderita Bronkitis Kronis juga menderita PPOK.
Kronik bakteriyel enfeksiyonlar da bu yangısal duruma eklenebilir.Infeksi bakteri kronis juga dapat memperparah inflamasi ini.
Ayrıca hastanelerde yoğun bakım ünitelerindeki kronik hastaları monitörize etmek için de kullanılır.Di rumah sakit juga digunakan untuk memantauan kondisi pasien kronis yang sedang dalam perawatan intensif.
Kronik aşırı doz ayrıca biyolojik zarların ve cildin dış tabakasının soyulmasının artmasına neden olur.Overdosis kronis juga menyebabkan labilitas meningkat membran biologis dan dari lapisan luar kulit mengelupas.
Nötrofili akut ya da kronik olarak ortaya çıkabilmektedir.Megakolon dapat menajdi akut atau kronis.
(Pitezel alkolik ve kronik depresif idi.)(Efek ini disebut depresi titik beku (en).)
130 ila 170 milyon insan yani dünya nüfusunun yaklaşık 3%’ü kronik Hepatit C ile yaşamaktadır.Ước tính có 130–170 triệu người, hay khoảng 3% dân số thế giới, sống chung với viêm gan siêu vi C mạn tính.
HCV, hastaların 50–80%’inde kronik enfeksiyonu tetikler.HCV gây viêm mạn ở 50–80% số người bị nhiễm.
Kronik hastalık ise kanda T. cruzi antikorunun bulunmasıyla teşhis edilir.Phát hiện bệnh ở giai đoạn mãn tính dựa vào tìm kháng thể kháng T. cruzi trong máu.
Yapılan test, akut ve kronik enfeksiyonları birbirinden ayıramaz.Xét nghiệm không thể phân biệt được viêm cấp tính và viêm mạn tính.
12 yaşından beri kronik uykusuzluk sorunu var.Năm 12 tuổi Laborit bị mắc bệnh lao.
Altı aydan daha kısa sürerse akut; daha uzun sürerse kronik hepatit olarak isimlendirilir.Viêm gan cấp tính là khi bệnh chỉ kéo dài dưới 6 tháng, còn viêm gan mãn tính là khi bệnh kéo dài hơn.
Hareketsizlik arttıkça kronik hastalıklara yakalanma riski artar.治療抵抗性の場合は、慢性腎不全となる場合が多い。
Bu yaygın bir problemdir ve kronik günlük baş ağrısına yol açabilir.这是一个普遍的问题,可能导致慢性日常头痛。
İlk altı ay içinde yapılan tedavi, Hepatit C’nin kronik hale gelmesinden sonra yapılana göre daha etkilidir.在C型肝炎的前六個月治療藥物會比較有效,但C型肝炎轉變成慢性後,效果就較弱。
Hikâye ilk 13. yüzyıl kroniklerinde ortaya çıktı ve daha sonra tüm Avrupa'da yayıldı.故事最早出現在13世紀的編年史,隨後傳遍歐洲。
Adı 7. asır Çin kroniklerinde geçer.第七卷局部 回朝 中国历史纪事
Dang, diyabet ve astım gibi kronik (uzun süreli) hastalığı olan kişilerde yaşamı tehdit edici olabilir.对于患有糖尿病和哮喘等慢性病的人群,登革熱具有生命威胁。
12 yaşından beri kronik uykusuzluk sorunu var.三哥在12 岁因心脏有孔逝世。
Altı aydan daha kısa sürerse akut; daha uzun sürerse kronik hepatit olarak isimlendirilir.肝炎可依病期長短分成兩期,六個月以下稱為急性,反之則稱為慢性。
Kronik migren, nüfusun yaklaşık olarak %1,4’ünden %2,2’sine kadar görülür.慢性偏头痛发生在大约1.4%至2.2%的人口当中。
12 yaşından beri kronik uykusuzluk sorunu var.הוא סבל מנדודי שינה כרוניים מאז שהיה בן 12.
İlk Kronik'e göre Rurik, Vareg kabilelerinden biri olan Rus'lardandı.לפי הכרוניקה הרוסית הראשונה הוא היה בן למשפחת רוריק, ככל הנראה בן דוד.
Bu yaygın bir problemdir ve kronik günlük baş ağrısına yol açabilir.Това е често срещан проблем и може до доведе до хронично ежедневно главоболие.
Kronik migren, nüfusun yaklaşık olarak %1,4’ünden %2,2’sine kadar görülür.Хроничната мигрена се появява приблизително при 1,4 – 2,2% от населението.
Yapılan test, akut ve kronik enfeksiyonları birbirinden ayıramaz.Изследването не показва разлика между остра и хронична инфекция.
HCV, hastaların 50–80%’inde kronik enfeksiyonu tetikler.Вирусът на хепатит С причинява хронична инфекция при 50 – 80% от инфектираните.
Akut bronşit ve kronik bronşit olarak iki çeşidi vardır.Болестта се проявява в две форми: остър бронхит и хроничен бронхит.
Nötrofili akut ya da kronik olarak ortaya çıkabilmektedir.Обструктивната хидроцефалия може да бъде акутна или хронична.
Yaygın kireçlenme, kemik aşınmasına bağlı olarak kronik artrite yol açabilir.Обширните тофуси могат да причинят хроничен артрит в резултат на ерозията на костите.
Kronik bronşit sahibi insanların çoğu aynı zamanda KOAH hastasıdır.Повечето хора, страдащи от хроничен бронхит, имат ХОББ.
Tıp dilinde kronik kolestit denir.На старобългарски названието е Колѧда.
İlk altı ay içinde yapılan tedavi, Hepatit C’nin kronik hale gelmesinden sonra yapılana göre daha etkilidir.Liječenje je tijekom prvih šest mjeseci učinkovitije nego kad hepatitis C preraste u kroničnu bolest.
Nötrofili akut ya da kronik olarak ortaya çıkabilmektedir.Upalu možemo podijeliti na akutnu i kroničnu.
Kronik Kitap.Treća knjiga Kronike.
Kronik kalp krizi hastalığına yakalanmıştır.Primatesta je patio od kroničnog srčanog zatajivanja.
Kronik veya akut olarak ortaya çıkabilir.Môže mať akútnu alebo chronickú podobu.
Hakkındaki tek bilgi 12. yüzyılda yazılan ilk kronik'te geçmektedir.Zmienka o meste sa nachádza aj v Anonymovej kronike v 12. storočí.
Yapılan test, akut ve kronik enfeksiyonları birbirinden ayıramaz.S testiranjem ni mogoče razlikovati med akutno in kronično okužbo.
Kronik bronşit de normal hava akışı ile gerçekleşebilir ve bu durumda KOAH olarak sınıflandırılmaz.Kronični bronhitis se lahko javlja ob normalnem pretoku zraka in v tem primeru ni razvrščen kot KOPB.
Bu ilaçlar bir atak anında kronik olarak kullanılıyorlarsa ilaçların kesilmesi tavsiye edilir.Če se ta zdravila uporablja kronično v času napada, je priporočljivo njih dajanje prekiniti.
HCV, hastaların 50–80%’inde kronik enfeksiyonu tetikler.Okužba z VHC vodi pri 50–80 % bolnikov v kronični hepatitis.
Kronik bakteriyel enfeksiyonlar da bu yangısal duruma eklenebilir.Kronične bakterijske okužbe lahko dodatno vplivajo na to vnetno stanje.
Yaygın kireçlenme, kemik aşınmasına bağlı olarak kronik artrite yol açabilir.Obsežni tofi lahko privedejo do kroničnega artritisa zaradi erozije kosti.
Kronik bronşit sahibi insanların çoğu aynı zamanda KOAH hastasıdır.Večina ljudi s kroničnim bronhitisom ima KOPB.
İlk Kronik'e göre Rurik, Vareg kabilelerinden biri olan Rus'lardandı.Ruska Primarna kronika pravi, da je bil Oleg sorodnik, verjetno svak, prvega ruskega vladarja Rurika.
Bu yaygın bir problemdir ve kronik günlük baş ağrısına yol açabilir.V primeru kroničnega glavobola je po navadi prisotna anamneza kroničnih, vsakodnevnih glavobolov.
Edessa Kroniği, geç antik çağda yazılmış Süryanice bir kroniktir.Velikonočna kronika je povzetek in nadaljevanje starejših kronik.
Kronik migren, nüfusun yaklaşık olarak %1,4’ünden %2,2’sine kadar görülür.Lėtinė migrena paveikia apytiksliai nuo 1.4 to 2.2% populiacijos.