Ana içeriğe geç
Sözlük

krizin ile cümle

krizin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Ta ki 1970'lerde yaşadığımız son enerji krizine kadar.Ten status utrzymywał się do 1970, kiedy to przeżywaliśmy ostatni kryzys energetyczny.
Ta ki 1970'lerde yaşadığımız son enerji krizine kadar.To bylo do 70. let minulého století, kdy se objevila první energetická krize.
Ta ki 1970'lerde yaşadığımız son enerji krizine kadar.Y así siguió hasta los 70s cuando tuvimos la última crisis energética.
Ta ki 1970'lerde yaşadığımız son enerji krizine kadar.Έτσι ήταν μέχρι το 1970, που είχαμε την τελευταία κρίση ενέργειας.
Ta ki 1970'lerde yaşadığımız son enerji krizine kadar.Така продължило до 70-те години на XX век, когато сме преживели последната енергийна криза.
Ta ki 1970'lerde yaşadığımız son enerji krizine kadar.Так було до 70-х, коли була остання енергетична криза.
Ta ki 1970'lerde yaşadığımız son enerji krizine kadar.Так было до второй половины 1970-х годов, периода последнего энергетического кризиса.
Ta ki 1970'lerde yaşadığımız son enerji krizine kadar.עד שנות ה-70 בהם חל משבר האנרגיה האחרון.
Ta ki 1970'lerde yaşadığımız son enerji krizine kadar.واستمر الامر هكذا حتى سنة 1970،حيث وقعت أزمة الطاقة الأخيرة
Ta ki 1970'lerde yaşadığımız son enerji krizine kadar.マイルス・ロイドという信じられない男が
Tanrı korusun, ülkelerinizdeki mülteci krizini artırmak istemiyorum.A chraň Bůh, nechci ani zhoršit uprchlickou krizi ve vašich zemích.
Tanrı korusun, ülkelerinizdeki mülteci krizini artırmak istemiyorum.E non voglio nemmeno aggiungermi alla crisi dei rifugiati nei vostri paesi, Dio non voglia.
Tanrı korusun, ülkelerinizdeki mülteci krizini artırmak istemiyorum.Eu também não quero acrescentar ainda mais à crise de refugiados em seus países, Deus nos livre.
Tanrı korusun, ülkelerinizdeki mülteci krizini artırmak istemiyorum.Evenmin wil ik bijdragen aan de vluchtelingencrisis in uw land. God bewaar me.
Tanrı korusun, ülkelerinizdeki mülteci krizini artırmak istemiyorum.Je ne veux pas non plus ajouter à la crise des réfugiés dans vos pays, Dieu m'en garde.
Tanrı korusun, ülkelerinizdeki mülteci krizini artırmak istemiyorum.Tampoco quiero contribuir a la crisis de refugiados en sus países, Dios no lo permita.
Tanrı korusun, ülkelerinizdeki mülteci krizini artırmak istemiyorum.Ούτε θέλω να προστεθώ στην προσφυγική κρίση στη χώρα σας, Θεός φυλάξοι.
TED konferansında konuşmuştu ve iklim krizinden bahsetmişti.4년전 제가 강연했던 TED행사에서 기후변화 위기에 대해 말씀하셨죠.
TED konferansında konuşmuştu ve iklim krizinden bahsetmişti.la aceeaşi conferinţa TED la care am vorbit eu acum patru ani şi a vorbit despre criza climatică.
TED konferansında konuşmuştu ve iklim krizinden bahsetmişti.בכנס TED שבו גם אני הרציתי לפני ארבע שנים, על משבר האקלים.
TED konferansında konuşmuştu ve iklim krizinden bahsetmişti.بمؤتمر تيد الذي تحدثت به قبل أربع سنوات عن أزمة المناخ
TED konferansında konuşmuştu ve iklim krizinden bahsetmişti.自然環境の危機の話をしました 私は自分の話の最後に
"Uygunsuz Gerçek" kitabının devamı ve küresel ısınma krizini çözecek tüm çözümleri inceliyor.A folytatása a "Kellemetlen igazság" c. filmnek ami körbejárja az összes megoldását a klímaproblémának.
"Uygunsuz Gerçek" kitabının devamı ve küresel ısınma krizini çözecek tüm çözümleri inceliyor.É a sequela de "Uma Verdade Inconveniente" e explora todas as soluções que irão resolver a crise climática.
"Uygunsuz Gerçek" kitabının devamı ve küresel ısınma krizini çözecek tüm çözümleri inceliyor.Es ist die Fortsetzung zu "Eine unbequeme Wahrheit" und erkundet all die Konzepte zur Behebung der Klimakrise.
"Uygunsuz Gerçek" kitabının devamı ve küresel ısınma krizini çözecek tüm çözümleri inceliyor.Es la secuela de "Una verdad incómoda" y analiza todas las soluciones para resolver la crisis climática.
"Uygunsuz Gerçek" kitabının devamı ve küresel ısınma krizini çözecek tüm çözümleri inceliyor.Je nadaljevanje "Neprijetne resnice" in raziskuje vse rešitve, ki bodo rešile podnebno krizo.
"Uygunsuz Gerçek" kitabının devamı ve küresel ısınma krizini çözecek tüm çözümleri inceliyor.Je pokračováním "Nepříjemné pravdy" a zkoumá všechna řešení, jež vyřeší klimatickou krizi.
"Uygunsuz Gerçek" kitabının devamı ve küresel ısınma krizini çözecek tüm çözümleri inceliyor."불편한 진실"의 후속작으로, 기후 위기를 해결할 여러 해결책들을 탐구하고 있습니다.
"Uygunsuz Gerçek" kitabının devamı ve küresel ısınma krizini çözecek tüm çözümleri inceliyor.Είναι συνέχεια του "Μια άβολη αλήθεια" και εξερευνά όλες τις λύσεις που θα επιλύσουν την κλιματική κρίση.
"Uygunsuz Gerçek" kitabının devamı ve küresel ısınma krizini çözecek tüm çözümleri inceliyor.Вона є продовженням книги "Незручна правда", й досліджує всі шляхи подолання кліматичної кризи.
"Uygunsuz Gerçek" kitabının devamı ve küresel ısınma krizini çözecek tüm çözümleri inceliyor.Это продолжение "Неудобной правды", и она рассматривает все способы решения проблемы климатического кризиса.
"Uygunsuz Gerçek" kitabının devamı ve küresel ısınma krizini çözecek tüm çözümleri inceliyor.זה המשך של "האמת המטרידה" והוא בוחן את כל הפתרונות שיפתרו את משבר האקלים
"Uygunsuz Gerçek" kitabının devamı ve küresel ısınma krizini çözecek tüm çözümleri inceliyor.وهو تكملة لـفيلم "حقيقة غير مريحة" ويستعرض كافة الحلول التي ستحل المشكلة المناخية.
"Uygunsuz Gerçek" kitabının devamı ve küresel ısınma krizini çözecek tüm çözümleri inceliyor.此書為"難以忽略的真相"之續作 並探討各種可能 解決氣候危機嘅方案。
"Uygunsuz Gerçek" kitabının devamı ve küresel ısınma krizini çözecek tüm çözümleri inceliyor.気候危機を解決するための 様々な方法を模索する本です こんな感じに始まります これが表紙
Üzgünüm, can sıkıntısı krizine girdiğimde buna ihtiyacım olacak.Erre még szükségem van! Néha elvesztem a fejem, tudod?
Üzgünüm, can sıkıntısı krizine girdiğimde buna ihtiyacım olacak.Perdón, Io necesito por si de repente me deprimo.
Üzgünüm, can sıkıntısı krizine girdiğimde buna ihtiyacım olacak.Promiň, ale já to potřebuju pro případ deprese.
Üzgünüm, can sıkıntısı krizine girdiğimde buna ihtiyacım olacak.Scuze, îmi trebuie în caz că mă taie melancolia.
Üzgünüm, can sıkıntısı krizine girdiğimde buna ihtiyacım olacak.Sorry, ik heb het nodig voor het geval dat ik een aanval van melancholie krijg.
Üzgünüm, can sıkıntısı krizine girdiğimde buna ihtiyacım olacak.Verzeihung, ich brauche das, falls ich plötzlich in ein Tief stürze.
Üzgünüm, can sıkıntısı krizine girdiğimde buna ihtiyacım olacak.Συγγνώμη το χρειάζομαι σε περίπτωση που μου επιτεθούν.
Üzgünüm, can sıkıntısı krizine girdiğimde buna ihtiyacım olacak.Простите, мне нужно; на тот случай, если что-нибудь стрясется.
Üzgünüm, can sıkıntısı krizine girdiğimde buna ihtiyacım olacak.Съжалявам, това ми трябва, в случай че съвсем го закъсам.
Ve bu görsel yankesicilik krizinin getirdiği çatışmalarla yüzleşmede gerçekten sadece iki seçeneğimiz var.A měli jsme vlastně jen dvě možné volby při řešení konfliktů, jež krádež zrakem bude vyvolávat.
Ve bu görsel yankesicilik krizinin getirdiği çatışmalarla yüzleşmede gerçekten sadece iki seçeneğimiz var.Aveam doar două opțiuni pentru a reacționa în fața conflictelor declanșate de furtul vizual.
Ve bu görsel yankesicilik krizinin getirdiği çatışmalarla yüzleşmede gerçekten sadece iki seçeneğimiz var.Ed in realtà avevamo solo due opzioni per far fronte ai conflitti che quel furto visivo creava.
Ve bu görsel yankesicilik krizinin getirdiği çatışmalarla yüzleşmede gerçekten sadece iki seçeneğimiz var.Et en fait nous avons seulement deux options pour traiter ces conflits provoqués par le vol visuel.
Ve bu görsel yankesicilik krizinin getirdiği çatışmalarla yüzleşmede gerçekten sadece iki seçeneğimiz var.In dejansko imamo samo dve možnosti za reševanje konfliktov, ki jih prinaša kraja videnega.
Ve bu görsel yankesicilik krizinin getirdiği çatışmalarla yüzleşmede gerçekten sadece iki seçeneğimiz var.Kita hanya punya dua pilihan untuk menghadapi konflik yang ditimbulkan pencurian visual.
Ve bu görsel yankesicilik krizinin getirdiği çatışmalarla yüzleşmede gerçekten sadece iki seçeneğimiz var.그리고 우리에겐 시각적 도둑질이 만들어낼 충돌을 처리하기 위해 두가지 옵션이 있었습니다.
Ve bu görsel yankesicilik krizinin getirdiği çatışmalarla yüzleşmede gerçekten sadece iki seçeneğimiz var.Máme vlastne iba dve možnosti na vyrovnanie sa s konfliktmi, ktoré so sebou prináša vizuálna krádež.
Ve bu görsel yankesicilik krizinin getirdiği çatışmalarla yüzleşmede gerçekten sadece iki seçeneğimiz var.Na realidade, só tínhamos duas opções para lidar com os conflitos provocados pelo roubo visual.
Ve bu görsel yankesicilik krizinin getirdiği çatışmalarla yüzleşmede gerçekten sadece iki seçeneğimiz var.Na rozwiązanie konfliktów wynikłych z kradzieży wizualnej, mieliśmy tylko dwa wyjścia.
Ve bu görsel yankesicilik krizinin getirdiği çatışmalarla yüzleşmede gerçekten sadece iki seçeneğimiz var.Och vi har egentligen bara två alternativ för att hantera konflikterna som visuell stöld skulle medföra.
Ve bu görsel yankesicilik krizinin getirdiği çatışmalarla yüzleşmede gerçekten sadece iki seçeneğimiz var.Og vi havde virkelig kun to muligheder for at håndtere de konflikter, som visuelt tyveri medfører.
Ve bu görsel yankesicilik krizinin getirdiği çatışmalarla yüzleşmede gerçekten sadece iki seçeneğimiz var.Và chúng ta chỉ có 2 lựa chọn để đối mặt với sự mâu thuẫn mà hành vi trộm cắp hình ảnh mang lại.
Ve bu görsel yankesicilik krizinin getirdiği çatışmalarla yüzleşmede gerçekten sadece iki seçeneğimiz var.We hadden maar twee opties voor het omgaan met de conflicten die visuele diefstal met zich meebracht.
Ve bu görsel yankesicilik krizinin getirdiği çatışmalarla yüzleşmede gerçekten sadece iki seçeneğimiz var.Y teníamos sólo dos opciones para tratar los conflictos que el robo visual traería.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod