Dil görsel yankesicilik krizinin çözümü için evrimleşmiştir.Sprache entwickelte sich, um die Krise des visuellen Diebstahls zu lösen.
Dil görsel yankesicilik krizinin çözümü için evrimleşmiştir.Språk utvecklats för att lösa krisen av visuell stöld.
Dil görsel yankesicilik krizinin çözümü için evrimleşmiştir.Sproget udviklede sig for at løse krisen ved visuelt tyveri.
Dil görsel yankesicilik krizinin çözümü için evrimleşmiştir.Taal ontwikkelde zich om de crisis van de visuele diefstal op te lossen.
Dil görsel yankesicilik krizinin çözümü için evrimleşmiştir.Η γλώσσα εξελίχθηκε για να λύσει το πρόβλημα της οπτικής κλοπής.
Dil görsel yankesicilik krizinin çözümü için evrimleşmiştir.Езикът се развил за да се разреши кризата за визуалната кражба.
Dil görsel yankesicilik krizinin çözümü için evrimleşmiştir.Мова виникла, щоб подолати кризу зорової крадіжки.
Dil görsel yankesicilik krizinin çözümü için evrimleşmiştir.Язык появился, чтобы решить проблему зрительного воровства.
Dil görsel yankesicilik krizinin çözümü için evrimleşmiştir.השפה התפתחה בכדי לפתור את המשבר של גניבה חזותית.
Dil görsel yankesicilik krizinin çözümü için evrimleşmiştir.تطورت اللغة لتحل مشكلة السطو البصري.
Dil görsel yankesicilik krizinin çözümü için evrimleşmiştir.視覚的窃盗問題を解決しました 言語というのは 合意を得たり
Dört yıl önce Al Gore TED konferansında konuşmuştu ve iklim krizinden bahsetmişti.Al Gore berbicara di Konferensi TED yang saya hadiri empat tahun lalu dan membahas tentang krisis iklim.
Dört yıl önce Al Gore TED konferansında konuşmuştu ve iklim krizinden bahsetmişti.Al Gore cũng đã thuyết trình tại hội nghị của TED 4 năm về trước về khủng hoảng khí hậu
Dört yıl önce Al Gore TED konferansında konuşmuştu ve iklim krizinden bahsetmişti.Al Gore habló en la Conferencia TED donde hablé hace 4 años y habló sobre la crisis climática.
Dört yıl önce Al Gore TED konferansında konuşmuştu ve iklim krizinden bahsetmişti.Al Gore hovoril, na tej istej TED konferencii ako ja pred štyrmi rokmi, o klimatickej kríze.
Dört yıl önce Al Gore TED konferansında konuşmuştu ve iklim krizinden bahsetmişti.Al Gore ja minä puhuimme samassa tilaisuudessa neljä vuotta sitten.
Dört yıl önce Al Gore TED konferansında konuşmuştu ve iklim krizinden bahsetmişti.Al Gore je predaval na isti TED konferenci kot jaz pred štirimi leti in govoril o podnebni krizi.
Dört yıl önce Al Gore TED konferansında konuşmuştu ve iklim krizinden bahsetmişti.Al Gore parlait à la conférence TED où je parlais il y a quatre ans et parlait de la crise du climat.
Dört yıl önce Al Gore TED konferansında konuşmuştu ve iklim krizinden bahsetmişti.Al Gore participou na conferência TED em que falei há quatro anos e falou-nos da crise climática.
Dört yıl önce Al Gore TED konferansında konuşmuştu ve iklim krizinden bahsetmişti.Al Gore sprak op de TED conferentie waar ik vier jaar geleden ook sprak, en hij sprak over de klimaatcrisis.
Dört yıl önce Al Gore TED konferansında konuşmuştu ve iklim krizinden bahsetmişti.Al Gore także przemawiał na konferencji TED'a cztery lata temu i poruszył temat kryzysu klimatycznego.
Dört yıl önce Al Gore TED konferansında konuşmuştu ve iklim krizinden bahsetmişti.Al Gore talade på TED konferensen jag talade på för fyra år sen och pratade om klimatkrisen.
Dört yıl önce Al Gore TED konferansında konuşmuştu ve iklim krizinden bahsetmişti.Al Gore talte til den TED konference jeg talte ved for fire år siden og talte om klima krisen.
Dört yıl önce Al Gore TED konferansında konuşmuştu ve iklim krizinden bahsetmişti.Τέσσερα χρόνια πριν στο συνέδριο του TED, στο οποίο μίλησα κι εγώ, μίλησε ο Αλ Γκορ για την κλιματική κρίση.
Dört yıl önce Al Gore TED konferansında konuşmuştu ve iklim krizinden bahsetmişti.Ал Гор говори на ТЕД конференцията, на която аз говорих преди четири години и разказа за кризата в климата.
Dört yıl önce Al Gore TED konferansında konuşmuştu ve iklim krizinden bahsetmişti.Ел Ґор доповідав на тій конференції TED, що і я, чотири роки тому, і він говорив про кліматичну кризу.
Eğer bu idealler konusunda ciddiysek, bu krizin kaynağındaki sebepler hakkında dürüstçe konuşmamız lazım.우리가 이러한 이상들을 진지하게 여긴다면, 이 위기의 심층적인 원인이 무엇인지 솔직하게 말해야만 합니다.
Eğer bu idealler konusunda ciddiysek, bu krizin kaynağındaki sebepler hakkında dürüstçe konuşmamız lazım.Si somos serios sobre estos ideales, debemos hablar honestamente sobre las causas profundas de esta crisis.
Eğer bu idealler konusunda ciddiysek, bu krizin kaynağındaki sebepler hakkında dürüstçe konuşmamız lazım.Wenn wir über diese ideale ernst nehmen, müssen wir ehrlich über die tieferen Ursachen dieser Krise sprechen.
Eğer bu idealler konusunda ciddiysek, bu krizin kaynağındaki sebepler hakkında dürüstçe konuşmamız lazım.إذا كنا جادين في هذه المثل، يجب أن نتكلم بصراحة عن الأسباب العميقة لهذه الأزمة
Eğer bu idealler konusunda ciddiysek, bu krizin kaynağındaki sebepler hakkında dürüstçe konuşmamız lazım.我々を引き裂く武力か 共に胸に抱く希望か 選択を迫られているからです
Ekonomik krizin mimarlarý, baţkanla rahat rahat akţam yemeđi yiyorlar.Arkitekterne bag den finansielle nedsmeltning går til middag med præsidenten, regelmæssigt.
Ekonomik krizin mimarlarý, baţkanla rahat rahat akţam yemeđi yiyorlar.Gli architetti del crollo finaziario cenano con il presidente, regolarmente.
Ekonomik krizin mimarlarý, baţkanla rahat rahat akţam yemeđi yiyorlar.Les responsables de la crise financière dînent régulièrement avec le président.
Ekonomik krizin mimarlarý, baţkanla rahat rahat akţam yemeđi yiyorlar.Los arquitectos de la crisis financiera cenan con el presidente regularmente.
Ekonomik krizin mimarlarý, baţkanla rahat rahat akţam yemeđi yiyorlar.Strůjci finančního kolapsu mají s prezidentem pravidelné večeře.
Ekonomik krizin mimarlarý, baţkanla rahat rahat akţam yemeđi yiyorlar.Οι αρχιτέκτονες της οικονομικής κατάρρευσης έχουν δείπνο με τον πρόεδρο, σε τακτική βάση.
Ekonomik krizin mimarlarý, baţkanla rahat rahat akţam yemeđi yiyorlar.Архитекторы финансового кризиса обедать с президентом, на регулярной основе.
Ekonomik krizin mimarlarý, baţkanla rahat rahat akţam yemeđi yiyorlar..الذين هندسوا الانهيار الاقتصادي يتناولون العشاء مع الرئيس باستمرار
Ekonomik krizin mimarlarý, baţkanla rahat rahat akţam yemeđi yiyorlar.こうした時代の中で、この事件を政府が 起訴しようとしていたというこの見解、
Ellerinde eksik olan tek şey bizleri harekete geçirmek için sağlam bir krizin gerektiği.Ainoa mitä puuttuu on kunnon kriisi, joka saisi meidät liikkeelle.
Ellerinde eksik olan tek şey bizleri harekete geçirmek için sağlam bir krizin gerektiği.A única coisa de que se esquecem é que é necessária uma boa crise para nos fazer mexer.
Ellerinde eksik olan tek şey bizleri harekete geçirmek için sağlam bir krizin gerektiği.Az egyetlen dolog, amit nem vesznek figyelembe az az a tény, hogy ehhez egy komoly krízis szükséges.
Ellerinde eksik olan tek şey bizleri harekete geçirmek için sağlam bir krizin gerektiği.Das einzige, was sie nicht bedenken, ist dass wir eine gute Krise brauchen, um loszulegen.
Ellerinde eksik olan tek şey bizleri harekete geçirmek için sağlam bir krizin gerektiği.Het enige wat ze missen is dat we pas bij een flinke crisis gaan handelen.
Ellerinde eksik olan tek şey bizleri harekete geçirmek için sağlam bir krizin gerektiği.Họ chỉ quên mất 1 điều rằng sẽ cần một cuộc khủng hoảng tốt để chúng ta phát triển.
Ellerinde eksik olan tek şey bizleri harekete geçirmek için sağlam bir krizin gerektiği.단 한가지 그들이 놓치고 있는것은 우리를 진전하게 하기 위해서는 적절한 위기가 필요하다는것입니다.
Ellerinde eksik olan tek şey bizleri harekete geçirmek için sağlam bir krizin gerektiği.La seule chose qu'ils ne voient pas est qu'il faut une bonne crise pour qu'on s'y mette.
Ellerinde eksik olan tek şey bizleri harekete geçirmek için sağlam bir krizin gerektiği.Lo único que no pueden ver es que hace falta una buena crisis para que actuemos.
Ellerinde eksik olan tek şey bizleri harekete geçirmek için sağlam bir krizin gerektiği.L'unica cosa che manca è una grossa crisi per farci cambiare.
Ellerinde eksik olan tek şey bizleri harekete geçirmek için sağlam bir krizin gerektiği.Nie biorą tylko pod uwagę, że potrzeba poważnego kryzysu, by zmobilizować nas do działania.
Ellerinde eksik olan tek şey bizleri harekete geçirmek için sağlam bir krizin gerektiği.Satu-satunya hal yang mereka lewatkan adalah diperlukan krisis agar kita bisa maju.
Ellerinde eksik olan tek şey bizleri harekete geçirmek için sağlam bir krizin gerektiği.Singurul lucru pe care nu îl înţeleg este că avem nevoie de o criză serioasă ca să ne mişcăm din loc.
Ellerinde eksik olan tek şey bizleri harekete geçirmek için sağlam bir krizin gerektiği.Το μόνο που λείπει είναι ότι χρειάζεται μια καλή κρίση για να δραστηριοποιηθούμε.
Ellerinde eksik olan tek şey bizleri harekete geçirmek için sağlam bir krizin gerektiği.Единственное, что они упускают, это то, что нам нужен большой кризис, чтобы нас расшевелить.
Ellerinde eksik olan tek şey bizleri harekete geçirmek için sağlam bir krizin gerektiği.Единственото нещо, което пропускат е, че е необходима една добра криза, за да се задействаме.
Ellerinde eksik olan tek şey bizleri harekete geçirmek için sağlam bir krizin gerektiği.הדבר היחיד שהם מחמיצים הוא שנחוץ משבר טוב כדי להניע אותנו.
Ellerinde eksik olan tek şey bizleri harekete geçirmek için sağlam bir krizin gerektiği.الأمر الوحيد الذي يفتقدونه هو أننا في حاجة إلى أزمة جيدة لتحريكنا.
Ellerinde eksik olan tek şey bizleri harekete geçirmek için sağlam bir krizin gerektiği.我々が かなりの危機でないと行動を起こさないことです 恐怖を感じ 失うことの恐怖を感じた時
Enron'u, Madoff'u, ipotek krizini düşünün.Bayangkan Enron, Madoff, krisis kredit perumahan.