Eğer biz böyle devam edersek işletme krizi olacak.Se continuiamo così questo diventerà una crisi funzionale.
Eğer biz böyle devam edersek işletme krizi olacak.Si on continue comme ça, il y aura une crise opérationnel.
Eğer biz böyle devam edersek işletme krizi olacak.Αν συνεχίσουμε έτσι θα πρέπει να πάρουμε έκτακτα μέτρα.
Eğer biz böyle devam edersek işletme krizi olacak.Если мы продолжим в том же духе, то это будет операционный кризис.
Eğer biz böyle devam edersek işletme krizi olacak.إذا استمرينا على هذا المنوال فلن تكون الأزمة شغالة.
Eğer biz böyle devam edersek işletme krizi olacak.吸収合併の可能性もあります
Eğer bu idealler konusunda ciddiysek, bu krizin kaynağındaki sebepler hakkında dürüstçe konuşmamız lazım.우리가 이러한 이상들을 진지하게 여긴다면, 이 위기의 심층적인 원인이 무엇인지 솔직하게 말해야만 합니다.
Eğer bu idealler konusunda ciddiysek, bu krizin kaynağındaki sebepler hakkında dürüstçe konuşmamız lazım.Si somos serios sobre estos ideales, debemos hablar honestamente sobre las causas profundas de esta crisis.
Eğer bu idealler konusunda ciddiysek, bu krizin kaynağındaki sebepler hakkında dürüstçe konuşmamız lazım.Wenn wir über diese ideale ernst nehmen, müssen wir ehrlich über die tieferen Ursachen dieser Krise sprechen.
Eğer bu idealler konusunda ciddiysek, bu krizin kaynağındaki sebepler hakkında dürüstçe konuşmamız lazım.إذا كنا جادين في هذه المثل، يجب أن نتكلم بصراحة عن الأسباب العميقة لهذه الأزمة
Eğer bu idealler konusunda ciddiysek, bu krizin kaynağındaki sebepler hakkında dürüstçe konuşmamız lazım.我々を引き裂く武力か 共に胸に抱く希望か 選択を迫られているからです
Eğer o duruma geldiysen, çok yemek yiyormış da kalp krizi geçirmek üzereymişsin gibi olur.Ak sa v takejto situácii ocitneme, bude to ako keby ste sa prejedli a hrozil vám infarkt.
Eğer o duruma geldiysen, çok yemek yiyormış da kalp krizi geçirmek üzereymişsin gibi olur.BG: jika Anda dalam situasi itu, bagai Anda makan terlalu banyak, dan akan terkena serangan jantung.
Eğer o duruma geldiysen, çok yemek yiyormış da kalp krizi geçirmek üzereymişsin gibi olur.BG: Se chegarmos a essa situação, é como se comêssemos demais e estivéssemos à beira de um ataque cardíaco.
Eğer o duruma geldiysen, çok yemek yiyormış da kalp krizi geçirmek üzereymişsin gibi olur.Dacă ajungem în situația asta e ca și când ai mânca prea mult și ești pe punctul de a avea un atac de cord.
Eğer o duruma geldiysen, çok yemek yiyormış da kalp krizi geçirmek üzereymişsin gibi olur.Ha abba a helyzetbe kerülünk, ami olyan mintha túlettük volna magunkat, és szívroham kerülgetne.
Eğer o duruma geldiysen, çok yemek yiyormış da kalp krizi geçirmek üzereymişsin gibi olur.빌: 만약 그런 상태에 처한다면, 너무 많이 먹어서 심장마비 직전에 다다른 것과 유사합니다.
Eğer o duruma geldiysen, çok yemek yiyormış da kalp krizi geçirmek üzereymişsin gibi olur.Pokud se dostaneme do této situace, je to něco jako když ses přejídal, a teď ti hrozí infarkt.
Eğer o duruma geldiysen, çok yemek yiyormış da kalp krizi geçirmek üzereymişsin gibi olur.Si entras en esa situación, es como si hubieras comido de más, y estás a punto de tener un paro cardíaco.
Eğer o duruma geldiysen, çok yemek yiyormış da kalp krizi geçirmek üzereymişsin gibi olur.Was macht man dann?
Eğer o duruma geldiysen, çok yemek yiyormış da kalp krizi geçirmek üzereymişsin gibi olur.W takiej sytuacji to jak atak serca w wyniku przejedzenia.
Eğer o duruma geldiysen, çok yemek yiyormış da kalp krizi geçirmek üzereymişsin gibi olur.Όταν είσαι σε αυτήν την κατάσταση, είναι σαν αν ήσουν παχύσαρκος και πλησίαζες στο έμφραγμα.
Eğer o duruma geldiysen, çok yemek yiyormış da kalp krizi geçirmek üzereymişsin gibi olur.Ако попаднем в такава ситуация, ще е все едно си преяждал и си на път да получиш инфаркт.
Eğer o duruma geldiysen, çok yemek yiyormış da kalp krizi geçirmek üzereymişsin gibi olur.Такая ситуация похожа то, как если постоянно переедать, а потом оказаться на пороге сердечного приступа.
Eğer o duruma geldiysen, çok yemek yiyormış da kalp krizi geçirmek üzereymişsin gibi olur.ב.ג.: אם נגיע למצב הזה זה כמו שאכלת יותר מדי, ואתה עומד לקבל התקפת לב
Eğer o duruma geldiysen, çok yemek yiyormış da kalp krizi geçirmek üzereymişsin gibi olur.بيل: إذا وصلت لذلك الموقف ، إنها مثل أن تأكل بإسراف، وتكاد تصيبك نوبة قلبية.
Eğer o duruma geldiysen, çok yemek yiyormış da kalp krizi geçirmek üzereymişsin gibi olur.食べ過ぎて 心臓発作を起こしてしまったようなものです どうしますか?心臓手術が必要かもしれません
Ekonomik krizin mimarlarý, baţkanla rahat rahat akţam yemeđi yiyorlar.Arkitekterne bag den finansielle nedsmeltning går til middag med præsidenten, regelmæssigt.
Ekonomik krizin mimarlarý, baţkanla rahat rahat akţam yemeđi yiyorlar.Gli architetti del crollo finaziario cenano con il presidente, regolarmente.
Ekonomik krizin mimarlarý, baţkanla rahat rahat akţam yemeđi yiyorlar.Les responsables de la crise financière dînent régulièrement avec le président.
Ekonomik krizin mimarlarý, baţkanla rahat rahat akţam yemeđi yiyorlar.Los arquitectos de la crisis financiera cenan con el presidente regularmente.
Ekonomik krizin mimarlarý, baţkanla rahat rahat akţam yemeđi yiyorlar.Strůjci finančního kolapsu mají s prezidentem pravidelné večeře.
Ekonomik krizin mimarlarý, baţkanla rahat rahat akţam yemeđi yiyorlar.Οι αρχιτέκτονες της οικονομικής κατάρρευσης έχουν δείπνο με τον πρόεδρο, σε τακτική βάση.
Ekonomik krizin mimarlarý, baţkanla rahat rahat akţam yemeđi yiyorlar.Архитекторы финансового кризиса обедать с президентом, на регулярной основе.
Ekonomik krizin mimarlarý, baţkanla rahat rahat akţam yemeđi yiyorlar..الذين هندسوا الانهيار الاقتصادي يتناولون العشاء مع الرئيس باستمرار
Ekonomik krizin mimarlarý, baţkanla rahat rahat akţam yemeđi yiyorlar.こうした時代の中で、この事件を政府が 起訴しようとしていたというこの見解、
Ellerinde eksik olan tek şey bizleri harekete geçirmek için sağlam bir krizin gerektiği.Ainoa mitä puuttuu on kunnon kriisi, joka saisi meidät liikkeelle.
Ellerinde eksik olan tek şey bizleri harekete geçirmek için sağlam bir krizin gerektiği.A única coisa de que se esquecem é que é necessária uma boa crise para nos fazer mexer.
Ellerinde eksik olan tek şey bizleri harekete geçirmek için sağlam bir krizin gerektiği.Az egyetlen dolog, amit nem vesznek figyelembe az az a tény, hogy ehhez egy komoly krízis szükséges.
Ellerinde eksik olan tek şey bizleri harekete geçirmek için sağlam bir krizin gerektiği.Das einzige, was sie nicht bedenken, ist dass wir eine gute Krise brauchen, um loszulegen.
Ellerinde eksik olan tek şey bizleri harekete geçirmek için sağlam bir krizin gerektiği.Het enige wat ze missen is dat we pas bij een flinke crisis gaan handelen.
Ellerinde eksik olan tek şey bizleri harekete geçirmek için sağlam bir krizin gerektiği.Họ chỉ quên mất 1 điều rằng sẽ cần một cuộc khủng hoảng tốt để chúng ta phát triển.
Ellerinde eksik olan tek şey bizleri harekete geçirmek için sağlam bir krizin gerektiği.단 한가지 그들이 놓치고 있는것은 우리를 진전하게 하기 위해서는 적절한 위기가 필요하다는것입니다.
Ellerinde eksik olan tek şey bizleri harekete geçirmek için sağlam bir krizin gerektiği.La seule chose qu'ils ne voient pas est qu'il faut une bonne crise pour qu'on s'y mette.
Ellerinde eksik olan tek şey bizleri harekete geçirmek için sağlam bir krizin gerektiği.Lo único que no pueden ver es que hace falta una buena crisis para que actuemos.
Ellerinde eksik olan tek şey bizleri harekete geçirmek için sağlam bir krizin gerektiği.L'unica cosa che manca è una grossa crisi per farci cambiare.
Ellerinde eksik olan tek şey bizleri harekete geçirmek için sağlam bir krizin gerektiği.Nie biorą tylko pod uwagę, że potrzeba poważnego kryzysu, by zmobilizować nas do działania.
Ellerinde eksik olan tek şey bizleri harekete geçirmek için sağlam bir krizin gerektiği.Satu-satunya hal yang mereka lewatkan adalah diperlukan krisis agar kita bisa maju.
Ellerinde eksik olan tek şey bizleri harekete geçirmek için sağlam bir krizin gerektiği.Singurul lucru pe care nu îl înţeleg este că avem nevoie de o criză serioasă ca să ne mişcăm din loc.
Ellerinde eksik olan tek şey bizleri harekete geçirmek için sağlam bir krizin gerektiği.Το μόνο που λείπει είναι ότι χρειάζεται μια καλή κρίση για να δραστηριοποιηθούμε.
Ellerinde eksik olan tek şey bizleri harekete geçirmek için sağlam bir krizin gerektiği.Единственное, что они упускают, это то, что нам нужен большой кризис, чтобы нас расшевелить.
Ellerinde eksik olan tek şey bizleri harekete geçirmek için sağlam bir krizin gerektiği.Единственото нещо, което пропускат е, че е необходима една добра криза, за да се задействаме.
Ellerinde eksik olan tek şey bizleri harekete geçirmek için sağlam bir krizin gerektiği.הדבר היחיד שהם מחמיצים הוא שנחוץ משבר טוב כדי להניע אותנו.
Ellerinde eksik olan tek şey bizleri harekete geçirmek için sağlam bir krizin gerektiği.الأمر الوحيد الذي يفتقدونه هو أننا في حاجة إلى أزمة جيدة لتحريكنا.
Ellerinde eksik olan tek şey bizleri harekete geçirmek için sağlam bir krizin gerektiği.我々が かなりの危機でないと行動を起こさないことです 恐怖を感じ 失うことの恐怖を感じた時
Enerji KriziDescriptionCrise de l' énergieDescription
Enerji KriziDescriptionCrise EnergéticaDescription
Enerji KriziDescriptionCrisis energéticaDescription
Enerji KriziDescriptionDescription
Enerji KriziDescriptionDescription