O bir sinir krizinin eşiğinde.She is on the verge of a nervous breakdown.
Yakın gelecekte bir enerji krizi olacak.There will be an energy crisis in the near future.
Ben bir anjin krizi geçirdim.I had an angina attack.
Borsa krizi birçok emekliyi yeniden iş piyasasına zorladı.The stock market crash forced many retirees back into the job market.
New York'ta Ekim 1987 borsa krizi hâlâ etkili bir şekilde hatırlanmaktadır.The stock market crash of October 1987 in New York is still vividly remembered.
Yargıç onun ömür boyu hapsedileceğini söylediğinde adam sinir krizine girdi.The man went to pieces when the judge said he would have to go to prison for life.
Haber spikeri gıda krizine çok fazla vurgu yapıyor.The newscaster puts too much emphasis on the food crisis.
Smith bir kalp krizinden öldü.Smith died of a heart attack.
John'un babasının bir kalp krizinden dolayı öldüğünü biliyor musun?Do you know John's father died of a heart attack?
John'un babasının bir kalp krizinden dolayı öldüğünü biliyor musunuz?Do you know John's father died of a heart attack?
Eğer Jane daha fazla dinlenmezse, O bir sinir krizi geçirebilir.If Jane does not rest more, she may have a nervous breakdown.
Bugünlerde sık sık bir enerji krizi duyuyoruz.We often hear about an energy crisis these days.
Bugünlerde sıkça bir enerji krizinden bahsediliyor.We often hear about an energy crisis these days.
Bir kalp krizi geçirecek.He's going to have a heart attack.
Kaneko yeni işinde o kadar stresliydi ki sinir krizi geçirdi.Kaneko was so stressed out at her new job that she had a nervous breakdown.
İşçiler iş krizinde mali yenilgi alıyorlar.Workers are taking a financial beating in the employment crisis.
Ölüm nedeni bir kalp kriziydi.The cause of death was a heart attack.
Biz bir restorana girdik ve akşam yemeğimizi yerken enerji krizini tartıştık.We entered a restaurant and discussed the energy crisis over our dinner.
Jim kalp krizinden sonra, şeker alımını kesmek zorunda kaldı.After his heart attack, Jim had to cut down on his sugar intake.
Ben bir kalp krizi geçirdim.I had a heart attack.
İnsanlar krizin bittiğini söylüyor.People are saying that the crisis is over.
İnsanlar krizin bittiğini söylüyorlar.People are saying that the crisis is over.
Kabine krizi görüşmek üzere bugün buluşuyor.The Cabinet is meeting today to discuss the crisis.
O kalp krizi geçirdiğinde ben oradaydım.I was on the spot when he had a heart attack.
Cesur kararı sayesinde krizi atlatmayı başardı.Thanks to his bold decision, he was able to ride out the crisis.
O bir kalp krizinden öldü.He died of a heart attack.
O bir sinir krizi geçirdi.He suffered a nervous breakdown.
Onun babası bir kalp krizinin bir sonucu olarak bir yatalak oldu.Her father became an invalid as a result of a heart attack.
Bir astım krizi geçirdim.I had an asthma attack.
Uyku yoksunluğu kalp krizi riskini artırır.Sleep deprivation increases risk of heart attacks.
Kedisi öldüğünde, Diana sinir krizine girdi.When her cat died, Diana went to pieces.
Derinleşen ekonomik krizin görünürde bir sonu var mı?Is there any end in sight to the deepening economic crisis?
Çevre kriziyle ilgili bu belgesel gerçek bir göz açıcıydı.That documentary about the environmental crisis was a real eye-opener.
Şirketleri krizi atlattı.Their company survived the crisis.
Hiç bir kalp krizi geçirdin mi?Have you ever had a heart attack?
Her zaman bir kalp krizinin öleceğinizi size söylemenin doğal yolu olduğunu düşündüm.I always thought that a heart attack was nature's way of telling you you're going to die.
O bir kalp krizi geçirmişti.He had suffered a heart attack.
O bir kalp krizi yaşıyor gibi görünüyordu.She seemed to be suffering a heart attack.
Başkan Hoover krizi çözmeye çalıştı.President Hoover tried to solve the crisis.
Tom hiç kalp krizi geçirmedi.Tom has never had a heart attack.
Tom bir kalp krizi geçirdi.Tom has had a heart attack.
Tom Mary'nin bir epilepsi krizi olduğunda ne yapacağını biliyor.Tom knows what to do when Mary has an epileptic seizure.
Tom Mary'nin çatının kenarında durduğunu gördüğü zaman neredeyse kalp krizi geçirmişti.Tom nearly had a heart attack when he saw Mary standing on the edge of the roof.
Tom geçen yıl bir kalp krizi geçirdi.Tom had a heart attack last year.
Tom bir kalp krizinden öldü.Tom died of a heart attack.
Eleştiriler krizi çözmez.Critics do not solve the crisis.
Üç kalp krizi atlattı.He has lived through three heart attacks.
O, çarpışmada ölmedi, aslında kazadan önce bir kalp krizi geçirdi.He did not die in the collision. Actually, he had a heart attack before crashing.
Neredeyse kalp krizi geçiriyordum.I almost had a heart attack.
O hafif bir kalp krizi geçirdi.He had a mild heart attack.
Bir biyolojik çeşitlilik krizi yaşıyoruz.We are living through a biodiversity crisis.
İtalya kendi tarihindeki en kötü ekonomik krizin içinde.Italy is having the worst economical crisis in its history.
İtalya, tarihindeki en kötü ekonomik krizi yaşıyor.Italy is having the worst economical crisis in its history.
Onun şirketi krizi atlatamadı.His company didn't survive the crisis.
Kalp krizi geçireceğimi sandım.I thought I was going to have a heart attack.
Ne krizi? Kendimi rahat hissediyorum.What crisis? I feel comfortable.
Tom bir kalp krizinden muzdaripti ve ambulans beklerken neredeyse ölüyordu.Tom suffered from a heart attack and almost died waiting for the ambulance.
Onlar sinir krizi geçiriyorlardı.They were cracking up.
Ben bir aile krizine sahibim.I had a family emergency.
Neredeyse bir kalp krizi geçiriyordum.I nearly had a heart attack.