kriz ile cümle

kriz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Tom kalp krizi geçiriyor.Tom is having a heart attack.
Belki bir orta yaş krizine giriyorum.Maybe I'm going through a midlife crisis.
Tom senin geçen yıl bir kalp krizi geçirdiğini söyledi.Tom said you had a heart attack last year.
Tom bunun bir kriz olduğunu söylüyor.Tom says it's an emergency.
Daha kötü bir krizin içine gireceğiz.We will plunge into a worse crisis.
Kriz ekonomik ideolojide bir devrim başlatabilir.The crisis could start a revolution in economic ideology.
Ekonomi, mali krizden hala tamamen kurtulmadı.The economy still hasn't completely recovered from the financial crisis.
Kriz zamanında para kazanmasını bilen kimse var mı?Does anyone know how to make money in a time of crisis?
Bu önemli bir kriz.This is a major crisis.
Tom, kalp krizi geçirmesini umduğum en son kişidir.Tom's the last person I would've expected to have a heart attack.
Siyasi krizler başladığından berişimdi iki hafta oldu.It is now two weeks since the political crisis started.
Tom orta yaş krizi geçiriyor.Tom is going through a midlife crisis.
Bu haberi duyduğunda Tom ölümcül bir kalp krizi geçirdi.Upon hearing that news, Tom suffered a fatal heart attack.
Tom şirkette mevcut mali krizi tartışmak üzere Mary ile bir araya geldi.Tom met with Mary to discuss the current financial crisis at the company.
O, ağır bir kalp krizi geçirdi.He survived a severe heart attack.
1679'da, o bir sinir krizi geçirdikten sonra Newton'un işi durma noktasına geldi.In 1679, Newton's work came to standstill after he suffered a nervous breakdown.
Tom'un dedesinin kalp krizinden öldüğünü biliyor muydun?Did you know that Tom's grandfather died of a heart attack?
Cumhuriyet hükümeti, kriz planını değiştirmeyi tartıştı.The government of the republic discussed the exchange crisis plan.
Bir kalp krizi çoğunlukla mavi gökyüzünden gelen bir şimşek gibi gelir.A heart attack often comes like lightning from a blue sky.
Ben altmışıncı boşanma krizim sırasında Vancouver'da yaşadım.I lived in Vancouver during my sixty divorce crisis.
Tom'un üç kalp krizi geçirdi.Tom has had three heart attacks.
Borç krizi bitmedi.The debt crisis is not over.
Ekonomik kriz için sert önlemler uygulamamız gerekir.We should apply severe measures for the economic crisis.
Bütçe krizle karşı karşıyayız.We're facing a budget crisis.
Mülteci krizi Almanya'da siyasi manzarayı sarsabilir.The refugee crisis could shake up the political landscape in Germany.
94 yaşındaki bir adam evinin dışındaki karı kürekle temizlerken kalp krizi geçirdi.A 94-year-old man had a heart attack while shoveling snow outside his house.
Tom'un bir inanç krizi vardı.Tom had a crisis of faith.
Kriz ne kadar ciddi?How serious is the crisis?
Medya son birkaç ay içinde sadece bir şey tartışmıştır; ekonomik kriz.The media has only discussed one thing in the last few months; the economic crisis.
Kriz atlatılabilir mi?Can the crisis be overcome?
Ben her zaman kalp krizi geçirmenin bir ölüm alameti olduğunu düşündüm.I always thought that suffering a heart attack was an omen of death.
Bir kalp krizinden sonra ilk dakikalar çok önemlidir.The first minutes after a heart attack are crucial.
Bir kalp krizinden sonraki ilk dakikalar çok önemlidir.The first minutes after a heart attack are very important.
Bir anksiyete krizi yaşıyorum ve nedenini bilmiyorum.I'm having an anxiety attack and I don't know why.
Finaller yaklaşırken neredeyse sinir krizi geçirecektim.As finals approached, I nearly had a nervous breakdown.
Ülke kriz içinde.The country is in crisis.
Alternatif yakıt kaynakları bulunamazsa, dünyamız bir enerji krizi geçirir.Our world will have an energy crisis if alternative fuel sources are not found.
Bir kalp krizi gibi görünüyor.It looks like a heart attack.
Bir krizle uğraşıyordum.I was dealing with a crisis.
Mali kriz sırasında milyonlarca Amerikalı evlerini kaybetti.Millions of Americans lost their homes during the financial crisis.
Kızkardeşin sinir krizi geçirdi mi?Did your sister have a nervous breakdown?
İki ülke arasında bir diplomatik kriz ortaya çıktı.A diplomatic crisis arose between the two nations.
Çatışma hızla futbol maçından diplomatik bir krize yükseldi.The conflict quickly escalated from a soccer game to a diplomatic crisis.
Rusya ile diplomatik kriz hükümetin istikrarını bozdu.The diplomatic crisis with Russia destabilised the government.
Rehine krizi iki ülke arasında diplomatik krize neden oldu.The hostage crisis created a diplomatic crisis between the two nations.
Olay iki ülke arasında bir diplomatik krizi tetikledi.The incident triggered a diplomatic crisis between the two nations.
Yeni yıl iki ülke arasındaki utanç verici bir diplomatik krizle başladı.The new year started with an embarrassing diplomatic crisis between the two nations.
Sanırım evrende sonsuz sayıda finansal kriz var.I suppose that in the universe there is an infinite number of financial crises.
Leyla kalp krizi nedeniyle cezaevinde öldü.Layla died in prison of a heat attack.
Leyla kalp krizine neden olabilecek bir ilaç alıyordu.Layla was taking a medication that could cause a heart attack.
Tom varoluşsal bir kriz geçiriyor.Tom is having an existential crisis.
Evren hakkında düşünmek bende her zaman varoluşsal bir kriz yaratır.Thinking about the universe always gives me an existential crisis.
Mali kriz Brezilya'ya geldi.The financial crisis has arrived in Brazil.
Krizler kendilerine karşı doğru tarifleri otomatik olarak üretmez.Crises do not automatically produce the right recipes against them.
Tom üç kalp krizi atlattı.Tom has survived three heart attacks.
Tom 2013'te kalp krizinden öldü.Tom died of a heart attack in 2013.
Tom Pazartesi günü kalp krizinden öldü.Tom died of a heart attack Monday.
Tom kalp krizi geçiriyor olabilir.Tom might be having a heart attack.
Tom kalp krizi geçiriyor gibi görünüyor.Tom seems to be having a heart attack.
Tom kar kürerken kalp krizi geçirdi.Tom had a heart attack while shoveling snow.

İlgili Sayfalar