kriz ile cümle
kriz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
4
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
O bir sinir krizinin eşiğinde.She is on the verge of a nervous breakdown.
Bir krizle yüzleştiğini bilmelisin.You must know you're faced with a crisis.
Yakın gelecekte bir enerji krizi olacak.There will be an energy crisis in the near future.
Ben bir anjin krizi geçirdim.I had an angina attack.
Bir krizde öğretmenin ile temas kurmalısın.In a crisis, you must get in touch with your teacher.
Bir krizde soğukkanlı olmalısın.In a crisis you must keep your head.
Bir kriz anında sakin kalmak ve kontrolü kaybetmemek gereklidir.It is essential to keep calm in a time of crisis and avoid going haywire.
Menkul kıymetler borsası sürüp giden bir ekonomik kriz içindedir.The stock market is in a prolonged slump.
Borsa krizi birçok emekliyi yeniden iş piyasasına zorladı.The stock market crash forced many retirees back into the job market.
Şiddetli bir krizle karşı karşıyayız.We are facing a violent crisis.
New York'ta Ekim 1987 borsa krizi hâlâ etkili bir şekilde hatırlanmaktadır.The stock market crash of October 1987 in New York is still vividly remembered.
Yargıç onun ömür boyu hapsedileceğini söylediğinde adam sinir krizine girdi.The man went to pieces when the judge said he would have to go to prison for life.
Ekonomist, sürüp giden bir ekonomik kriz sezinledi.The economist anticipated a prolonged depression.
Haber spikeri gıda krizine çok fazla vurgu yapıyor.The newscaster puts too much emphasis on the food crisis.
Smith bir kalp krizinden öldü.Smith died of a heart attack.
John'un babasının bir kalp krizinden dolayı öldüğünü biliyor musun?Do you know John's father died of a heart attack?
John'un babasının bir kalp krizinden dolayı öldüğünü biliyor musunuz?Do you know John's father died of a heart attack?
Eğer Jane daha fazla dinlenmezse, O bir sinir krizi geçirebilir.If Jane does not rest more, she may have a nervous breakdown.
Bugünlerde sık sık bir enerji krizi duyuyoruz.We often hear about an energy crisis these days.
Bugünlerde sıkça bir enerji krizinden bahsediliyor.We often hear about an energy crisis these days.
Bir kalp krizi geçirecek.He's going to have a heart attack.
Ekonomi hafif bir krizde.The economy is in a slight depression.
Kaneko yeni işinde o kadar stresliydi ki sinir krizi geçirdi.Kaneko was so stressed out at her new job that she had a nervous breakdown.
İşçiler iş krizinde mali yenilgi alıyorlar.Workers are taking a financial beating in the employment crisis.
Bu yılın sonunda bir ekonomik kriz olacak.There will be an economic crisis at the end of this year.
Biz nükleer kriz ile başa çıkmak için mümkün olan tüm çabaları harcıyoruz.We are making all efforts possible to deal with the nuclear crisis.
Ölüm nedeni bir kalp kriziydi.The cause of death was a heart attack.
Biz bir restorana girdik ve akşam yemeğimizi yerken enerji krizini tartıştık.We entered a restaurant and discussed the energy crisis over our dinner.
Jim kalp krizinden sonra, şeker alımını kesmek zorunda kaldı.After his heart attack, Jim had to cut down on his sugar intake.
Ben bir kalp krizi geçirdim.I had a heart attack.
İnsanlar krizin bittiğini söylüyor.People are saying that the crisis is over.
İnsanlar krizin bittiğini söylüyorlar.People are saying that the crisis is over.
Küresel bir kriz yakındır.A global crisis is at hand.
Kabine krizi görüşmek üzere bugün buluşuyor.The Cabinet is meeting today to discuss the crisis.
Japon ekonomisi krizde.The Japanese economy is in depression.
O kalp krizi geçirdiğinde ben oradaydım.I was on the spot when he had a heart attack.
Cesur kararı sayesinde krizi atlatmayı başardı.Thanks to his bold decision, he was able to ride out the crisis.
O, krizlerde sakindi.He was cool in the crisis.
O bir kalp krizinden öldü.He died of a heart attack.
O bir sinir krizi geçirdi.He suffered a nervous breakdown.
Onun babası bir kalp krizinin bir sonucu olarak bir yatalak oldu.Her father became an invalid as a result of a heart attack.
İki ülke kriz için bir anlaşma görüşecekler.The two countries will negotiate a settlement to the crisis.
Bir astım krizi geçirdim.I had an asthma attack.
Uyku yoksunluğu kalp krizi riskini artırır.Sleep deprivation increases risk of heart attacks.
Kedisi öldüğünde, Diana sinir krizine girdi.When her cat died, Diana went to pieces.
Fiyatların yükselip alçalması, mali bir krize neden oldu.The rise and fall of prices caused a financial crisis.
Derinleşen ekonomik krizin görünürde bir sonu var mı?Is there any end in sight to the deepening economic crisis?
Çevre kriziyle ilgili bu belgesel gerçek bir göz açıcıydı.That documentary about the environmental crisis was a real eye-opener.
2009 yılında mali bir kriz vardı.There was a financial crisis in 2009.
Şirketleri krizi atlattı.Their company survived the crisis.
Sel toplulukları için bir krize neden oldu.The flood caused a crisis for their community.
Hiç bir kalp krizi geçirdin mi?Have you ever had a heart attack?
Yönetim krizden beri tuvalet kağıdını bile geri kesti.Management has even cut back on toilet paper since the crisis.
Kalp krizlerinin doğanın size öleceğinizi söyleme şekli olduğunu hep düşünürdüm.I always thought that a heart attack was nature's way of telling you you're going to die.
Her zaman bir kalp krizinin öleceğinizi size söylemenin doğal yolu olduğunu düşündüm.I always thought that a heart attack was nature's way of telling you you're going to die.
O bir kalp krizi geçirmişti.He had suffered a heart attack.
O bir kalp krizi yaşıyor gibi görünüyordu.She seemed to be suffering a heart attack.
Kriz 1968 Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşmasına yol açtı.The crisis led to the 1968 Nuclear Non-Proliferation Treaty.
Başkan Hoover krizi çözmeye çalıştı.President Hoover tried to solve the crisis.
Fransa'daki bir kriz Amerika için kötü olabilir.A crisis in France could be bad for America.