Kriz 1968 Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşmasına yol açtı.The crisis led to the 1968 Nuclear Non-Proliferation Treaty.
Oradaki durum kritikti.The situation there was critical.
Kral mesajı bile okumadı.The king would not even read the message.
Başkan Hoover krizi çözmeye çalıştı.President Hoover tried to solve the crisis.
Kraliçe Liliuokalani geri çekilmek zorunda kaldı.Queen Liliuokalani was forced to surrender.
Fransa'daki bir kriz Amerika için kötü olabilir.A crisis in France could be bad for America.
Kral George 1752'de koloninin kontrolünü aldı.King George took control of the colony in 1752.
O kriz milleti ikiye bölünmekle tehdit etti.That crisis threatened to split the nation in two.
Kimin öğretmeni Birleşik Krallık'tan geliyor?Whose teacher is coming from the United Kingdom?
Bir kravat nasıl bağlanır gösterebilir misin?Can you show me how to tie a tie?
Ben bir kredi kartı ile ödemek istiyorum.I would like to pay with a credit card.
Kriz zamanında nasıl para kazanıldığını bilen biri var mı?Does someone know how to earn money in time of crisis?
Kravat benim takım ile uymuyor.The tie doesn't fit with my suit.
Bu karınca kraliçedir; kanatları olduğunu görmüyor musun?This ant is the queen; don't you see she has wings?
Her kovanda sadece bir kraliçe olabilir.In each beehive there can only be one queen.
Kralın kızı bir prensestir.A king's daughter is a princess.
Sağ dizime biraz anti inflamatuar krem akıtıyorum.I'm pouring some anti-inflammatory cream on my right knee.
Yeşil Burun Adalarında konuşulan diller Portekizce ve kreollerdir.The languages spoken in Cape Verde are Portuguese and creoles.
Bir fincan kahve bir kron.A cup of coffee costs one crown.
Bir fincan kahve bir kron mu?Does a cup of coffee cost one crown?
Krumkake ve Lefse bizim aile toplantılarında popülerdir.Krumkake and lefse are popular at our family gatherings.
Bir kredi istemesi için onu ikna edemedim.She couldn't convince him to ask for a loan.
O, nasıl yapacağını bilmediği için, o, ona kravatını bağlaması için yardım etti.She helped him tie his tie because he didn't know how to.
Ona kravatını bağlaması için yardımcı oldu.She helped him tie his tie.
O, ona bir kral gibi davrandı.She treated him like a king.
Körlerin ülkesinde, tek gözlü adam kraldır.In the country of the blind, the one-eyed man is king.
Bugün popun kraliçesi Kylie Minogue'un doğum günü!Today is the birthday of the queen of pop Kylie Minogue!
Ania bir Kraków yerlisidir.Ania is a native of Kraków.
Kritik anlarda en güçlülerin bile zayıflara ihtiyacı vardır.In critical moments even the very powerful have need of the weakest.
Beş yaşındaki kızım kreşe her zaman mutlu ve enerji dolu gider.My five year old daughter always goes to kindergarten happy and full of energy.
Yardımın olmadan o krizden kurtulamazdım.Without your help, I couldn't have ridden out that crisis.
Lütfen bana kredi kartını ver.Please give me your credit card.
Kremlin'de çalışmak benim ömür boyu süren düşüm olmuştur.Working in the Kremlin has been my lifelong dream.
İngiltere futbol, balık ve cips ve de Kraliçe ile eş anlamlıdır.England is synonymous with football, fish & chips, and the Queen.
O bana bir kravat verdi, zevkimle tamamen eşleşiyordu.She gave me a necktie, which entirely matched my taste.
Ben bir kredi almayı gerekli buldum.I found it necessary to get a loan.
Bu kravatın o gömlekle muhteşem uyacağını düşünüyorum.I think this tie will go great with that shirt.
Evdeki her şeyi yediğimizi düşünmüştüm, fakat bir kutu kraker daha buldum.I thought we had eaten everything in the house, but I found another box of crackers.
Lütfen bana bir düzine krem ponponu verin.Please give me a dozen cream puffs.
Bir düzine krem ponponu istiyorum.Please give me a dozen cream puffs.
Birleşik Krallık'ın başkenti Londra'dır.The capital of the United Kingdom is London.
Tom kahvesine çok fazla şeker ve krema koyar.Tom puts a lot of sugar and cream in his coffee.
Tom hiç kalp krizi geçirmedi.Tom has never had a heart attack.
Tom bir kalp krizi geçirdi.Tom has had a heart attack.
Tom bankadan kredi almaya çalışıyor.Tom has been trying to get a loan from a bank.
Tom nasıl kravat bağlayacağını bilmiyor.Tom doesn't know how to tie a tie.
Tom bugün çalışmak için bir kravat takmadı.Tom didn't wear a tie to work today.
Tom, bir takım elbise ve bir kravat giymek zorunda değildi fakat giydi.Tom didn't have to wear a suit and tie, but he did.
Tom, Cumalar hariç, çalışmak için her zaman kravat takar.Tom always wears a tie to work, except on Fridays.
Tom alışverişe gittiğinde, neredeyse her zaman bir kredi kartı kullanır.Tom almost always uses a credit card when he goes shopping.
Tom çalışmak için genellikle bir kravat takar mı?Does Tom usually wear a tie to work?
Tom Mary'nin partiyi organize etmesi için kredi almasına izin verdi.Tom let Mary take the credit for organizing the party.
Tom Mary'nin bir epilepsi krizi olduğunda ne yapacağını biliyor.Tom knows what to do when Mary has an epileptic seizure.
Tom Mary'nin aradığı krediyi vermeyi planlamış görünüyor.It seems that Tom had planned to give Mary the loan she had been looking for.
O kronik bir hastalıktan muzdarip.She suffers from a chronic illness.
Kahveme krema koyarım.I put cream in my coffee.
Bizim hücrelerde kromozomlar genetik materyalimizin bütününü içerir.The chromosomes in our cells contain the whole of our genetic material.
Saray büyük kraliyet lehinde eğleniyordu.The courtier was enjoying great royal favor.
BK, Birleşik Krallık'ın kısaltmasıdır.UK is the abbreviation for the United Kingdom.
Tom, kırmızı ve beyaz çizgili kravat taktı.Tom wore a red and white striped tie.