Ana içeriğe geç
Sözlük

kr ile cümle

kr kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Güneş kremine ihtiyacım var.I need sun block.
Ben, bir takım elbise giyerim ve kravat takarım.I wear a suit and tie.
Ben bir takım elbise giyerim ama hiç kravat takmam.I wear a suit but wear no tie.
Bu kravat sana çok iyi uyuyor.That tie suits you very well.
Benim kravat turuncu.My tie is orange.
O babasına bir kravat verdi.She gave her father a tie.
Uzun boylu adam bir kravat takıyor.The tall man wears a tie.
Bu kravatlar farklı.These ties are different.
Bu kral ve kraliçenin yaşadığı saraydır.This is the palace the king and queen live in.
O her zaman hava atıyor, sanki bir kraliçe gibi davranıyor.She's always putting on airs, acting as if she were Queen.
İngiltere ve İskoçya, 1 Mayıs 1707'de birleşti ve Büyük Britanya Krallığı'nı oluşturdu.England and Scotland were unified on May 1, 1707, to form the Kingdom of Great Britain.
Kravatına biraz ketçap döktün.You spilled some ketchup on your tie.
Kredi kartlarımdan biri hariç hepsini kestim.I have cut up all but one of my credit cards.
Kristy Anderson, Larry Ewing'in eşidir.Kristy Anderson is the wife of Larry Ewing.
Bu gömleğin kırmızı bir kravatla uyacağını sanmıyorum.I don't think that this shirt suits a red tie.
Prens o gün kral oldu.The prince became a king that day.
Kraliçe'nin tacı altından yapılmıştır.The Queen's crown was made of gold.
Derinleşen ekonomik krizin görünürde bir sonu var mı?Is there any end in sight to the deepening economic crisis?
Birleşik Krallık; İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda'dan oluşur.The United Kingdom is comprised of England, Scotland, Wales, and Northern Ireland.
Kraliyet mücevherleri kilit ve anahtara bağlı tutulur.The royal jewels are kept under lock and key.
O sadece beklenen kriterlere uymuyor.He just doesn't measure up.
Kim öldü ve kim seni kral yaptı?Who died and made you king?
Kraliçe ile karşılaştığımı hatırlıyorum.I remember meeting the queen.
Kraliçeyle görüştüğümü hatırlıyorum.I remember that I met the queen.
Bu molekül, kristalli bir yapıya sahip.This molecule has a crystalline structure.
Ayrıca krem peyniri krema ile değiştirebilirsiniz.You can also replace the mascarpone with cream.
Çevre kriziyle ilgili bu belgesel gerçek bir göz açıcıydı.That documentary about the environmental crisis was a real eye-opener.
Tom yetenekli bir kriket oyuncusudur.Tom is an able cricket player.
Banka onlara daha fazla kredi vermeyi reddetti.The bank refused to give them more credit.
Onlar kredi kullanmak istemiyorlar.They don't want to use credit.
Şimdi satın alabilir ve daha sonra krediyle ödeme yapabilirsiniz.You can buy now and pay later with credit.
2009 yılında mali bir kriz vardı.There was a financial crisis in 2009.
Şirketleri krizi atlattı.Their company survived the crisis.
Sel toplulukları için bir krize neden oldu.The flood caused a crisis for their community.
Kriket beceri gerektiren bir oyundur.Cricket is a game that takes skill.
Tom bir araba satın almak için bankadan kredi çekti.Tom took out a loan in order to buy a car.
Millet kralın ölümünün yasını tuttu.The nation mourned the death of the king.
Kredi kartım ATM tarafından reddedildi.My credit card was rejected by the ATM.
Tom'un kredi başvurusu reddedildi.Tom's loan request was turned down.
Tom'un çalışmak için bir takım elbise ve kravat giymesi bekleniyor.Tom is required to wear a suit and tie to work.
Koyu, kremalı mantar çorbası severim.I love thick, creamy mushroom soup.
Krep için kullanılan hamur incedir.The dough used for pancakes is thin.
Banka öğrenci kredi talebimi veto etti.The bank vetoed my student loan application.
Kredi kartıyla ödemek istiyor musun?You want to pay with a credit card?
Hiç bir kalp krizi geçirdin mi?Have you ever had a heart attack?
Fransa kralı keldir.The King of France is bald.
Yönetim krizden beri tuvalet kağıdını bile geri kesti.Management has even cut back on toilet paper since the crisis.
Marge, İskoçya Kraliyet Bankası için çalışıyor.Marge works for the Royal Bank of Scotland.
Bir zamanlar İngiltere'de kötü bir kral vardı.Once upon a time, there was a bad king in England.
Bir fincan iyi yapılmış kahve krema veya şeker gerektirmemeli.A well-made cup of coffee should require no cream or sugar.
Kalp krizlerinin doğanın size öleceğinizi söyleme şekli olduğunu hep düşünürdüm.I always thought that a heart attack was nature's way of telling you you're going to die.
Her zaman bir kalp krizinin öleceğinizi size söylemenin doğal yolu olduğunu düşündüm.I always thought that a heart attack was nature's way of telling you you're going to die.
Benim kredi kartım bankamatik tarafından reddedildi.My credit card was rejected by the cashpoint.
Büyüyünce kral olmak istiyorum.When I grow up, I want to be king.
Kralın ilkelerinde sabit bir standart vardır.There is a fixed standard in the king's principles.
Onlar işlerini açık tutmak için kredi alamadı.They could not get loans to keep their businesses open.
O bir kalp krizi geçirmişti.He had suffered a heart attack.
Rock-and-roll'un kralıydı.He was the king of rock-and-roll.
O bir kalp krizi yaşıyor gibi görünüyordu.She seemed to be suffering a heart attack.
Kral Charles William babasından ödünç para aldı.King Charles borrowed money from William's father.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod