Koyunlarımın yünüyle ısıtmadıysam, O da içinden beni kutsamadıysa,if his heart hasn't blessed me, if he hasn't been warmed with my sheep's fleece;
‹‹Otlağımın koyunlarını yok edip dağıtan çobanların vay başına!›› diyor RAB.Woe to the shepherds who destroy and scatter the sheep of my pasture! says Yahweh.
Ben kendim koyunlarımı güdeceğim, onları kendim yatıracağım. Egemen RAB böyle diyor.I myself will be the shepherd of my sheep, and I will cause them to lie down, says the Lord Yahweh.
Bunun yerine, İsrail halkının yitik koyunlarına gidin.Rather, go to the lost sheep of the house of Israel.
İsa, ‹‹Ben yalnız İsrail halkının kaybolmuş koyunlarına gönderildim›› diye yanıtladı.But he answered, "I wasn't sent to anyone but the lost sheep of the house of Israel."
Koyunları sağına, keçileri soluna alacak.He will set the sheep on his right hand, but the goats on the left.
Kapıdan giren ise koyunların çobanıdır.But one who enters in by the door is the shepherd of the sheep.
Bunun için İsa yine, ‹‹Size doğrusunu söyleyeyim›› dedi, ‹‹Ben koyunların kapısıyım.Jesus therefore said to them again, "Most certainly, I tell you, I am the sheep's door.
Benden önce gelenlerin hepsi hırsız ve hayduttu, ama koyunlar onları dinlemedi.All who came before me are thieves and robbers, but the sheep didn't listen to them.
Ben iyi çobanım. İyi çoban koyunları uğruna canını verir.I am the good shepherd. The good shepherd lays down his life for the sheep.
Adam kaçar. Çünkü ücretlidir ve koyunlar için kaygı duymaz.The hired hand flees because he is a hired hand, and doesn't care for the sheep.
Ama siz iman etmiyorsunuz. Çünkü benim koyunlarımdan değilsiniz.But you don't believe, because you are not of my sheep, as I told you.
Koyunlarım sesimi işitir. Ben onları tanırım, onlar da beni izler.My sheep hear my voice, and I know them, and they follow me.
‹‹ ‹Egemen RAB şöyle diyor: Ben kendim koyunlarımı arayıp soracağım.For thus saith the Lord GOD; Behold, I, even I, will both search my sheep, and seek them out.
Çünkü yolunu şaşırmış koyunlar gibiydiniz, şimdiyse canlarınızın Çobanı'na ve Gözetmeni'ne döndünüz.For ye were as sheep going astray; but are now returned unto the Shepherd and Bishop of your souls.
Buna rağmen "Onu da benim payıma (koyunlarıma) kat" dedi ve bana, konuşmada üstün geldi."He demands that I should give him my ewe, and wants to get the better of me in argument."
(Davud) Dedi ki: "Andolsun senin koyununu, kendi koyunlarına (katmak) istemekle sana zulmetmiştir.(David) said: "He is unjust in demanding your ewe to add to his (many) ewes.
Davûd dedi ki: "Vallahi, senin bir tek koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle sana zulmetmiş.(David) said: "He is unjust in demanding your ewe to add to his (many) ewes.
Davud: Andolsun ki, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlıkta bulunmuştur.(David) said: "He is unjust in demanding your ewe to add to his (many) ewes.
Hani milletin koyunları (geceleyin) içinde yayılmıştı, biz onların hükmüne şahittik.We were witness to their judgement.
Davud dedi ki: "Doğrusu senin bir koyununu kendi koyunlarına katmak istemesiyle sana zulmetmiştir.(David) said: "He is unjust in demanding your ewe to add to his (many) ewes.
Dâvud: “Doğrusu, senin tek koyununu, kendi koyunlarına katmak istemekle o sana haksızlık etmiştir.(David) said: "He is unjust in demanding your ewe to add to his (many) ewes.
Dedi ki, "Senin koyununu kendi koyunlarına katmayı istemekle sana haksızlık etmiştir.(David) said: "He is unjust in demanding your ewe to add to his (many) ewes.
İki koyunları ve sadece patates yetiştirdikleri küçücük bir de bahçeleri var.They have two sheep and a small garden -- growing only potatoes -- and pick mushrooms in the woods."
Koyunlardan kenevir ve yün, Kanada'nın elyaf üretiminin ana alanlarındandır.Hemp and wool from sheep are the main areas of fibre production of Canada.
Koyunlar, yünleri için yetiştirilmiş ve bu yün dokumada kullanılmıştır.Sheep were kept for wool, and textiles were woven.
Eğer dişi koyunların boynuzları varsa, bir topuz gibi küçüktürler. [2]If ewes have horns, they are small like a knob.[2]
Koyunlar, yılda 1,5 ile 2,3 arasındaki kuzulama oranı ortalama her yıl 2 yavru doğurabilirler.Ewes can have two crops of lambs per year with an average of 1.5 to 2.3 lambs per litter.
Altay argalisi tüm koyunların en büyüğüdür.Altai argali are the largest of all sheep.
Aynı şey koyunlar için de geçerliydi.The same applies to sheep.
Koyunlarda İUGGSheep
Vahşi bir koyun türü olan Kafkasya yaban koyunu evcil koyunlardan daha büyük ve kaslıdır.The Caucasus mouflon, a wild type of sheep, is bigger and muscular than domestic sheep.
Yaban koyunları tüm yıl otlayabilecekleri ovaları tercih ederler.The mouflons prefer the plains where they can graze the whole year.
Hasta ve sağlıklı hayvanları ayırarak domuzları ve koyunları barındırmaktaydı.It used to shelter pigs and sheep, segregating sick and healthy animals.
Ana görevleri, kurtları ve ayıları koyunlardan kovmaktı.Their main task was to chase away wolves and bears from the sheep.
Koyunlar ot yer.Schafe fressen Gras.
Gölpön Ata: Koyunların koruyucusu.Gölpön Ata: Schutzpatron der Schafe.
Niçin dışta çobanlık davasında bulunuyor ve içte koyunlarıma kurt oluyorsunuz?Warum verkleidet ihr euch als Hirten, da ihr doch innerlich zu Wölfen wurdet, die nach Meiner Herde trachten?
Koyunlar yün veriyordu.Die Schafe gaben Wolle.
Keçiler hastalığa nispeten koyunlardan daha duyarlıdır.Bei Rindern verläuft die Erkrankung milder als bei Schafen.
Metin oryantal tarzda yazılmış bir kraliyet mesajını iletir: "Ben, Pacuros, kral, koyunlara verdi".Darin schrieb er u. a.: „Und was der Zar befürchtet hatte, war Wirklichkeit geworden.
Bharal koyunlarının çember biçiminde oldukça güçlü boynuzları vardır.Björn Bär findet etwas Lustiges.
Yanardağ otlayan koyunların florla zehirlenmesine neden oldu.Die Schafe erkrankten vom ausgestoßenen Fluor, das die Weiden vergiftet hatte.
Kurtlar koyunlara saldırır.Der Wolf unter den Schafen.
Oğlan dişi koyunlara göz kulak oluyor.Le garçon surveille les brebis.
Kurtlar koyunlara saldırır.Le loup peut attaquer les troupeaux de moutons.
Koyunların ömürleri 10 ila 12 yıl arasıdır.Le mouton de Somalie peut vivre de dix à quinze ans.
Karakul Koyunları ile ün salmıştır.Elle a donné son nom à la race de moutons Karakul.
Koyunlar yün veriyordu.Les moutons broutaient.
Koyunlar, etinin yanında yününden ve sütünden yararlanılabilen bir hayvan türüdür.L'homme est représenté par un animal (ours ou singe) capable de se dresser sur ses pattes postérieures.
1927 yılında sığırlarda, 1928 yılında da koyunlar üzerindeki uygulamalar yapılmıştır.Fouille encours sur l'île aux Moutons en 1927.
Kuzular da koyunlardan daha duyarlıdır.Sabía más sobre ovejas que las mismas ovejas.
Koyunlar yün veriyordu.Se criaban ovejas.
Kurtlar koyunlara saldırır.Lobo matando una oveja.
Koyunlar çoğu zaman uzun süreler boyunca çoban gözetiminde otlamaya çıkarılır.Los murciélagos con rabia a menudo se ven durante el día.
Bu dönemde yine koyunlar yünleri alınmak üzere kırkılır.En la actualidad se utiliza para guardar la ovejas.
Ordugahının etrafında birkaç sürü halinde develer, sığırlar, köyunlar ve keçiler merada otlamaktaydılar.Gran parte del bottino, tutti i prigionieri, bestiame e cavalli furono recuperati.
Kurtlar koyunlara saldırır.Le pecore vanno al macello.
Koyunlar herhangi bir renge boyanabilir.Dai semi può essere estratto un colorante.
Tarladaki koyunlar ot yiyor.Овцы на лугу щиплют траву.