Kapıdan giren ise koyunların çobanıdır.Mais celui qui entre par la porte est le berger des brebis.
Kapıdan giren ise koyunların çobanıdır.Mas o que entra pela porta é o pastor das ovelhas.
Kapıdan giren ise koyunların çobanıdır.Men den, som går ind igennem Døren, er Fårenes Hyrde.
Kapıdan giren ise koyunların çobanıdır.Men den som går in genom dörren, han är fårens herde.
Kapıdan giren ise koyunların çobanıdır.men den som går inn gjennem døren, han er fårenes hyrde.
Kapıdan giren ise koyunların çobanıdır.Mutta joka menee ovesta sisälle, se on lammasten paimen.
Kapıdan giren ise koyunların çobanıdır.Nhưng kẻ bởi cửa mà vào , là người chăn_chiên .
Kapıdan giren ise koyunların çobanıdır.Nhưng kẻ bởi cửa mà vào, là người chăn chiên.
Kapıdan giren ise koyunların çobanıdır.Pero el que entra por la puerta es el pastor de las ovejas
Kapıdan giren ise koyunların çobanıdır.Tetapi orang yang masuk melalui pintu, dialah gembala domba
Kapıdan giren ise koyunların çobanıdır.Want de schaapherder komt door de deur binnen.
Kapıdan giren ise koyunların çobanıdır.οστις ομως εισερχεται δια της θυρας, ειναι ποιμην των προβατων.
Kapıdan giren ise koyunların çobanıdır.а входящий дверью есть пастырь овцам.
Kapıdan giren ise koyunların çobanıdır.Затова юдеите се чудеха и казваха: Как знае Този книга, като не се е учил?
Kapıdan giren ise koyunların çobanıdır.Хто ж увіходить дверима, той пастир вівцям.
Kapıdan giren ise koyunların çobanıdır.ואשר יבוא דרך השער הוא רעה הצאן׃
Kapıdan giren ise koyunların çobanıdır.واما الذي يدخل من الباب فهو راعي الخراف.
Kapıdan giren ise koyunların çobanıdır.從 門 進 去 的 、 纔 是 羊 的 牧 人
Kapıdan giren ise koyunların çobanıdır.從門進 去 的 、 纔是 羊 的 牧人
"Koyunlardaki zekâya bak!" diyebilirsiniz.Ați putea spune: "cât de deștepte au fost aceste oi!"
"Koyunlardaki zekâya bak!" diyebilirsiniz."Betapa pintarnya domba itu!" mungkin Anda bilang begitu.
"Koyunlardaki zekâya bak!" diyebilirsiniz."Che perspicaci le pecore!" potreste dire.
"Koyunlardaki zekâya bak!" diyebilirsiniz."Comme les brebis sont intelligentes!" pourriez-vous dire.
"Koyunlardaki zekâya bak!" diyebilirsiniz."Jak bystré to od ovcí bylo!" pomyslíte si.
"Koyunlardaki zekâya bak!" diyebilirsiniz."양들이 영리하구나!" 하실만 합니다.
"Koyunlardaki zekâya bak!" diyebilirsiniz."Milyen okos a juhoktól!" mondhatnánk.
"Koyunlardaki zekâya bak!" diyebilirsiniz."Miten älykästä lampailta!", voisi sanoa.
"Koyunlardaki zekâya bak!" diyebilirsiniz.Można powiedzieć: "Ale sprytne owce!"
"Koyunlardaki zekâya bak!" diyebilirsiniz.Podrán pensar: ¡Que ovejas tan listas!
"Koyunlardaki zekâya bak!" diyebilirsiniz."Que ovelhas tão espertas" poderão vocês dizer.
"Koyunlardaki zekâya bak!" diyebilirsiniz."Wat knap van die schapen!" zou je zeggen.
"Koyunlardaki zekâya bak!" diyebilirsiniz."Wie clever von den Schafen!" könnte man sagen.
"Koyunlardaki zekâya bak!" diyebilirsiniz."Πανέξυπνα τα πρόβατα!" θα λέγατε.
"Koyunlardaki zekâya bak!" diyebilirsiniz."Как умно со стороны овец!" скажете вы.
"Koyunlardaki zekâya bak!" diyebilirsiniz."Колко умно от страна на овцете!" - може да кажете.
"Koyunlardaki zekâya bak!" diyebilirsiniz."כמה פיקחי מצד הכבשים!" אולי תאמרו.
"Koyunlardaki zekâya bak!" diyebilirsiniz.يا لذكاء الخراف! قد تقولون.
"Koyunlardaki zekâya bak!" diyebilirsiniz.もちろん そういうことではないです
Koyunlar da kırpılmış yoldan ahıra, kendi kendilerine yolu bulurlardı.De schapen keerden terug naar de scheerstal voor de verschillende seizoenen.
Koyunlar da kırpılmış yoldan ahıra, kendi kendilerine yolu bulurlardı.양떼는 다음 계절을 위해 양털깎는 헛간으로 되돌아왔습니다.
Koyunlar da kırpılmış yoldan ahıra, kendi kendilerine yolu bulurlardı.la adăposturile amenajate pentru diferite sezoane.
Koyunlar da kırpılmış yoldan ahıra, kendi kendilerine yolu bulurlardı.Owce wracały do szopy, gdzie odbywało się strzyżenie na różne pory roku.
Koyunlar da kırpılmış yoldan ahıra, kendi kendilerine yolu bulurlardı.Овцы, видя нас, поворачивали назад и приходили в сарай для стрижки.
Koyunlar da kırpılmış yoldan ahıra, kendi kendilerine yolu bulurlardı.באמצעות אופנועים וסוסים, והכבשים היו מתכנסות חזרה
Koyunlar da kırpılmış yoldan ahıra, kendi kendilerine yolu bulurlardı.فتعرف الغنم طريقها نحو المزرعة وهذا يتكرر على مدى الفصول الأربعة.
Koyunlar da kırpılmış yoldan ahıra, kendi kendilerine yolu bulurlardı.毛刈り小屋まで移動させるのです そこで私が学んだのは
Koyunlarım ayaklarınızın çiğnediğini otlamak, ayaklarınızın bulandırdığını içmek zorunda kalıyor.Còn những chiên ta thì phải ăn cỏ chơn bay đã giày đạp, và uống nước chơn bay đã vấy đục!
Koyunlarım ayaklarınızın çiğnediğini otlamak, ayaklarınızın bulandırdığını içmek zorunda kalıyor.Còn những chiên ta thì_phải ăn cỏ chơn bay đã giày_đạp , và uống nước chơn bay đã vấy đục !
Koyunlarım ayaklarınızın çiğnediğini otlamak, ayaklarınızın bulandırdığını içmek zorunda kalıyor.Domba-domba-Ku yang lain harus makan rumput yang telah diinjak-injak dan minum air yang telah dikeruhkan
Koyunlarım ayaklarınızın çiğnediğini otlamak, ayaklarınızın bulandırdığını içmek zorunda kalıyor.E as minhas ovelhas hão de comer o que haveis pisado, e beber o que haveis sujado com os vossos pés.
Koyunlarım ayaklarınızın çiğnediğini otlamak, ayaklarınızın bulandırdığını içmek zorunda kalıyor.És az én juhaim a ti lábaitok tapodását legelik, s lábaitok zavarását iszszák!
Koyunlarım ayaklarınızın çiğnediğini otlamak, ayaklarınızın bulandırdığını içmek zorunda kalıyor.Et mes brebis doivent paître ce que vos pieds ont foulé, et boire ce que vos pieds ont troublé!
Koyunlarım ayaklarınızın çiğnediğini otlamak, ayaklarınızın bulandırdığını içmek zorunda kalıyor.In mojim ovcam bodi za pašo, kar ste poteptali, in v pijačo, kar ste skalili z nogami svojimi?
Koyunlarım ayaklarınızın çiğnediğini otlamak, ayaklarınızın bulandırdığını içmek zorunda kalıyor.나의 양은 너희 발로 밟은 것을 먹으며 너희 발로 더럽힌 것을 마시는도다 하셨느니라
Koyunlarım ayaklarınızın çiğnediğini otlamak, ayaklarınızın bulandırdığını içmek zorunda kalıyor.Min Hjord må græsse, hvad I har nedtrampet, og drikke, hvad I har plumret med eders Fødder!
Koyunlarım ayaklarınızın çiğnediğini otlamak, ayaklarınızın bulandırdığını içmek zorunda kalıyor.¿Mis ovejas han de comer lo que vuestros pies han pisoteado y han de beber lo que han enlodado vuestros pies?
Koyunlarım ayaklarınızın çiğnediğini otlamak, ayaklarınızın bulandırdığını içmek zorunda kalıyor.Skola mina får beta av det som edra fötter hava trampat ned, och dricka vad edra fötter hava grumlat?
Koyunlarım ayaklarınızın çiğnediğini otlamak, ayaklarınızın bulandırdığını içmek zorunda kalıyor.Tak aby ovce mé tím, což vy nohama pošlapáte, se pásti, a kal noh vašich píti musily?
Koyunlarım ayaklarınızın çiğnediğini otlamak, ayaklarınızın bulandırdığını içmek zorunda kalıyor.Tak, że się owce moje tem, co było podeptane nogami waszemi, paść, a męciny nóg waszych pić muszą.
Koyunlarım ayaklarınızın çiğnediğini otlamak, ayaklarınızın bulandırdığını içmek zorunda kalıyor.τα δε προβατα μου εβοσκον το καταπεπατημενον με τους ποδας σας και επινον το τεταραγμενον με τους ποδας σας.