Ana içeriğe geç
Sözlük

koyunlar ile cümle

koyunlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Ey Tanrı, neden bizi sonsuza dek reddettin? Niçin otlağının koyunlarına karşı öfken tütmekte?하나님이여 주께서 어찌하여 우리를 영원히 버리시나이까 어찌하여 주의 치시는 양을 향하여 진노의 연기를 발하시나이까
Ey Tanrı, neden bizi sonsuza dek reddettin? Niçin otlağının koyunlarına karşı öfken tütmekte?Maskil. Di Asaf. perché divampa la tua ira contro il gregge del tuo pascolo
Ey Tanrı, neden bizi sonsuza dek reddettin? Niçin otlağının koyunlarına karşı öfken tütmekte?{Nauk, Asafov.} Zakaj, o Bog, nas zametaš vedno? zakaj se kadi jeza tvoja zoper čredo paše tvoje?
Ey Tanrı, neden bizi sonsuza dek reddettin? Niçin otlağının koyunlarına karşı öfken tütmekte?Ó Deus, por que nos rejeitaste para sempre? Por que se acende a tua ira contra o rebanho do teu pasto?
Ey Tanrı, neden bizi sonsuza dek reddettin? Niçin otlağının koyunlarına karşı öfken tütmekte?משכיל לאסף למה אלהים זנחת לנצח יעשן אפך בצאן מרעיתך׃
Ey Tanrı, neden bizi sonsuza dek reddettin? Niçin otlağının koyunlarına karşı öfken tütmekte?قصيدة لآساف‎. ‎لماذا رفضتنا يا الله الى الابد. لماذا يدخن غضبك على غنم مرعاك‎.
Ey Tanrı, neden bizi sonsuza dek reddettin? Niçin otlağının koyunlarına karşı öfken tütmekte?〔 亞 薩 的 訓 誨 詩 。 〕 神 阿 、 你 為 何 永 遠 丟 棄 我 們 呢 . 你 為 何 向 你 草 場 的 羊 發 怒 如 煙 冒 出 呢
Ey Tanrı, neden bizi sonsuza dek reddettin? Niçin otlağının koyunlarına karşı öfken tütmekte?〔 亞薩 的 訓誨詩 。 〕 神阿 、 你 為何 永遠丟棄 我 們呢 . 你 為何 向 你 草場 的 羊發怒如煙 冒出 呢
Fark ettim ki hemen hemen aynı şeyi yapıyordum, koyunları hareket ettirmek gibiydi gerçekten.Ik realiseer me nu dat dit hetzelfde was als schapen verplaatsen.
Fark ettim ki hemen hemen aynı şeyi yapıyordum, koyunları hareket ettirmek gibiydi gerçekten.Îmi dau seama acum că era la fel ca mutatul oilor de colo colo. Chiar este.
Fark ettim ki hemen hemen aynı şeyi yapıyordum, koyunları hareket ettirmek gibiydi gerçekten.제가 그제서야 깨닫게 된 것은 제 연구가 양떼를 모는 것과 아주 비슷하다는 사실이었습니다. 정말 그렇습니다.
Fark ettim ki hemen hemen aynı şeyi yapıyordum, koyunları hareket ettirmek gibiydi gerçekten.Tôi thấy việc này khá giống với việc lùa đàn cừu. Thực sự là thế.
Fark ettim ki hemen hemen aynı şeyi yapıyordum, koyunları hareket ettirmek gibiydi gerçekten.בהסתכלות לאחור על מה שעשיתי - אני מבינה היום שזה בעצם היה די דומה לניסיון להזיז כבשים.
Fark ettim ki hemen hemen aynı şeyi yapıyordum, koyunları hareket ettirmek gibiydi gerçekten.أني الآن أقوم بنفس الشيء وهو تحريك الخرفان وهو كذلك فعلاً.
Fark ettim ki hemen hemen aynı şeyi yapıyordum, koyunları hareket ettirmek gibiydi gerçekten.ほぼ 同じだと気付きました 本当に同じなのです 動かすのではなく 動くように環境を整えるのです
Hepimiz koyunların çok zeki olmadıklarını biliriz. İş koyunların zekâsında değil.Είναι πασίγνωστο ότι τα πρόβατα δεν διακρίνονται για την ευφυΐα τους.
Hepimiz koyunların çok zeki olmadıklarını biliriz.Kita tahu domba tidak terlalu pintar.
Hepimiz koyunların çok zeki olmadıklarını biliriz.당연히 양들은 로켓 과학자가 아니지요. 그리 똑똑하지 않습니다.
Hepimiz koyunların çok zeki olmadıklarını biliriz.Nous savons tous que les brebis ne sont pas exactement des astrophysiciennes -- elles ne sont pas très futées.
Hepimiz koyunların çok zeki olmadıklarını biliriz.Sappiamo tutti che le pecore non sono esattamente dei super scienziati: non sono molto intelligenti.
Hepimiz koyunların çok zeki olmadıklarını biliriz.Știm cu toții că oile nu sunt chiar cercetători științifici - nu sunt foarte deștepte.
Hepimiz koyunların çok zeki olmadıklarını biliriz.Todos sabemos que as ovelhas não são propriamente cientistas, não são lá muito espertas.
Hepimiz koyunların çok zeki olmadıklarını biliriz.Todos sabemos que las ovejas no son lo que llamaríamos superinteligentes.
Hepimiz koyunların çok zeki olmadıklarını biliriz.Tudjuk, hogy a juhok nem éppen atomfizikusok -- nem túl okosak.
Hepimiz koyunların çok zeki olmadıklarını biliriz.Všichni víme, že ovce nejsou zrovna raketovými vědci -- nejsou moc chytré.
Hepimiz koyunların çok zeki olmadıklarını biliriz.We weten allen dat schapen niet bepaald briljant zijn -- ze zijn niet zo slim.
Hepimiz koyunların çok zeki olmadıklarını biliriz.Wiadomo, że owce nie grzeszą inteligencją.
Hepimiz koyunların çok zeki olmadıklarını biliriz.Wir wissen alle, Schafe sind nicht gerade Kernphysiker—sie sind nicht sehr klug.
Hepimiz koyunların çok zeki olmadıklarını biliriz.Всички знаем, че овцете не са кой знае колко умни.
Hepimiz koyunların çok zeki olmadıklarını biliriz.Мы все знаем, овцы точно не ученые разрабатывающие ракеты - они не очень умные.
Hepimiz koyunların çok zeki olmadıklarını biliriz.כולנו יודעים שכבשים אינן בדיוק מדעני חלל. לא הכי חכמות.
Hepimiz koyunların çok zeki olmadıklarını biliriz.كلنا يعرف بأن الخراف لا ترقى الى مستوى "علماء الصواريخ" .. إنها ليست ذكية جدا.
Hepimiz koyunların çok zeki olmadıklarını biliriz.羊の賢さは関係ありません
‹‹Herkes kovalanan ceylan gibi, Çobansız koyunlar gibi halkına dönecek, Ülkesine kaçacak.És mint az ûzött zerge, és mint a pásztor nélkül való nyáj, kiki népéhez tér meg, és kiki az õ földére fut;
‹‹Herkes kovalanan ceylan gibi, Çobansız koyunlar gibi halkına dönecek, Ülkesine kaçacak.그들이 쫓긴 노루나 모으는 자 없는 양 같이 각기 동족에게로 돌아가며 본향으로 도망할 것이나
‹‹Herkes kovalanan ceylan gibi, Çobansız koyunlar gibi halkına dönecek, Ülkesine kaçacak.והיה כצבי מדח וכצאן ואין מקבץ איש אל עמו יפנו ואיש אל ארצו ינוסו׃
‹‹Herkes kovalanan ceylan gibi, Çobansız koyunlar gibi halkına dönecek, Ülkesine kaçacak.ويكونون كظبي طريد وكغنم بلا من يجمعها. يلتفتون كل واحد الى شعبه ويهربون كل واحد الى ارضه.
‹‹Herkes kovalanan ceylan gibi, Çobansız koyunlar gibi halkına dönecek, Ülkesine kaçacak.人 必 像 被 追 趕 的 鹿 、 像 無 人 收 聚 的 羊 、 各 歸 回 本 族 、 各 逃 到 本 土
‹‹Herkes kovalanan ceylan gibi, Çobansız koyunlar gibi halkına dönecek, Ülkesine kaçacak.人 必 像 被 追趕 的 鹿 、 像 無人 收聚 的 羊 、 各歸回 本族 、 各 逃到 本土
İsa, ‹‹Ben yalnız İsrail halkının kaybolmuş koyunlarına gönderildim›› diye yanıtladı.Ale on odpovedal a riekol: Nie som poslaný, iba k ovciam, zahynulým z domu Izraelovho.
İsa, ‹‹Ben yalnız İsrail halkının kaybolmuş koyunlarına gönderildim›› diye yanıtladı.A on odpowiadając rzekł: Nie jestem posłany, tylko do owiec, które zginęły z domu Izraelskiego.
İsa, ‹‹Ben yalnız İsrail halkının kaybolmuş koyunlarına gönderildim›› diye yanıtladı.Drept răspuns, El a zis: ,,Eu nu sînt trimes decît la oile pierdute ale casei lui Israel.``
İsa, ‹‹Ben yalnız İsrail halkının kaybolmuş koyunlarına gönderildim›› diye yanıtladı.Er antwortete aber und sprach: Ich bin nicht gesandt denn nur zu den verlorenen Schafen von dem Hause Israel.
İsa, ‹‹Ben yalnız İsrail halkının kaybolmuş koyunlarına gönderildim›› diye yanıtladı.Han svarade och sade: »Jag är icke utsänd till andra än till de förlorade fåren av Israels hus.»
İsa, ‹‹Ben yalnız İsrail halkının kaybolmuş koyunlarına gönderildim›› diye yanıtladı.Hän vastasi ja sanoi: "Minua ei ole lähetetty muitten kuin Israelin huoneen kadonneitten lammasten tykö".
İsa, ‹‹Ben yalnız İsrail halkının kaybolmuş koyunlarına gönderildim›› diye yanıtladı.Il répondit: Je n`ai été envoyé qu`aux brebis perdues de la maison d`Israël.
İsa, ‹‹Ben yalnız İsrail halkının kaybolmuş koyunlarına gönderildim›› diye yanıtladı.Jezus zei tegen de vrouw: "Ik ben gestuurd om de Joden te helpen en niet de andere volken."
İsa, ‹‹Ben yalnız İsrail halkının kaybolmuş koyunlarına gönderildim›› diye yanıtladı.예수께서 대답하여 가라사대 나는 이스라엘 집의 잃어버린 양 외에는 다른데로 보내심을 받지 아니하였노라 하신대
İsa, ‹‹Ben yalnız İsrail halkının kaybolmuş koyunlarına gönderildim›› diye yanıtladı.Ma egli rispose: «Non sono stato inviato che alle pecore perdute della casa di Israele»
İsa, ‹‹Ben yalnız İsrail halkının kaybolmuş koyunlarına gönderildim›› diye yanıtladı.Men han svarede og sagde: "Jeg er ikke udsendt uden til de fortabte Får af Israels Hus."
İsa, ‹‹Ben yalnız İsrail halkının kaybolmuş koyunlarına gönderildim›› diye yanıtladı.Men han svarte og sa: Jeg er ikke utsendt til andre enn de fortapte får av Israels hus.
İsa, ‹‹Ben yalnız İsrail halkının kaybolmuş koyunlarına gönderildim›› diye yanıtladı.Ngài đáp rằng : Ta chịu sai đến đây , chỉ vì các con_chiên lạc mất của nhà Y-sơ-ra-ên đó thôi .
İsa, ‹‹Ben yalnız İsrail halkının kaybolmuş koyunlarına gönderildim›› diye yanıtladı.Ngài đáp rằng: Ta chịu sai đến đây, chỉ vì các con chiên lạc mất của nhà Y-sơ-ra-ên đó thôi.
İsa, ‹‹Ben yalnız İsrail halkının kaybolmuş koyunlarına gönderildim›› diye yanıtladı.On pak odpověděv, řekl: Nejsem poslán než k ovcem zahynulým z domu Izraelského.
İsa, ‹‹Ben yalnız İsrail halkının kaybolmuş koyunlarına gönderildim›› diye yanıtladı.On pa odgovori in reče: Nisem poslan, razen le k izgubljenim ovcam Izraelove hiše.
İsa, ‹‹Ben yalnız İsrail halkının kaybolmuş koyunlarına gönderildim›› diye yanıtladı.Õ pedig felelvén, monda: Nem küldettem, csak az Izráel házának elveszett juhaihoz.
İsa, ‹‹Ben yalnız İsrail halkının kaybolmuş koyunlarına gönderildim›› diye yanıtladı.Respondeu-lhes ele: Não fui enviado senão �s ovelhas perdidas da casa de Israel.
İsa, ‹‹Ben yalnız İsrail halkının kaybolmuş koyunlarına gönderildim›› diye yanıtladı.Yesus menjawab, "Aku diutus hanya kepada bangsa Israel, khususnya kepada mereka yang sesat.
İsa, ‹‹Ben yalnız İsrail halkının kaybolmuş koyunlarına gönderildim›› diye yanıtladı.Y respondiendo dijo: --Yo no he sido enviado sino a las ovejas perdidas de la casa de Israel
İsa, ‹‹Ben yalnız İsrail halkının kaybolmuş koyunlarına gönderildim›› diye yanıtladı.Ο δε αποκριθεις ειπε Δεν απεσταλην ειμη εις τα προβατα τα απολωλοτα του οικου Ισραηλ.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod