koymuş ile cümle

koymuş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Ailesi Piper adını Amerikalı aktris Piper Laurie'den esinlenerek koymuştur.הוריה של פראבו קראו לה על שם השחקנית פייפר לורי.
Vesalius insan kadavraları üzerindeki çalışmalarıyla, Galen’in anatomi görüşündeki sorunları ortaya koymuştur.במחקריו של וסליוס בגופות מתים נתגלו בעיות עם הראייה של גלנוס באנטומיה.
Tarihçiler birçok düşünceler ortaya koymuşlardır.Към някои аяти са дадени пояснения.
Forbes dergisi Khan'ı kapağına koymuştur ve "Bir Trilyonluk Fırsat" başlığında hikâyesini anlatmıştır.Списание „Форбс“ поставя Салман Кан на корицата си със заглавие "Историята на „$ 1 трилион възможност“.
(Günümüzde yapılan daha duyarlı ölçümler bu uzaklığın 11,2 ışık yılı olduğunu ortaya koymuştur.)(В тази епоха е било още твърде смело да се твърди, че съществуват и други слънца.
19. yüzyılın başlarında birkaç biyolog hücrenin önemini ortaya koymuştur.В началото на 19 век множество биолози осъзнават централната роля на клетката.
Yaklaşık 200 kitaba imzasını koymuştur.Библиотеката му притежавала около 200 книги.
Bir bölümde kendisini Al Gore'un yerine koymuştur.Всъщност, самата платформа влияе върху Al.
Köyün adının Hasan Huseyin koymustur.Селото носи името Хасан факъ.
Gnostisizm ise Hristiyan dogmatizmine akılcılık yaklaşımını benimseyerek karşı koymuştur.Както по-горе се отбеляза, отношението на мандейството към християнството е твърде отрицателно.
Sonra dayısının zihnine sahte anılar koymuştur.Нечестиви мисли минали през главата му.
Daha küçük bir çocukken bir balerin olmayı kafasına koymuştu.Тя е била запалена танцьорка като дете.
İçine resmini de koymuştu.Също така се показват снимки на нея.
Bu çalışma erkeklerin doğurgan kadın kokularına karşı bir tercih gösterdiğini ortaya koymuştur.I to je bilo dovoljno da se milijuni žena odluče za izbor parfema.
Oysa Kuasar spektrumları ağır elementlerin varlığını ortaya koymuştur, IGM’de daha önceki dönemlerde.Spektrum kvazarov však odhalilo prítomnosť ťažkých prvkov v IGM počas skorých období.
19 Haziran 1990'da imzalanan Schengen Anlaşmasını Uygulama Konvensiyonu ise anlaşmayı uygulamaya koymuştur.V Schengene bola 19. júna 1990 podpísaná zmluva vykonaní Schengenskej dohody.
O bölümde ailesi onun adını ``Henry`` koymuştur.Bývalý majiteľ tohto psa ho volal Charlie.
Bazı çalışmalar çeşitli yer isimlerinin Kimmer halkları tarafından etkilendiğini ortaya koymuştur.Jednotlivé série prác pomenoval podľa geografických názvou miest, ktoré ho inšpirovali.
Fakat altı tane gaz sıvılaşmaya karşı koymuştu bu yüzden o zamanlar bu gazlara “sabit gazlar” denmişti.Šesť plynov ale odolalo všetkým pokusom o skvapalnenie, a nazývali sa permanentné plyny.
Bunu takiben de, “önerme eylem” (propositional act) olarak adlandırılan teorisini ortaya koymuştur.Ako alternatívu k nemu nastolili deskriptívnu teóriu známu pod názvom prospektová teória (prospect theory).
19. yüzyılın başlarında birkaç biyolog hücrenin önemini ortaya koymuştur.V zgodnjem 19. stoletju je večje število biologov pokazalo na osrednji pomen celice.
İntikam cephede kendine has isim koymuştu.Svojemu delu je dal pomenljiv naslov Maščevanje (Antapodosis).
Albüm çıktığı sıralarda ilkine göre daha iyi bir satış grafiği ortaya koymuştur.Telefon je v času začetka prodaje imel tako najhitrejšo grafično procesno enoto.
Sonra dayısının zihnine sahte anılar koymuştur.V glavi ji odzvanjajo babičine zadnje besede.
Yaklaşık 200 kitaba imzasını koymuştur.Lahko imajo do 200 venčnih listov.
İçine resmini de koymuştu.Knygoje įdėta ir jo nuotrauka.
Hayranları Ona Kata ismini koymuşlardır.Gyventojai savo vadina izariečiais.
Onun hesaplama yöntemi evrensel Turing makinasının özelliklerini önceden ortaya koymuştur.Iš to kilo primityvi operacinių sistemų koncepsija, paremta Universal Turing machine principais.
Çalışmalar insan gibi çeşitli kuş ve memeli türlerinin de uykuda REM deneyimi geçirdiklerini ortaya koymuştur.Jis teoriškai ir praktiškai siekė įrodyti, kad žmogus, kaip ir paukštis, gali skraidyti.
Silahlarına karşı özel bir his duyar, örneğin Minigun'ına "Sasha" ismini koymuştur.Yra apsėstas minčių apie savo ginklus, kad dažnai duoda jiems vardus (Sasha, Natasha).
Başka bir araştırmaya göre de sakız çiğnemenin iştah açıcı etkisini ortaya koymuştur.Tyrimai rodo, kad jo priedas gerina nugriebto pieno skanumą.
Fakat yapılan çalışmalar sağlıklı bir kişide böyle bir etkisi olmadığını ortaya koymuştur.Taip buvo įrodyta, kad tokia gyvybė ne tokia efektyvi.
Yaklaşık 200 kitaba imzasını koymuştur.Išleido apie 300 knygų.
Ailesi Piper adını Amerikalı aktris Piper Laurie'den esinlenerek koymuştur.Oma eesnime on ta saanud näitlejanna Piper Laurie järgi.
Mühendislik uygulamaları, matematiksel modeller ve fiziksel modeller arasındaki ayrımı ortaya koymuştur.Lugenud diferentsiaalvõrrandite ja matemaatilise füüsika võrrandite kursusi.
Pek çok klasik Shakespeare eserini çağdaş bir yorumla sahneye koymuştur.Paljud orkestripillid omandasid tänapäevase kuju.
En erken incelemelere kadar yapılan çalışmalar bunu ortaya koymuştur.Ülal välja toodud esmased analüüsid ongi selles suhtes väga valgustavad.
70° için, yasal olarak bağlayıcı sınırlar koymuştur.70° rajoja pienhiukkasille ja orgaanisille yhdisteille kuten bentseeni.
70° için, yasal olarak bağlayıcı sınırlar koymuştur.70° stabilit limitele obligatorii pentru PM şi pentru compuşi organici, cum
70° için, yasal olarak bağlayıcı sınırlar koymuştur.70° strategin för luftföroreningar” (23) sätter delmål om förbättring av luftkvaliteten till 2020.
70° için, yasal olarak bağlayıcı sınırlar koymuştur.70° w sprawie jakości powietrza (
Aa, eskiden Central Komuta Merkezi'nde çalışan keskin hafızalı bir adam burayı eliyle koymuş gibi buldu.Komentokeskuksessa palvellut mies- -jolla on hyvä muisti, muistaa paikan tarkasti.
Aa, eskiden Central Komuta Merkezi'nde çalışan keskin hafızalı bir adam burayı eliyle koymuş gibi buldu.Ktoś, służący kiedyś w centrum dowodzenia Central, i obdarzony świetną pamięcią, doskonale zna tę lokalizację.
Aa, eskiden Central Komuta Merkezi'nde çalışan keskin hafızalı bir adam burayı eliyle koymuş gibi buldu.Πρώην στέλεχος με θέση στο Αρχηγείο του Σέντραλ, ένας με καλή μνήμη, θυμάται ακριβώς πού είναι αυτό το μέρος.
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.Amikor az alkotmányt fogalmazták, földet szórtak a kinti macskakövekre, hogy koncentrálni tudjanak.
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.Când au scris Constituția, au tasat pământ peste caldarâmul din fața Primăriei ca să se poată concentra.
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.Když psali Ústavu, pokryli blátem dlažební kostky před halou, aby se mohli soustředit.
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.Ked písali našu Ústavu, tak dali hlinu cez všetky dlažobné kocky vonku pred halou tak, aby sa mohli sústrediť.
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.Khi họ viết Hiến pháp, họ đã đổ đất lên đá sỏi bên ngoài hội trường để mà họ có thể tập trung.
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.그분들이 헌법을 제정할때, 홀 밖에 있는 자갈위에 흙을 뿌려서 집중할 수 있도록 했죠.
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.Ko so pisali ustavo, so po vseh kamnitih pločnikih zunaj dvorane posuli prst, da bi se lahko koncentrirali.
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.W trakcie pisania Konstytucji, pokryli bruk pod oknami ziemią, żeby hałas ich nie dekoncentrował.
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.Όταν έγραψαν το Σύνταγμα, έβαλαν χώμα στο λιθόστρωτο έξω από την αίθουσα ώστε να μπορέσουν να συγκεντρωθούν.
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.כשהם כתבו את החוקה, הם פיזרו עפר על החצץ מחוץ לאולם כדי שהם יוכלו להתרכז.
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.عندما كتبوا دستور البلاد فقاموا وضع طين حول كل البحص الذي يحيط القاعة من اجل ان يحافظوا على تركيزهم ..
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.當佢哋撰寫《美國憲法》嘅時候道, 佢哋喺大堂外嘅石卵上鋪滿泥土減噪道, 等佢哋可以專心撰寫。
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.議会の外側の石畳に土を敷き詰めることで 集中できるようにしたのです だから 騒音を低減させる技術がなければ
Ancak Davut Tanrının Antlaşma Sandığını Kiryat-Yearimden getirip Yeruşalimde hazırladığı çadıra koymuştu.다윗이 전에 예루살렘에서 하나님의 궤를 위하여 장막을 쳤었으므로 그 궤는 다윗이 이미 기럇여아림에서 부터 위하여 예비한 곳으로 메어 올렸고
Ancak Davut Tanrının Antlaşma Sandığını Kiryat-Yearimden getirip Yeruşalimde hazırladığı çadıra koymuştu.(Truhlu pak Boží přivezl byl David z Kariatjeharim, připraviv jí místo; nebo byl rozbil jí stan v Jeruzalémě.)
Ancak Davut Tanrının Antlaşma Sandığını Kiryat-Yearimden getirip Yeruşalimde hazırladığı çadıra koymuştu.אבל ארון האלהים העלה דויד מקרית יערים בהכין לו דויד כי נטה לו אהל בירושלם׃

İlgili Sayfalar