koymuş ile cümle

koymuş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Uzun ve dikkatli çalışmalar onlarla ilgili birçok yeni bulgu ortaya koymuştur.Long and careful studies have reported many new findings on them.
Beni buzların içerisine koymuşlar sonra da ilaca bağlı bir komaya girmişim.I was wrapped in ice, and then eventually put into a drug-induced coma.
Ve ayağını bir nehir tanrısı figürünün üzerine koymuş.And he's got his foot above an image of a river god
Ben onun için kısaca her şeyi koymuştu.I had put the whole thing in a nutshell for him.
Onu ventilatöre koymuşlardı.They put her on a ventilator.
Yüzlerce kişi bu işe katkı koymuştu.There were hundreds of people involved in that.
Yukarıda birileri kural koymuş:Somebody up there is issuing the commandment,
Böylece bu kadar parayı koymuş ve sonunda bu kadar parası olmuş olur.So this is how much she put in, and this is how much she ends up with.
Sanırım Madam Wang şarabıma.... ilaç koymuş olmalıI guess Madam Wang has put some drugs in the wine.
Şarabına ilaç koymuş olsam bile o sadece bir kere olurduEven I put drugs in the wine, it was just that once.
Herkesin daha yeni yediği ve hamburgerlerime koymuş olduğum kedi etini diyorum.The kitten meat I put in my burgers everybody just ate?
Bir baba çocuğunun fotoğrafını internete koymuştu.A father posted his son's picture onto the Internet.
Ve bu sayede, dış hafızalarınız arasında gidip gelmeye başlarsınız -- en son nereye koymuştunuz?And because of that, you start to dig around for your external memories -- where did you leave them?
İlk videoda buraya 5 koymuştum çünkü o onlar basamağındaydı. .In that first video, I just put a five here because that was in the tens place.
Buraya koymuştum.I thought I'd put it here.
Kendileri için, bir süre koymuştur, onda hiç şüphe yoktur.There is no doubt that. He has fixed a term for them.
Allah herşey için bir ölçü koymuştur.God has indeed fixed a measure of everything.
O, göğü yükseltmiştir; tartıyı koymuştur.He raised the sky and set the Balance
Allah hiçbir şeye muhtaç olmadığını ortaya koymuştur.And they denied and turned away; but God was unconcerned.
İkisi de teslim olunca onun alnını yere koymuştu.When they submitted to the will of God, and (Abraham) laid (his son) down prostrate on his temple,
Onların önüne koymuştu da yemez misiniz demişti.And placing it before them said: "Won't you eat?"
Allah her şey için bir ölçü koymuştur.God has indeed fixed a measure of everything.
Gümüşten öyle kadehler ki onları türlü türlü biçimlere koymuşlardır.And crystal clear bottles of silver, of which they will determine the measure themselves.
Onlardan hoşlanmıyorsanız, olur ki hoşlanmadığınız bir şeye ALLAH çok hayır koymuştur.For it may well be you may not like a thing, yet God may have endued it with much goodness.
Nitekim onlar için belli ve kesin bir süre koymuştur.There is no doubt that. He has fixed a term for them.
Doğrusu, hanım ona sahip olmayı iyice aklına koymuş ve buna yeltenmişti de.For she desired him; and he would have taken her, but that he saw the proof of his Lord.
Nitekim onlar için belli ve kesin bir süre koymuştur. Zalimler hala inkar ediyorlar.He has appointed for them a term, no doubt of it; yet the unbelievers refuse all but unbelief.
Allah, buyruğunu yerine getirendir. Allah herşey için bir ölçü koymuştur.Verily Allah is sure to attain His purpose, and Allah hath appointed Unto everything a measure.
Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur.Verily Allah is sure to attain His purpose, and Allah hath appointed Unto everything a measure.
Allah, emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur.Verily Allah is sure to attain His purpose, and Allah hath appointed Unto everything a measure.
ALLAH buyruğunu yerine getirendir. ALLAH herşey için bir ölçü koymuştur.Verily Allah is sure to attain His purpose, and Allah hath appointed Unto everything a measure.
O, sizi çamurdan yaratıp, sonra (da hayatınıza) bir süre koymuştur.He it is Who has created you from clay, and then has decreed a stated term (for you to die).
Biz, kâfirlerle ilâhları arasına ateşten bir engel koymuşuzdur.And We will place between them a barrier.
Sizden önce, Allah'ın koymuş olduğu hayat kanunlarına uygun olarak, nice olaylar, ümmetler geçti...Many societies have passed away before you.
Onların arasına bir öfke ve nefret uçurumu koymuşuzdur.And We will place between them a barrier.
Sonra ailesiyle kendisi arasına bir perde koymuştu.And had chosen seclusion from them.
Allah hiçbir şeye muhtaç olmadığını ortaya koymuştur. Allah müstağnidir, övülmeğe layık olandır.And Allah dispensed [with them]; and Allah is Free of need and Praiseworthy.
Fakat bunun yerine insan kaçakçıları onu geneleve satarak pasaportuna el koymuş.Instead, human traffickers sold her to the brothel and took away her passport.
Bütün büyük siyasi partiler, AB üyeliğini seçim platformlarının merkezine koymuş durumda.All the major political parties have made EU accession a centerpiece of their platforms.
1912 Nisan-Ağustos döneminde adaylığını koymuş, Saruhan'dan mebusu seçilmiştir.He put forward his candidacy in April-August 1912 and was elected as the deputy of Saruhan.
3. Madde Viyana'da onayların değişimi için şart koymuştur.Article 3 provided for the exchange of ratifications in Vienna.
Bir grup araştırmacı gelecekteki çalışmalar için birkaç önemli soru ortaya koymuştur.One group of researchers in particular has laid out several important questions for future study.
Babasını öldürmeyi kafasına koymuştur ve bu konuda arkadaşlarından yardım ister.He is kindly and soft, and needed help to kill his father.
Plinius elmasın diğer tüm mineralleri çizeceğini söylediği için onu serinin en üstüne koymuştur.[1]Diamond sits at the top of the series because, Pliny says, it will scratch all other minerals.[64]
David Hume, olan-olması gereken sorununu İnsan Doğası Üzerine bir Deneme'de ortaya koymuşturDavid Hume raised the is–ought problem in his Treatise of Human Nature.
Karısı, köpeği yıkarken kazara bir kimyasal koymuş, bu da onu küçültmüştür.He took a photograph of Suki wearing the scarf outside on a cold night in February 2010.[9]
Yumurtanın büyük bir çatlağı var çünkü Darwin onu çok küçük bir kutuya koymuş.The egg has a large crack because Darwin put it in a box too small for it.
Birçok ülke adaptasyon politikalarını uygulamaya koymuştur.Many countries have implemented adaptation policies.
2. tekli Starstrukk ise Avrupa'da büyük bir başarı ortaya koymuştur.Die Single I Want You Back hatte in Europa großen Erfolg.
İki kez de ABD Senatosu'na girmek için adaylığını koymuştur fakat başarısız olmuştur.Zweimal scheiterte seine Kandidatur für den US-Senat.
Bu Maddelerin zararlı etkilerini üzerinde yapılan araştırmalar farklı sonuçlar ortaya koymuşlardır.Studien zu möglichen gesundheitsschädlichen Wirkungen gelangten zu unterschiedlichen Ergebnissen.
Bunun sonucu Aryan tezini ortaya koymuştur.Arivazhgan enthüllt jedoch die Wahrheit.
Eğer yeteri kadar fişi yoksa rest der ve bu şekilde elindeki bütün fişleri bahise koymuş olur.Sind sie aber falsch, so muss er den ganzen Stapel auf die Hand nehmen.
Hatta bununla ilgili kesin kanunlar koymuşlardır.Hierzu erlässt er Spezialgesetze.
Deprem kuramını ortaya koymuş.Das Erdbeben weckte mich auf.
Bu albümle eski etkisini tekrar ortaya koymuştur.Auf diesem Album sind wieder ältere Einflüsse zu hören.
PTT ise Muzaffer Sarısözen'in resmini 100.000'lik pullarına koymuştur.Lanz selbst gab an, seine Hefte seien mitunter in 100.000 Exemplaren aufgelegt worden.
Adını "uçan ateş" koymuşlardı.Er hieß Entfesselte Flammen.
Her tarafı taşlı olduğu için çevrim taş koymuşlardır.Es ist mit einer Einlage eines an allen Kreuzungspunkten verschweißten Geflechtes aus Stahldraht versehen.
Resimde, erkek sol eliyle kadının omuzunu sararken, diğer elini kadının göğsüne koymuş.Den linken Arm hat er seiner Frau um die Schulter gelegt.

İlgili Sayfalar