"Neden bu yazıyı arkaya kimsenin göremeyeceği bir yere koydun?"왜 아무도 볼 수 없는 뒷면에 글을 새기셨나요?"
"Neden bu yazıyı arkaya kimsenin göremeyeceği bir yere koydun?"Mengapa Anda meletakkan benda itu di belakang di tempat yang tidak akan pernah dilihat orang?"
"Neden bu yazıyı arkaya kimsenin göremeyeceği bir yere koydun?"Miért írt valamit a hátuljára, ahol soha, senki nem fogja látni?"
"Neden bu yazıyı arkaya kimsenin göremeyeceği bir yere koydun?Niemand zal het ooit zien." De horlogemaker draaide zich om en zei:
"Neden bu yazıyı arkaya kimsenin göremeyeceği bir yere koydun?"Perché hai scritto qualcosa sul retro che nessuno potrà mai vedere?"
"Neden bu yazıyı arkaya kimsenin göremeyeceği bir yere koydun?"Po co zrobiłeś napis na spodzie, gdzie nikt go nigdy nie zobaczy?"
"Neden bu yazıyı arkaya kimsenin göremeyeceği bir yere koydun?"Porque é que escreveu coisas atrás, "num sítio que ninguém vê?"
"Neden bu yazıyı arkaya kimsenin göremeyeceği bir yere koydun?"¿Por qué puso algo en la parte trasera... ...que nunca nadie va a ver?"
"Neden bu yazıyı arkaya kimsenin göremeyeceği bir yere koydun?"Pourquoi avez-vous mis des trucs au dos que personne ne verra jamais?
"Neden bu yazıyı arkaya kimsenin göremeyeceği bir yere koydun?"Proč něco dáváte na zadní stranu kterou nikdo nikdy neuvidí"
"Neden bu yazıyı arkaya kimsenin göremeyeceği bir yere koydun? Saatçi arkasına dönmüş ve demiş ki,"Sao anh lại khắc nó vào mặt sau để không ai có thể thấy được nó?" người thợ xoay người lại và trả lời,
"Neden bu yazıyı arkaya kimsenin göremeyeceği bir yere koydun?"Warum haben sie da auf der Rückseite Dinge hingeschrieben, die niemand jemals sehen wird?"
"Neden bu yazıyı arkaya kimsenin göremeyeceği bir yere koydun?"Γιατί έγραψες λέξεις στο πίσω μέρος που δεν θα τις δει ποτέ κανείς;"
"Neden bu yazıyı arkaya kimsenin göremeyeceği bir yere koydun?"Зачем ты пишешь на стороне, которую никто никогда не увидит?"
"Neden bu yazıyı arkaya kimsenin göremeyeceği bir yere koydun?"Защо сте сложил нещо написано на задната страна, " което никой няма да види?"
"Neden bu yazıyı arkaya kimsenin göremeyeceği bir yere koydun?- "Навіщо ти гравіюєш щось позад коліщатка, коли це ніхто ніколи не побачить?"
"Neden bu yazıyı arkaya kimsenin göremeyeceği bir yere koydun?למה אתה חורט דברים במקום שאף אחד לא יכול לראות?
"Neden bu yazıyı arkaya kimsenin göremeyeceği bir yere koydun?لماذا وضعت نقوشاً على هذه القطعة التي لن يراها أحدٌ على الاطلاق ؟
"Neden bu yazıyı arkaya kimsenin göremeyeceği bir yere koydun?言葉を彫ったんだい?」 時計職人は振り向いて答えました
"Neden torununun ismini Cihad koydun?""Dlaczego nazwałeś swoją wnuczkę Dżihad?
"Neden torununun ismini Cihad koydun?""왜 손녀딸에게 지하드라는 이름을 지어준 거요?"
"Neden torununun ismini Cihad koydun?""Perché hai chiamato tua nipote Jihad?
"Neden torununun ismini Cihad koydun?""¿Por qué nombró a su nieta Yihad?
"Neden torununun ismini Cihad koydun?""Tại sao ngài lại đặt tên con gái mình là Jihad?
"Neden torununun ismini Cihad koydun?""Waarom heb je je kleindochter Jihad genoemd?"
"Neden torununun ismini Cihad koydun?""Warum hast du deine Enkelin Jihad genannt?
"Neden torununun ismini Cihad koydun?""Γιατί ονόμασες την εγγονή σου Τζιχάντ;
"Neden torununun ismini Cihad koydun?""Почему ты назвал свою внучку Джихад?
"Neden torununun ismini Cihad koydun?""מדוע קראת לנכדתך בשם 'ג'יהאד'?
"Neden torununun ismini Cihad koydun?""لماذا أسميت حفيدتك جهاد؟"
"Neden torununun ismini Cihad koydun?"「どうして金曜日の説教で 繰り返しジハードと口にするのか」
Ok başlarını yere koydunuz ve " ben bu ok başlarının bitmiş ok haline gelmesini istiyorum.여러분은 화살촉을 내려놓고는 말할거에요. "이 화살촉과 화살을 50대 50으로 교환합시다."
Ok başlarını yere koydunuz ve " ben bu ok başlarının bitmiş ok haline gelmesini istiyorum.Anda letakkan mata anak panah Anda dan berkata, "Saya ingin menukar mata anak panah ini dengan anak panahmu.
Ok başlarını yere koydunuz ve " ben bu ok başlarının bitmiş ok haline gelmesini istiyorum.Bạn đặt các đầu mũi tên xuống và nói, "Tôi muốn đổi những đầu mũi tên này lấy các ngọn giáo.
Ok başlarını yere koydunuz ve " ben bu ok başlarının bitmiş ok haline gelmesini istiyorum.Deja tus puntas y dice: "Me gustaría intercambiar estas puntas por flechas terminadas.
Ok başlarını yere koydunuz ve " ben bu ok başlarının bitmiş ok haline gelmesini istiyorum.Deponete le punte e dite, "Mi piacerebbe scambiare le punte per delle frecce finite.
Ok başlarını yere koydunuz ve " ben bu ok başlarının bitmiş ok haline gelmesini istiyorum.Du lægger dine pilespidser og siger: "Jeg vil gerne bytte disse pilespidser for færdiglavede pile.
Ok başlarını yere koydunuz ve " ben bu ok başlarının bitmiş ok haline gelmesini istiyorum.Du sätter ner dina pilspetsar och säger, "Jag skulle vilja byta dessa för färdiga pilar.
Ok başlarını yere koydunuz ve " ben bu ok başlarının bitmiş ok haline gelmesini istiyorum.Je legt je pijlpunten neer en zegt: "Ik wil graag deze pijlpunten omwisselen voor schachten.
Ok başlarını yere koydunuz ve " ben bu ok başlarının bitmiş ok haline gelmesini istiyorum.Kładziesz ostrza i proponujesz: "Chcę wymienić groty na promienie.
Ok başlarını yere koydunuz ve " ben bu ok başlarının bitmiş ok haline gelmesini istiyorum.Položíte pred neho svoje hroty, a poviete, "Rád by som ich vymenil za už hotové šípy.
Ok başlarını yere koydunuz ve " ben bu ok başlarının bitmiş ok haline gelmesini istiyorum.Prednjo položite svoje konice in rečete: "Tele konice bi rad zamenjal za dokončane puščice.
Ok başlarını yere koydunuz ve " ben bu ok başlarının bitmiş ok haline gelmesini istiyorum.Pui vârfurile de săgeți jos și spui: "Vreau să îți dau la schimb vârfuri de săgeți pentru săgeți terminate.
Ok başlarını yere koydunuz ve " ben bu ok başlarının bitmiş ok haline gelmesini istiyorum.Sie legen Ihre Pfeilspitzen hin und sagen: "Ich möchte diese Pfeilspitzen gegen fertige Pfeile tauschen.
Ok başlarını yere koydunuz ve " ben bu ok başlarının bitmiş ok haline gelmesini istiyorum.Složíte před něj své hroty a řeknete, "chtěl bych tyto hroty vyměnit za hotové dříky.
Ok başlarını yere koydunuz ve " ben bu ok başlarının bitmiş ok haline gelmesini istiyorum.Você pousa as pontas de seta e diz:
Ok başlarını yere koydunuz ve " ben bu ok başlarının bitmiş ok haline gelmesini istiyorum.Αφήνετε κάτω τις αιχμές σας και λέτε: "Θα ήθελα ν' ανταλλάξω αυτές τις αιχμές με έτοιμα βέλη.
Ok başlarını yere koydunuz ve " ben bu ok başlarının bitmiş ok haline gelmesini istiyorum.Вы кладёте наконечники и говорите: "Я бы хотел получить стрелы в обмен на эти наконечники.
Ok başlarını yere koydunuz ve " ben bu ok başlarının bitmiş ok haline gelmesini istiyorum.Кладете перед ним свої наконечники і кажете: "Я б хотів поміняти ці наконечники на готові стріли.
Ok başlarını yere koydunuz ve " ben bu ok başlarının bitmiş ok haline gelmesini istiyorum.אתם מניחים את ראשי החצים ואומרים: "אני רוצה להחליף את ראשי החצים הללו בחצים מוגמרים. אני אתחלק איתך 50\50."
Ok başlarını yere koydunuz ve " ben bu ok başlarının bitmiş ok haline gelmesini istiyorum.تضع أمامه الرؤوس وتقول، "أريد أن أقايض هذه الرؤوس بأسهم مكتملة. سنتقاسمها النصف بالنصف".
Ok başlarını yere koydunuz ve " ben bu ok başlarının bitmiş ok haline gelmesini istiyorum.「矢を作るために矢じりと箆を交換したいです」 男は言います 「いいでしょう
Onu güzel armağanlarla karşıladın, Başına saf altından taç koydun.(20:4) ибо Ты встретил его благословениями благости, возложил на голову его венец из чистого золота.
Onu güzel armağanlarla karşıladın, Başına saf altından taç koydun.(21:4) Car tu l`as prévenu par les bénédictions de ta grâce, Tu as mis sur sa tête une couronne d`or pur.
Onu güzel armağanlarla karşıladın, Başına saf altından taç koydun.Căci i-ai ieşit înainte cu binecuvîntări de fericire, şi i-ai pus pe cap o cunună de aur curat.
Onu güzel armağanlarla karşıladın, Başına saf altından taç koydun.Dałeś mu żądość serca jego, a prośby ust jego nie odmówiłeś mu. Sela.
Onu güzel armağanlarla karşıladın, Başına saf altından taç koydun.Dal si mu žiadosť jeho srdca a neodoprel si ani neujal toho, čo si prialy jeho rty. Sélah.
Onu güzel armağanlarla karşıladın, Başına saf altından taç koydun.Denn du überschüttest ihn mit gutem Segen; du setzt eine goldene Krone auf sein Haupt.
Onu güzel armağanlarla karşıladın, Başına saf altından taç koydun.Du kom ham i Møde med rig Velsignelse, satte en Krone af Guld på hans Hoved.
Onu güzel armağanlarla karşıladın, Başına saf altından taç koydun.Engkau datang kepadanya dengan berkat berlimpah, dan memasang mahkota emas di atas kepalanya