İkişer tane altın yuva ve halka yaptılar. Göğüslüğün üst iki köşesine birer halka koydular.又 作 兩個 金槽 、 和 兩個 金環 、 安在 胸牌 的 兩頭
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.A vyšiel prvý červený, celý jako chlpatý odev, a nazvali jeho meno Ezav,
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.Cel dintîi a ieşit roş de tot: ca o manta de păr, şi de aceea i-au pus numele Esau.
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.Den første kom frem rødlig og lodden som en Skindkappe over hele Kroppen; og de kaldte ham Esau.
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.Den som först kom fram var rödlätt och över hela kroppen såsom en hårmantel; och de gåvo honom namnet Esau.
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.Der erste, der herauskam, war rötlich, ganz rauh wie ein Fell; und sie nannten ihn Esau.
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.Ðứa ra trước đỏ hồng , lông cùng mình như một áo_tơi lông ; đặt tên là Ê - sau .
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.Ðứa ra trước đỏ hồng, lông cùng mình như một áo tơi lông; đặt tên là Ê-sau.
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.És kijöve az elsõ; vereses vala, mindenestõl szõrös, mint egy lazsnak; azért nevezék nevét Ézsaúnak.
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.I vyšel první ryšavý všecken, a jako oděv chlupatý; i nazvali jméno jeho Ezau.
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.I wyszedł pierwszy syn lisowaty, i wszystek jako szata kosmaty; i nazwali imię jego Ezaw.
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.Izide pa prvi, rjav, ves kakor kosmat plašč: zato so ga imenovali Ezava.
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.먼저 나온 자는 붉고 전신이 갖옷 같아서 이름을 에서라 하였고
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.Le premier sortit entièrement roux, comme un manteau de poil; et on lui donna le nom d`Ésaü.
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.Saiu o primeiro, ruivo, todo ele como um vestido de pelo; e chamaram-lhe Esaú.
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.Uscì il primo, rossiccio e tutto come un mantello di pelo, e fu chiamato Esaù
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.Yang sulung warnanya kemerah-merahan, dan kulitnya seperti jubah yang berbulu. Sebab itu ia dinamakan Esau
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.Y salió el primero, rojizo y todo velludo como una túnica de pieles, y llamaron su nombre Esaú
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.Εξηλθε δε ο πρωτος ερυθρος και ολος ως δερμα δασυτριχος και εκαλεσαν το ονομα αυτου, Ησαυ.
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.Первый вышел красный, весь, как кожа, косматый; и нарекли ему имя Исав.
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.Първият излезе червен, цял космат, като кожена дреха; и наименуваха го Исав*.
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.ויצא הראשון אדמוני כלו כאדרת שער ויקראו שמו עשו׃
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.فخرج الاول احمر. كله كفروة شعر. فدعوا اسمه عيسو.
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.先 產 的 身 體 發 紅 、 渾 身 有 毛 、 如 同 皮 衣 . 他 們 就 給 他 起 名 叫 以 掃 。 〔 以 掃 就 是 有 毛 的 意 思
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.先 產 的 身體發紅 、 渾身 有 毛 、 如同 皮衣 . 他 們就給 他 起名 叫 以掃 。 〔 以 掃就是 有 毛 的 意思
Kiliselerin yerine bankaları ve anaakım medyayı koydular.Asta va pune bisericile alături de bănci în știrile de ultimă oră
Kiliselerin yerine bankaları ve anaakım medyayı koydular.Ersetze Kirchen durch Banken und Mainstreamnachrichten
Kiliselerin yerine bankaları ve anaakım medyayı koydular.Reemplazan las iglesias con bancos y noticias de los medios masivos
Kiliselerin yerine bankaları ve anaakım medyayı koydular.Remplace les églises par des banques et des médias de masse.
Kiliselerin yerine bankaları ve anaakım medyayı koydular.Substituem igrejas com bancos e noticias comuns
Kiliselerin yerine bankaları ve anaakım medyayı koydular.Udskifter kirker med banker og etablerede medier
Kiliselerin yerine bankaları ve anaakım medyayı koydular.يدرجون الكنائس مع المصارف في الأخبار السائدة
Kiliselerin yerine bankaları ve anaakım medyayı koydular.この政府は群衆をコントロールするために設計されている
Kürenin tam sağına koydular.心臓の鼓動と共にピッピッと音を立てます
Kürenin tam sağına koydular.A bol hneď vedľa gule.
Kürenin tam sağına koydular.Die stond vlak naast de bol.
Kürenin tam sağına koydular.Era proprio a fianco della sfera.
Kürenin tam sağına koydular.Estava mesmo ao pé da esfera.
Kürenin tam sağına koydular.Ez közvetlenül a gömb mellett volt.
Kürenin tam sağına koydular.Hned vedle té koule.
Kürenin tam sağına koydular.Og den var lige ved siden af kuglen.
Kürenin tam sağına koydular.Se oli aivan pallon vieressä.
Kürenin tam sağına koydular.Si l-au plasat chiar langa sfera.
Kürenin tam sağına koydular.Und es war direkt neben der Kugel.
Kürenin tam sağına koydular.Và nó ngay cạnh quả cầu nước.
Kürenin tam sağına koydular.Vilken stod precis brevid bollen.
Kürenin tam sağına koydular.Y lo colocaron justo a lado de la esfera.
Kürenin tam sağına koydular.Και ήταν δίπλα ακριβώς στην σφαίρα.
Kürenin tam sağına koydular.И находился он прямо рядом со сферой.
Kürenin tam sağına koydular.Поставиха го точно до водната сфера.
Kürenin tam sağına koydular.וזה היה ממש לידי מחוץ למים
Kürenin tam sağına koydular.وكان على يميني بالقرب من الكرة الزجاجية التي سأكون فيها
Kürenin tam sağına koydular.그것은 구(球) 바로 옆에 있었습니다.
Küstahlar benim için tuzak kurdu, Haydutlar ağ gerdi; Yol kenarına kapan koydular benim için. _iSela(139:6) Гордые скрыли силки для меня и петли, раскинули сеть по дороге, тенета разложили для меня.
Küstahlar benim için tuzak kurdu, Haydutlar ağ gerdi; Yol kenarına kapan koydular benim için. _iSelaBevar mig, Herre, for ugudeliges hender, vokt mig for voldsmenn, som tenker på å få mine føtter til fall!
Küstahlar benim için tuzak kurdu, Haydutlar ağ gerdi; Yol kenarına kapan koydular benim için. _iSela교만한 자가 나를 해하려고 올무와 줄을 놓으며 길 곁에 그물을 치며 함정을 두었나이다(셀라)
Küstahlar benim için tuzak kurdu, Haydutlar ağ gerdi; Yol kenarına kapan koydular benim için. _iSelaNişte îngîmfaţi îmi întind curse şi laţuri, pun reţele dealungul drumului, şi îmi întind capcane. -(Oprire).
Küstahlar benim için tuzak kurdu, Haydutlar ağ gerdi; Yol kenarına kapan koydular benim için. _iSelaOs soberbos armaram-me laços e cordas; estenderam uma rede � beira do caminho; puseram-me armadilhas.
Küstahlar benim için tuzak kurdu, Haydutlar ağ gerdi; Yol kenarına kapan koydular benim için. _iSelaOstříhej mne, Hospodine, od rukou bezbožníka, od muže ukrutného zachovej mne, kteříž myslí podraziti nohy mé.
Küstahlar benim için tuzak kurdu, Haydutlar ağ gerdi; Yol kenarına kapan koydular benim için. _iSelaProteggimi, Signore, dalle mani degli empi, salvami dall'uomo violento: essi tramano per farmi cadere