Arabayı düşüncelerimizin merkezindeki yerine geri koyduk ve sevgiyi de bence tam da sürecin merkezine.שמנו את המכונית בחזרה במרכז מחשביותינו, ושמנו אהבה, אני חושב, באמת בחזרה למרכז התהליך.
Arabayı düşüncelerimizin merkezindeki yerine geri koyduk ve sevgiyi de bence tam da sürecin merkezine.لقد وضعنا السيارة في قلب فكرنا, و وضعنا الحب, أعتقد, حقاً, مرة أخرى في مركز العملية كلها.
Arabayı düşüncelerimizin merkezindeki yerine geri koyduk ve sevgiyi de bence tam da sürecin merkezine.車をもう一度作業の中心に戻したのです ところで チームは 6つのコンセプトを作り上げました
Ardından tüm resimleri bir işlemden geçirdik ve iki resmi bir boş ekrana koyduk.2つの画像を1つの画面上に表示しました これはアルキメデスの2つの異なる原稿の画像です
Ardından tüm resimleri bir işlemden geçirdik ve iki resmi bir boş ekrana koyduk.Aşa că am procesat imaginile la un loc şi am pus câte două pe un ecran gol.
Ardından tüm resimleri bir işlemden geçirdik ve iki resmi bir boş ekrana koyduk.Así que lo que hicimos fue procesar las imágenes juntas, y pusimos dos imágenes en una pantalla en blanco.
Ardından tüm resimleri bir işlemden geçirdik ve iki resmi bir boş ekrana koyduk.Ce que nous avons donc fait c'est traiter les images ensemble, en mettant deux images sur un écran vide.
Ardından tüm resimleri bir işlemden geçirdik ve iki resmi bir boş ekrana koyduk.Így hát azt csináltuk, hogy összekombináltuk a képfeldolgozásokat, és két képet egy üres képernyőre tettünk.
Ardından tüm resimleri bir işlemden geçirdik ve iki resmi bir boş ekrana koyduk.그래서 저희는 모든 사진을 같이 처리한 후 두개의 사진을 한 화면에 넣었어요
Ardından tüm resimleri bir işlemden geçirdik ve iki resmi bir boş ekrana koyduk.Por isso o que fizemos foi processar as imagens juntas, e colocámos duas imagens num ecrã em branco.
Ardından tüm resimleri bir işlemden geçirdik ve iki resmi bir boş ekrana koyduk.Så vi gjorde det, at vi scannede billederne sammen, og vi satte to billeder sammen på en blank skærm.
Ardından tüm resimleri bir işlemden geçirdik ve iki resmi bir boş ekrana koyduk.Takže jsme snímky spojili dohromady a dali jsme dva na prázdnou obrazovku.
Ardından tüm resimleri bir işlemden geçirdik ve iki resmi bir boş ekrana koyduk.We verwerkten de beelden tesamen en brachten twee afbeeldingen samen in een leeg scherm.
Ardından tüm resimleri bir işlemden geçirdik ve iki resmi bir boş ekrana koyduk.Zdecydowaliśmy się je połączyć. Umieściliśmy dwa na pustym ekranie.
Ardından tüm resimleri bir işlemden geçirdik ve iki resmi bir boş ekrana koyduk.Έτσι, επεξεργαστήκαμε τις εικόνες μαζί, και βάλαμε δυο εικόνες σε μια άδεια οθόνη.
Ardından tüm resimleri bir işlemden geçirdik ve iki resmi bir boş ekrana koyduk.Това, което направихме, беше, че обработихме образите заедно и сложихме два образа в един празен екран.
Ardından tüm resimleri bir işlemden geçirdik ve iki resmi bir boş ekrana koyduk.Тогда мы обработали два изображения вместе и поместили их на пустой экран.
Ardından tüm resimleri bir işlemden geçirdik ve iki resmi bir boş ekrana koyduk.אבל אף אחד מהם לא עבד. אז מה שעשינו היה לעבד את התמונות האלה יחד,
Ardından tüm resimleri bir işlemden geçirdik ve iki resmi bir boş ekrana koyduk.لذلك، ما فعلناه كان معالجة الصور معا، ووضع اثنين من الصّور في شاشة واحدة فارغة.
Aslında bilgi gayet güzel, gerçek gibi duruyor ama bunu doğrulayamıyoruz" yazıp belgeyi sayfaya koyduk.Emme tiedä varmuutta. Materiaali näyttää ja tuntuu hyvältä, muttemme voi varmistaa sitä."
Aslında bilgi gayet güzel, gerçek gibi duruyor ama bunu doğrulayamıyoruz" yazıp belgeyi sayfaya koyduk.알아낼 수 있는 방법은 없고 보고서 자체는 괜찮은 것 같고, 느낌도 맞는것 같다" 라고 전했습니다.
Aslında bilgi gayet güzel, gerçek gibi duruyor ama bunu doğrulayamıyoruz" yazıp belgeyi sayfaya koyduk.Nem tudjuk, de mi mást tehetünk? Az anyag jónak tűnik, de nem tudjuk leellenőrizni az eredetét."
Aslında bilgi gayet güzel, gerçek gibi duruyor ama bunu doğrulayamıyoruz" yazıp belgeyi sayfaya koyduk.Nevieme nič, ale čo môžme spraviť? Materiál vyzerá dobre, pôsobí správne, ale nevieme ho overiť."
Aslında bilgi gayet güzel, gerçek gibi duruyor ama bunu doğrulayamıyoruz" yazıp belgeyi sayfaya koyduk.Nevíme nic, ale co můžeme dělat? Ten materiál vypadá a působí dobře, ale nemůžeme ho ověřit."
Aslında bilgi gayet güzel, gerçek gibi duruyor ama bunu doğrulayamıyoruz" yazıp belgeyi sayfaya koyduk.Nu ştim, dar ce putem face? Materialul pare să fie veridic, însă nu îl putem verifica."
Aslında bilgi gayet güzel, gerçek gibi duruyor ama bunu doğrulayamıyoruz" yazıp belgeyi sayfaya koyduk.Мы не уверены, но что же сделаешь? Материал кажется достоверным, но мы не можем это подтвердить".
Aslında bilgi gayet güzel, gerçek gibi duruyor ama bunu doğrulayamıyoruz" yazıp belgeyi sayfaya koyduk.Не знаем, но какво можем да направим? Материалът изглежда добре, звучи добре, но не можем да го потвърдим."
Aslında bilgi gayet güzel, gerçek gibi duruyor ama bunu doğrulayamıyoruz" yazıp belgeyi sayfaya koyduk.אנחנו לא יודעים, אבל מה אנחנו יכולים לעשות? החומר נראה טוב, מרגיש נכון, אבל אנחנו לא יכולים לאמת אותו"
Aslında bilgi gayet güzel, gerçek gibi duruyor ama bunu doğrulayamıyoruz" yazıp belgeyi sayfaya koyduk.中身はもっともらしく見えるが 検証はできなかった" そしたら今週になって
Aslında burada sürücüye kırmızı bir LED koyduk ki neler olduğunu görebilsin çünkü titreşimi göremiyorsunuz.És mivel a rezgés nem látható, piros LED-eket tettünk a vezetőre, hogy láthassuk, mi is történik valójában.
Aslında burada sürücüye kırmızı bir LED koyduk ki neler olduğunu görebilsin çünkü titreşimi göremiyorsunuz.Ponieważ wibracji nie widać, na potrzeby filmu do rękawic dodaliśmy czerwone diody.
Aslında burada sürücüye kırmızı bir LED koyduk ki neler olduğunu görebilsin çünkü titreşimi göremiyorsunuz.Y como no se puede ver la vibración, pusimos LEDs sobre el conductor, para ver lo que está pasando.
Aslında burada sürücüye kırmızı bir LED koyduk ki neler olduğunu görebilsin çünkü titreşimi göremiyorsunuz.И т.к. вибрацию нельзя увидеть, на водителя установлены красные светодиоды для демонстрации процесса.
Bakır bir stent koyduk ve bu bakır stent arteri aşındırarak kalp krizlerine neden olacaktı.Gli stiamo inserendo uno stent di rame, e questo stent di rame erode l'arteria e causa gli attacchi di cuore.
Bakır bir stent koyduk ve bu bakır stent arteri aşındırarak kalp krizlerine neden olacaktı.우리는 대신 구리로 된 스텐트를 넣기로 했고, 이 구리 스텐트는 동맥에 염증을 일으켜 부식시키고, 결국 심장 마비를 유발합니다.
Bakır bir stent koyduk ve bu bakır stent arteri aşındırarak kalp krizlerine neden olacaktı.Vamos pôr uma endoprótese de cobre, e esta endoprótese corrói a artéria e provoca ataques cardíacos.
Bakır bir stent koyduk ve bu bakır stent arteri aşındırarak kalp krizlerine neden olacaktı.Vom pune un stent din cupru, iar acest stent din cupru erodează artera şi va produce un atac de cord.
Bakır bir stent koyduk ve bu bakır stent arteri aşındırarak kalp krizlerine neden olacaktı.Wir setzten einen Kupferstent, der die Arterie erodiert und damit Herzinfarkte verursacht.
Bakır bir stent koyduk ve bu bakır stent arteri aşındırarak kalp krizlerine neden olacaktı.Zakładamy stent miedziany, który niszczy tętnicę i powoduje zawał serca.
Bakır bir stent koyduk ve bu bakır stent arteri aşındırarak kalp krizlerine neden olacaktı.Мы ввели медный, а он разрушает артерию и вызывает приступ.
Bakır bir stent koyduk ve bu bakır stent arteri aşındırarak kalp krizlerine neden olacaktı.Поставяме меден стент, този меден стент ерозира артерията и причинява сърдечни удари.
Bakır bir stent koyduk ve bu bakır stent arteri aşındırarak kalp krizlerine neden olacaktı.נכניס סטנט מנחושת, והסטנט מנחושת שוחק את העורק וגורם להתקפי לב.
Bakır bir stent koyduk ve bu bakır stent arteri aşındırarak kalp krizlerine neden olacaktı.سنقوم بتركيب دعامات نحاسية وهذه الدعامات النحاسية ستؤدي إلى تآكل الشرايين وتسبب نوبات قلبية.
Bakır bir stent koyduk ve bu bakır stent arteri aşındırarak kalp krizlerine neden olacaktı.この銅ステントは動脈を侵食し 心臓発作を引き起こします 気持ちよくありませんが 答えが必要だったので
"Başınızı fikir koyduk." >"Am pus ideea in capul tau." >
"Başınızı fikir koyduk." >"Én már fel a gondolat a fejébe." >
"Başınızı fikir koyduk." >"Eu coloquei a idéia em sua cabeça." >
"Başınızı fikir koyduk." >>
"Başınızı fikir koyduk." >"나는 머리로 생각을 넣었습니다." >
"Başınızı fikir koyduk." >"He puesto la idea en la cabeza." >
"Başınızı fikir koyduk." >"Ho messo l'idea in testa". >
"Başınızı fikir koyduk." >"Ich habe die Idee in den Kopf gesetzt." >
"Başınızı fikir koyduk." >"Ik heb gezet het idee in je hoofd." >
"Başınızı fikir koyduk." >"Jag har satt idén i huvudet." >
"Başınızı fikir koyduk." >"J'ai mis l'idée dans votre tête." >
"Başınızı fikir koyduk." >"Já jsem tu myšlenku do hlavy." >
"Başınızı fikir koyduk." >"Ja som tú myšlienku do hlavy." >
"Başınızı fikir koyduk." >"Mam pomysłu do głowy." >
"Başınızı fikir koyduk." >"Olen laittaa ajatuksen päähäsi." >
"Başınızı fikir koyduk." >"Saya telah menempatkan ide ke kepala Anda." >