Ana içeriğe geç
Sözlük

koyacaklar ile cümle

koyacaklar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Engelleyici nesneler alacaklar ve onları, kendileri ile onları sorgulayan insan arasına koyacaklardır.Mereka akan mengambil benda penghalang dan menaruhnya di antara mereka dan orang yang mewawancarainya.
Engelleyici nesneler alacaklar ve onları, kendileri ile onları sorgulayan insan arasına koyacaklardır.Que usam objectos barreira e os colocam entre eles e a pessoa que os está a entrevistar.
Engelleyici nesneler alacaklar ve onları, kendileri ile onları sorgulayan insan arasına koyacaklardır.Sie werden Gegenstände als Barrieren zwischen sich und ihrem Befrager aufstellen.
Engelleyici nesneler alacaklar ve onları, kendileri ile onları sorgulayan insan arasına koyacaklardır.Toman objetos como barreras y los colocan entre ellos y la persona que los interroga.
Engelleyici nesneler alacaklar ve onları, kendileri ile onları sorgulayan insan arasına koyacaklardır.Useranno degli oggetti come barriera tra sé e il loro interlocutore.
Engelleyici nesneler alacaklar ve onları, kendileri ile onları sorgulayan insan arasına koyacaklardır.Vezmú predmety na vytvorenie prekážky a položia ich medzi seba a osobu, ktorá im kladie otázky.
Engelleyici nesneler alacaklar ve onları, kendileri ile onları sorgulayan insan arasına koyacaklardır.Ze pakken barrière-objecten die ze tussen zichzelf en de interviewer plaatsen.
Engelleyici nesneler alacaklar ve onları, kendileri ile onları sorgulayan insan arasına koyacaklardır.Τοποθετούν αντικείμενα σαν εμπόδια ανάμεσα στους ίδιους και σε αυτόν που τους ρωτάει.
Engelleyici nesneler alacaklar ve onları, kendileri ile onları sorgulayan insan arasına koyacaklardır.Вони візьмуть якусь річ і поставлять її як перешкоду між собою та своїм співрозмовником.
Engelleyici nesneler alacaklar ve onları, kendileri ile onları sorgulayan insan arasına koyacaklardır.Они используют различные предметы в качестве барьера и помещают их между собой и опрашивающим их человеком.
Engelleyici nesneler alacaklar ve onları, kendileri ile onları sorgulayan insan arasına koyacaklardır.Поставят предмети като бариери между тях и човекът, който ги разпитва.
Engelleyici nesneler alacaklar ve onları, kendileri ile onları sorgulayan insan arasına koyacaklardır.הם ייקחו חפצים חוצצים ויציבו אותם בינם לבין המראיין.
Engelleyici nesneler alacaklar ve onları, kendileri ile onları sorgulayan insan arasına koyacaklardır.إنهم سيتخذون حواجز مادية ويضعونها بين أنفسهم والشخص الذي يجري معهم المقابلة.
Engelleyici nesneler alacaklar ve onları, kendileri ile onları sorgulayan insan arasına koyacaklardır.垣根を作ろうとします 声のトーンを変え
Göktaşına bir delik açıp içine nükleer bomba koyacaklar. Ama donanım sorunu var.Arriveranno, perforeranno, metteranno le bombe e le faranno esplodere... se tutto sarā pronto.
Göktaşına bir delik açıp içine nükleer bomba koyacaklar. Ama donanım sorunu var.Dom ska borra, släppa ner kärnvapen,... ...sticka och spränga, om vi kan laga utrustningen.
Göktaşına bir delik açıp içine nükleer bomba koyacaklar.- Ao asteróide.
Göktaşına bir delik açıp içine nükleer bomba koyacaklar.Aterrizan, perforan, meten bombas atómicas... ...se van y detonan.
Göktaşına bir delik açıp içine nükleer bomba koyacaklar.De borer hul, fylder atomvåben i -
Göktaşına bir delik açıp içine nükleer bomba koyacaklar.- Gor? Poslali jih bomo na asteroid.
Göktaşına bir delik açıp içine nükleer bomba koyacaklar.He poraavat asteroidilla, pudottavat ydinpommin reikään-
Göktaşına bir delik açıp içine nükleer bomba koyacaklar.- Hochschicken?! - Zu dem Asteroiden.
Göktaşına bir delik açıp içine nükleer bomba koyacaklar.-Poletí?
Göktaşına bir delik açıp içine nükleer bomba koyacaklar.Στον αστεροειδή.
Göktaşına bir delik açıp içine nükleer bomba koyacaklar.Изкопават дупка за ядрена бомба, излитат и я детонират.
Göktaşına bir delik açıp içine nükleer bomba koyacaklar.Изкопават дупка за ядрена бомба, излитат и я детонират.
Göktaşına bir delik açıp içine nükleer bomba koyacaklar..הם התאמנו במשך 8 חודשים
Göktaşına bir delik açıp içine nükleer bomba koyacaklar.سنرسلهم للنيزك يهبطوا يحفروا حفرة يضعوا فيها بعض الرؤوس النووية
‹‹İşte, kız gebe kalıp bir oğul doğuracak; adını İmmanuel koyacaklar.›› İmmanuel, Tanrı bizimle demektir.Aj, panna těhotná bude, a porodí syna, a nazůveš jméno jeho Emmanuel, jenž se vykládá: S námi Bůh.
‹‹İşte, kız gebe kalıp bir oğul doğuracak; adını İmmanuel koyacaklar.›› İmmanuel, Tanrı bizimle demektir.Ecco, la vergine concepirà e partorirà un figlio che sarà chiamato Emmanuele, che significa Dio con noi
‹‹İşte, kız gebe kalıp bir oğul doğuracak; adını İmmanuel koyacaklar.›› İmmanuel, Tanrı bizimle demektir.Een maagd zal een kind krijgen! En zij zal het kind Immanuël noemen. Dit betekent 'God is met ons."
‹‹İşte, kız gebe kalıp bir oğul doğuracak; adını İmmanuel koyacaklar.›› İmmanuel, Tanrı bizimle demektir.Eis que a virgem conceberá e dará � luz um filho, o qual será chamado EMANUEL, que traduzido é: Deus conosco.
‹‹İşte, kız gebe kalıp bir oğul doğuracak; adını İmmanuel koyacaklar.›› İmmanuel, Tanrı bizimle demektir.Hľa, panna počne a porodí syna, a nazovú jeho meno Immanuel, čo je preložené: S nami Bôh.
‹‹İşte, kız gebe kalıp bir oğul doğuracak; adını İmmanuel koyacaklar.›› İmmanuel, Tanrı bizimle demektir.Ímé a szûz fogan méhében és szûl fiat, és annak nevét Immanuelnek nevezik, a mi azt jelenti: Velünk az Isten.
‹‹İşte, kız gebe kalıp bir oğul doğuracak; adını İmmanuel koyacaklar.›› İmmanuel, Tanrı bizimle demektir.보라 처녀가 잉태하여 아들을 낳을 것이요 그 이름은 임마누엘이라 하리라 하셨으니 이를 번역한즉 하나님이 우리와 함께 계시다 함이라
‹‹İşte, kız gebe kalıp bir oğul doğuracak; adını İmmanuel koyacaklar.›› İmmanuel, Tanrı bizimle demektir.Oto panna będzie brzemienna i porodzi syna, a nazowią imię jego Emanuel, co się wykłada: Bóg z nami.
‹‹İşte, kız gebe kalıp bir oğul doğuracak; adını İmmanuel koyacaklar.›› İmmanuel, Tanrı bizimle demektir.Se, en jomfru skal bli fruktsommelig og føde en sønn, og han skal kalles Immanuel, det er utlagt: Gud med oss.
‹‹İşte, kız gebe kalıp bir oğul doğuracak; adını İmmanuel koyacaklar.›› İmmanuel, Tanrı bizimle demektir.“Ето девицата ще зачне и ще роди син; и ще му нарекат името Емануил” (което значи, Бог с нас).
‹‹İşte, kız gebe kalıp bir oğul doğuracak; adını İmmanuel koyacaklar.›› İmmanuel, Tanrı bizimle demektir.Ось дїва матиме в утробі, і вродить сина, і дадуть йому імя Емануіл, що перекладом є: 3 нами Бог.
‹‹İşte, kız gebe kalıp bir oğul doğuracak; adını İmmanuel koyacaklar.›› İmmanuel, Tanrı bizimle demektir.се, Дева во чреве приимет и родит Сына, и нарекут имя Ему Еммануил, что значит: с нами Бог.
‹‹İşte, kız gebe kalıp bir oğul doğuracak; adını İmmanuel koyacaklar.›› İmmanuel, Tanrı bizimle demektir.הנה העלמה הרה וילדת בן וקראו שמו עמנואל אשר פרושו האל עמנו׃
‹‹İşte, kız gebe kalıp bir oğul doğuracak; adını İmmanuel koyacaklar.›› İmmanuel, Tanrı bizimle demektir.هوذا العذراء تحبل وتلد ابنا ويدعون اسمه عمانوئيل الذي تفسيره الله معنا
‹‹İşte, kız gebe kalıp bir oğul doğuracak; adını İmmanuel koyacaklar.›› İmmanuel, Tanrı bizimle demektir.說 、 『 必 有 童 女 、 懷 孕 生 子 、 人 要 稱 他 的 名 為 以 馬 內 利 。 』 ( 以 馬 內 利 繙 出 來 、 就 是 神 與 我 們 同 在 。
‹‹İşte, kız gebe kalıp bir oğul doğuracak; adını İmmanuel koyacaklar.›› İmmanuel, Tanrı bizimle demektir.說 、 『 必 有 童女 、 懷孕 生子 、 人 要 稱 他 的 名為 以 馬內利 。 』 ( 以 馬內 利繙 出來 、 就是 神與 我 們 同在 。
Kandillikle takımlarını deri bir örtüye sarıp sedyenin üzerine koyacaklar.A obvinou jej se všechněmi nádobami jeho přikrytím z koží jezevčích, a vloží na sochory.
Kandillikle takımlarını deri bir örtüye sarıp sedyenin üzerine koyacaklar.A zavinú ho i všetky jeho nádoby do pokryvy z jazvečej kože a dajú na nosidlo.
Kandillikle takımlarını deri bir örtüye sarıp sedyenin üzerine koyacaklar.És tegyék azt és minden edényét borzbõrbõl csinált takaróba, és tegyék saroglyára.
Kandillikle takımlarını deri bir örtüye sarıp sedyenin üzerine koyacaklar.in naj ga denejo in vse posode njegove v odejo iz jazbečevih kož ter ga postavijo na nosila.
Kandillikle takımlarını deri bir örtüye sarıp sedyenin üzerine koyacaklar.I uwiną go ze wszystkiem naczyniem jego w przykrycie z skór borsukowych, i włożą na drążki.
Kandillikle takımlarını deri bir örtüye sarıp sedyenin üzerine koyacaklar.Ja he käärikööt sen ja kaiken sen kaluston sireeninnahkapeitteeseen ja pankoot kantopaareille.
Kandillikle takımlarını deri bir örtüye sarıp sedyenin üzerine koyacaklar.등대와 그 모든 기구를 해달의 가죽 덮개 안에 넣어 메는 틀 위에 두고
Kandillikle takımlarını deri bir örtüye sarıp sedyenin üzerine koyacaklar.Lo pondrán con todos sus utensilios en una cubierta de pieles finas y lo colocarán sobre las varas
Kandillikle takımlarını deri bir örtüye sarıp sedyenin üzerine koyacaklar.og de skal lægge den med alt dens Tilbehør i et Dække af Tahasjskind og så lægge det på Bærebøren.
Kandillikle takımlarını deri bir örtüye sarıp sedyenin üzerine koyacaklar.Og de skal legge den og alt som hører til den, i et dekke av takasskinn og legge det på en bærebør.
Kandillikle takımlarını deri bir örtüye sarıp sedyenin üzerine koyacaklar.Rồi để chân đèn và hết thảy đồ phụ tùng trong một tấm phủ bằng da cá nược, để lên trên cái sề.
Kandillikle takımlarını deri bir örtüye sarıp sedyenin üzerine koyacaklar.Rồi để chân đèn và hết_thảy đồ phụ_tùng trong một tấm phủ bằng da cá nược , để lên trên cái sề .
Kandillikle takımlarını deri bir örtüye sarıp sedyenin üzerine koyacaklar.să -l pună cu toate uneltele lui într'o învelitoare de piele de viţel de mare; apoi să -l pună pe targă.
Kandillikle takımlarını deri bir örtüye sarıp sedyenin üzerine koyacaklar.Und sollen um das alles tun eine Decke von Dachsfellen und sollen es auf die Stangen legen.
Kandillikle takımlarını deri bir örtüye sarıp sedyenin üzerine koyacaklar.и покроют его и все принадлежности его покровом из кож синих, и положат на носилки;
Kandillikle takımlarını deri bir örtüye sarıp sedyenin üzerine koyacaklar.и ще турят него и всичките му прибори вътре в покрива от язовски кожи и ще го окачат на лост.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod